29 Mayıs 2012 Salı

Nükhet Duru - Düşkünüm Sana

Nükhet Duru'dan Dolu-Dolu Bir Albüm...

...Bekliyoruz.

İçimden bir ses Nükhet Duru'nun yeni albümünün heyecan verici bir albüm olduğunu söylüyor. Herkes Nükhet Duru'dan bir "Melankoli" veya bir "Ben Gene Sana Vurgunum" gibi şarkılar bekliyor ama ben beklemiyorum. Zaten o şarkılar var. Ben bir "Aç Gözünü Adamım" gibi klasik tarzının dışında beklenti içersindeyim. Mesela Ambulans grubunu duyunca heyecanlandım. Diğer bildiğimiz sanatçıların besteleriyse umarım farklı bir şeylerdir. Değişik değişik besteciler olduğuna göre konsept bir albüm olmayacak. Ben en çok düzenlemeler kime ait onu merak ediyorum. Çünkü şarkıyı gösteren düzenlemesidir. Bu albümde yer alacak şarkıların isimleri şimdiye kadar duyduğumuz kadarıyla Sezen Aksu, Şehrazat, Sıla Gençoğlu, Ambulans Grubu, Nazan Öncel Ahmet Kaya. Keşke bunlara Selim Atakan da eklenebilseydi. Bazı albümler yayınlandıktan sonra bile yeni şarkılar ilave edilerek yeniden basıldığına göre, Selim Atakan besteleri niye eklenmesin ki bu albüme. Tabi benimkiler kendimce beklentiler. Sanatçıya müdahalede bulunmak dinleyicinin haddine değil kesinlikle. Ben sadece bloğumda naçizane düşüncelerimi ifade ediyorum. Hani onca yıl bekledikten sonra dolu-dolu bir albüm olsun, çıktığına değsin istiyorum.

İzel bugünkü röportajında demiş ki, "Sırf 'Yıkılmadık, ayaktayız' demek için albüm yapıyoruz". Gerçekten 80'li yıllarda neredeyse her yıl albüm yapmış Nükhet Duru, 90'lı yıllarda iki yılda bir albüm yapmış. 2000'li yıllardaysa sadece iki albüm yapmış. Tabi ki arz ve talep değişti, albüm çıkaran sanatçılar çoğaldı, albümler iş yapmaz oldu, şirketler finansmanı karşılamayınca da iyi sanatçılar albüm yapamaz oldu.

İşte "fırsat bu fırsat" diyip Nükhet Duru'nun albümü dolu-dolu olsun. Yıllarca bekledik, biraz daha bekleyebiliriz. "Selim Atakan da olsun" diyorum arsız ve yüzsüz bir şekilde özür dileyerek. Kimin olacağına karar vermek haddimize değil çünkü.

28 Mayıs 2012 Pazartesi

"İki Hayat" Şarkısı Nükhet Duru'nun Yeni Albümünde...

...Keşke Yer Alabilse!

İki hayat, yıllar boyu birmiş gibi ortak,
Ne zormuş bir hayatı ikiye ayırmak.

Nükhet Duru müziğe uzun yıllar ara verdi gibi zannedilebilir ama sanat hayatı Nükhet Duru kadar faal olan başka bir sanatçı gelmiş midir acaba dünyaya? Sahne yaşamı bütün hızıyla sürüyor da, bir de stüdyo albümü olmasa bile single'larla, toplamalarla, konser albümleriyle, ortak çalışmalarla, televizyonlarda söylediği şarkılarla iz bırakıyor müzik dünyasında.

Bir bayram akşamı televizyon stüdyolarında sadece eserin sahibinin piyanosu eşliğinde canlı söylenen, ilk ve son kez dinlediğimiz "İki Hayat" kayıt altına alınmasa bile müzik tarihimize vurulmuş asla silinmeyecek bir damgadır. Ve bu şarkı benim için bin tane albüme bedel bir şarkıdır. Kalitesiz bir kayıt olsa da video paylaşım sitesinden mp3'e dönüştürdüğüm formatıyla, benim için bir baş yapıttır. Bu öyle bir şarkıdır ki, Nükhet Duru dışında kimsenin söylemeye cesaret edemeyeceği kadar zor, Nükhet Duru'nun ses ve yorumu dışında hiç kimseye yakışmayacak kadar şahsına özel çok ama çok özel bir şarkıdır. Umarım birisi de böyle bir cahilliğe kalkışıp bu şarkıyı söylemeye, lekelemeye kalkışmaz. Bana göre Selim Atakan şarkılarıyla Nükhet Duru ses ve yorumu birbirini tamamlayan özel ruhlar. İnanın Selim Atakan şarkılarını Nükhet Duru dışında hiç kimseye yakıştıramıyorum.

Ne istiyorum biliyor musunuz; Bu şarkının eninde-sonun da Nükhet Duru tarafından orjinal olarak kaydedilmesini istiyorum da, sanatın bütün meleklerinin çabasıyla bu şarkı Nükhet Duru'nun yeni albümünde yer alsın. Bir şeyler olsun ve bu şarkının yeni albümde yer almasına karar verilsin. Hiç fark etmez albüm biraz daha gecikebilir. Yıllarca beklemişiz bir şarkılık mı bekleyemeyeceğiz.

Hatta ben isterim ki, albüm çift CD'ye dönüşsün, şarkı sayısı 30-40'a yükselsin ve geçmiş yıllarda albüm yapılmaması telafi edilsin. Ne çok şey istiyorum değil mi? Hatta dünyanın en imkansız şeyini istiyorum. Aslında hiç de imkansız değil. Bu sabah televizyonda magazin programlarından birine rast geldim. Demet Akalın diyor ki; "Bu yaz albüm yok ama Sonbahar'da çift CD'lik albümle geliyorum". Tanrım kafayı yiyeceğim!

27 Mayıs 2012 Pazar

Nükhet Duru

"Nükhet Duru hem dost hem de sevgili"

Nükhet Duru bu yıl 40. sanat yılını kutluyor. Üstelik Sezen Aksu'nun prodüktörlüğünde yaptığı 'Tam Zamanında' adlı yeni bir albümle.

Naim Dilmener, 40 yıl önce gazino kulisinin kapısında tanıştığı ve o günden beri adım adım takip ettiği Duru’nun hikayesini Vogue Türkiye için yazdı.

Ne zaman Nükhet Duru’dan laf açılsa aynı şeyleri söyler ya da duyarız: “O bambaşka biridir...” Hakikaten de bambaşkadır. Bu cümleyi sarfeden canı gönülden sarfeder, dinleyen de canı gönülden tasdik eder: “Evet bambaşka...” Neden öyle olduğu konusunda yüzlerce sebep sıralanabilir. Hepsi de doğru ve birbirini tamamlayan şeylerdir. Ama tamamı bir insanı ‘insan’, bir sanatçıyı da ‘sanatçı’ yapan şeylerdir. Tırnaklarıyla kazıyarak gelmiştir olduğu yere. Hep doğru bildiğini yaparak hem de... 1972. Liseyi bitirmiş, üniversite imtihanlarına hazırlanmaktaydım o yaz. Ama eğer günlerden çarşamba ya da pazarsa kitabı erkenden kapatır, soluğu Yenikapı’daki Çakıl ve Gar gazinolarının kulis kapılarında alırdım.

Giren ve çıkanların önüne atlar, onları ne kadar sevdiğimi, ne kadar hayranlıkla dinlediğimi anlatır, imzalı birer fotoğraflarını isterdim. O günlerde, henüz herkesin cebinde kameralı telefon olmadığı için, sanatçı ile fotoğraf çektirmek imkansız bir şeydi. Ama onlardan fotoğraf istenirdi; bu adettendi. Zaten iç cepleri, çantaları bu siyah beyaz fotoğraflarla dolu olurdu. Çekerlerdi birer birer, ‘filancaya sevgilerimle’, ‘falancaya saygılarımla’ diyerek gazlı kalemlerle basarlardı imzayı. İşte bu Mardinli yeniyetme de koleksiyonunu zenginleştirmek için o güne kadar hiç bilmediği, hiç duymadığı isimlerin de önüne atlardı ve bunlardan biri de, nerdeyse yaşıtı sayılabilecek bir genç kız, hatta bir çocuktu. İsmini, kulis kapısının bekçisinden öğrenmiştim. “Nükhet Duru’dur ismi” demişti, “Çok gençtir ama herkesten iyi şarkı söyler.”

Çarşamba ya da pazarların birinde Nükhet Duru’nun da yoluna çıktım: “Bir imzalı fotoğrafınızı rica edebilir miyim?” Daha fazla bir şey söyleyememiştim çünkü en çok hangi şarkısını sevdiğimi sorsa, rezil olacağımın farkındaydım. “Henüz fotoğraf çektirmedim, daha sonra inşallah...” diye cevap verdi. Ve o günden sonra büyük bir şevkle, adım adım takip etmeye başladım onu. Ve buna değdi. Bir tek gün olsun, bir şarkısında olsun yanıltmadı beni. 80’lerle birlikte Türk müziği söylemeye başladığında, iflah olmaz bir popsever olarak üzülmedim değil ama öyle güzel, öyle naif söylemişti ki o şarkıları, “Bu aralar da böyle olsun” diyerek kendimi razı etmiştim. O zamanlar her şey biraz plak demekti.

İlk Nükhet Duru 45’liği için çok beklemek zorunda kaldık. 1975 yılında AS’tan çıktı: Bir yüzünde Aklımda Sen Fikrimde Sen, diğer yüzünde Karadır Kaşların. Evet evet o meşhur türkü, hani ferman yazdıranı. Plağın iki tarafı da ama özellikle arka tarafı müthişti. Ama eleştirmenlerin, “Genç bir yetenek”, “Fena da değil gerçi...”, “İlerisine de bakmak, ne yapacağını beklemek gerek” gibi cümleleri ile yetinmek zorunda kaldık ben ve bütün hayranları. Ama o kendini tanıyor, kendine güveniyordu. Olanlar da birkaç ay içinde oldu zaten. O sıralarda Tanju Okan Kadınım ile ortalığı ateşe vermişti ve bu şarkının söz yazarı da genç bir isimdi: Mehmet Teoman.

Bir gün, Sarıyer’deki Urcan gazinosunda oturan Mehmet Teoman’ın yanına bir genç kız yaklaştı ve “Bana bir şarkı yazmanızı istiyorum” dedi. Mehmet Teoman yıllar sonra o günleri bana şöyle anlattı: “O kadar kendinden emindi ki bunu söylerken, istediğine evet demek dışında başka bir yol yoktu.” Mucizevi bir tanışma olmuştu bu; sadece taraflar için değil, herkes için... Gelin o günlerin Hey dergilerinden birini karıştırıp, işe nerelerden başlandığına bir bakalım. Tarih 14 Ocak 1976: “Geçtiğimiz hafta İstanbul gazetelerinde Nükhet Duru Show başlığı altında ilanlar yayınlandı.


Müzikal yıldızı...

Genç şarkıcının bir de duyurusuna rastladık. “Ben Nükhet Duru... Uzun süredir çalışmalarını sürdürmekte olduğum show’umu yalnızca Playboy kulüpte sergileyeceğimi saygıdeğer seyirci ve dinleyicilerime bildirmeyi bir görev sayarım” diyordu. Liza Minelli Show, Lulu Show, Tom Jones Show ve Sylvie Vartan Show hiç de yabancısı olmadığımız gösterilerdi. Ülkemizde de ilk olarak hazırlanan böylesine geniş kapsamlı bir şovu Hey okurları için dakikası dakikasına izledik: Saat gece yarısını çoktan geçmiş...

Sahneye gelen Erol Duygulu Orkestrası şovun başladığını ilan ediyor. Arkasından orkestra, görevini DJ’e bırakıyor. Avrupa’dan getirtilen hızlı ritimli plaklar eşliğinde Go Go Dans Grubu gösterilerine başlıyor. Gösterinin bitiminde, orkestra Sen Benimsin’i çalmaya başlıyor ve Nükhet Duru elinde mikrofonuyla kulis kapısından çıkıyor. Şeffaf yırtmaçlı giysileri içinde Beni Benimle Bırak ve Anılar’ı söyleyen Nükhet Duru’ya daha sonra dans grubu da katılıyor. Büyük bir rock’n roll gösterisi başlıyor.

Gösteri devam ederken kulise dönen Nükhet Duru, bu kez, topuz yapılmış saçları ve siyah giysileriyle sahneye geliyor. Yalnız Kadın ve Kulis Kapısı’nı söyledikten sonra Okay Temiz’i sahneye çağırıyor. Okay Temiz’in 15 dakikayı bulan kişisel gösterisinin bitimine doğru orkestra yeniden şova katılıyor. Go Go Dans Grubu’na mayosuyla Nükhet Duru da ekleniyor. Gösterinin bitiminde bütün sanatçılar yeniden sahneye geliyor ve Biz Doğuştan Sanatçıyız deyip gösteriyi bitiriyorlar...”

Belli ki Mehmet Teoman, elinde her kalıba girebilecek komple bir sanatçı olduğunu görmüş, daha sonraki yıllarda Egemen Bostancı’nın uç noktalara taşıyacağı müzikallerin temelini böyle atmıştı... Nükhet Duru imaj ya da görünüm adına bir sürü şeyi denedikten sonra kararını verecekti. Geçen zaman ile birlikte ağırlık yırtmaçlı giysilerden siyah giysilere kaydı; saçlar, kulise dönmeye gerek kalmaksızın topuzda sabitlendi.


Altın çağ başlıyor

Duru ve Teoman ikilisi, bir süper müzisyen ve besteci ile tanıştı, bu iki ismin yanına üçüncü bir isim eklendi, Cenk Taşkan. Salim Dündar’ın aracılığıyla ekip tamamdı artık. Ardından da plaklar, plaklar, plaklar... Tamamı popüler müziğimizin vazgeçilmezleri arasına girmiş plaklar... Kısa süre içerisinde, arka arkaya. Beni Benimle Bırak ile başladı sonraları ‘altın çağ’ olarak etiketlenecek bu dönem. Canım Yandı, Cambaz, Harp ve Sulh, Güneş ve Anılar ile devam etti. Araya Eurovision’lar da girdi ve nihayetinde bu birliktelik, çoğu eleştirmenin En İyi 10 Albüm listesine dahil ettiği (bana göre en iyi) Bir Nefes Gibi albümüyle taçlandı. Sonra da Mehmet Teoman ve Cenk Taşkan’ın nöbetini Ali Kocatepe devraldı. Amaç altın çağı sürdürmekti, sürdürüldü. Melankoli ve Ben Sana Vurgunum sarıp sarmaladı bütün memleketi.

Art arda başkaları geldi: IV, (o müthiş Seninle’li) Nükhet Duru 1981. Bir başka rüya ekip, Çiğdem Talu-Melih Kibar ile Aşıksam Ne Farkeder, Her Şey Yeni. Attila Özdemiroğlu destekli Sevda. Murathan Mungan’ın sözlerini yazdığı emsalsiz Bir Tek Sevgili parçasının da olduğu Çek Halatı Gönlüm. Erken bir best of olan Benim Şarkılarım. Selim Atakan ile müthiş bir işbirliği sonucunda yapılan Benim Yolum. Büyük bir hit haline gelecek Mahmure’li Aç Gözünü Adamım... Ve başka ekiplerle bambaşka albümler. 1996 yılında ise Türkçe popun bilirkişilerinden biriyle, Mete Özgencil ile yolları kesişti, Gümüş adlı kıymeti fazlaca bilinmemiş bir albüm çıktı. 1997 yılında ise beklenen gerçekleşti. Duru, kendisine büyük başarı yaşatmış Mehmet Teoman ve Cenk Taşkan ile yeniden bir araya geldi. Bu yeni dönem kıymeti hiç bilinmemiş bir başka albüm olan Mühür ile başladı, giderek elektronikleşmeye başlayan piyasaya bir tür protesto sayılması gereken Bir Nefes Gibi ile devam etti. Nükhet Duru, bir yandan çağın gereklerine de kendince uymaya çalıştı. Mehmet Teoman’ın bir projesi olan remix öyleydi mesela. İki ayrı single olan Beni Benimle Bırak, Biz Göçmüşüz Buralardan, Ben Sana Vurgunum ve Kolay Kolay’ın muhtelif remix’leri, belki bir ticari başarı elde edemedi ama remix ve dans müziğine uzak duran genişçe bir kesimi pistlere çekti, havaya soktu. Sahnelerde uzunca bir süre omuz omuza olacağı Cenk Eren ile Muhteşem İkili olarak çıktı karşımıza.


Nükhet-Sezen el ele

Mete Özgencil ile yeniden bir şeyler denemeye giriştiği İlk 2 single’ı sonrası ise Selim Atakan ile çalışmaya başladı. Yapılan, hazırlanan şarkıların büyük bir kısmını her ikisinin de yakın bir dostu olmam hasebiyle dinleme şansına sahip oldum. Diyebilirim ki, bu ikili bütün zamanların en iyi albümlerinden birini yapmak üzereydi. Ama şartlar projenin rafa kaldırılmasına sebep oldu, çünkü Nükhet Duru, Sezen Aksu’nun şarkılarının ağırlıkta olduğu bir albüm yapmaya karar vermişti. Daha pop, daha güncel bir albüm. İsmi şimdilik Tam Zamanında olarak anılan bu albüm henüz bitmedi. Ama çok yol alındı ve bitirilmek üzere. Büyük bir terslik olmazsa, bu ay çıkacak.

Aytuğ Yargıç’ın stüdyosunda bu albümün büyük bir kısmını dinledim. Nükhet Duru ve Sezen Aksu el ele vermiş, Nükhet Duru’ya yaraşır bir güncel pop resmetmişler. Kırk yıllık Nükhet Duru hayranları da bayılacak bu albüme, Duru’yu ilk olarak keşfedecek genç insanlar da. Bir Hicran var mesela albümde, hepimizin yeni İkinci Bahar’ı olacak gibi görünüyor. Öyle sağlam, öyle duygusal, öyle çekici bir şarkı. 1972-2012. Müzikte 40. yıl. 40 yıl! Dile bile kolay değil. Her ama her anı müzik ile, hem de mükemmel bir müzikle döşenmiş bir kırk yıl ise zordan ötesi. Ama Nükhet Duru bu; bir tek o yapabilirdi, yaptı...

Vogue Türkiye

(20.05.2012 tarihli Pazar Postası'ndan alınmıştır.)

Nükhet Duru'nun Son Albümünde Bomba Bir Sezen Aksu Şarkısı; "Hicran"

Bugün Naim Dilmener'in kadın dergilerinin birinde Nükhet Duru'nun sanat yaşamının 40. yıl şerefine yazdığı yazısını okudum ama üzüldüm. Neden mi? Aslında Nükhet Duru'yu duyduğum ve gördüğüm kadarıyla hiç kaçırmamaya çalışan biri olarak albüm çalışmaları yapıp, içine sinmediği için iptal ettiğini tahmin ediyordum ve bunu duyuyordum da. Bu dergideki Naim Dilmener yazısında da çıkmak üzere olan albümünden önceki çalışmalarından sonuncusunu dinlediğini ve beğendiğini okuyunca, albümün her ne olursa olsun çıkmamasına üzüldüm. Naim Dilmener'in dediğine göre albüm güncel bir nitelik taşımadığı için iptal edilmiş. Ama sırf bunun içinse çok üzülürüm gerçekten. Ama Nükhet Duru'nun dediği gibi kendi içine sinmediği için iptal ettiyse o zaman anlarım. "Gece Saat On iki"den beri başlanıp da bitirilmeyen veya çıkarılmayan üç-dört albüm hatırlıyorum. Ahmet Özden'le çalışırken bir albümü çıkaracaktı ve habercisi "Durup Dururken" idi. Mete Özgencil ile çalışırken çıkacaktı ve habercisi "İlk İki" idi. Selim Atakan'la çalışmasından çıkacak albümden çok heyecanlandığını bile duymuştuk televizyonda ve "İki Hayat" gerçekten benim çok sevdiğim bir şarkıydı. O da iptal oldu. Etti mi en azından üç albüm. Naim Dilmener çıkacak olan son çalışmasını da çok beğenmiş. Özellikle "Hicran" isimli şarkı "İkinci Bahar" seviyesinde bir şarkıymış. Hayırlısı. Mayıs sonuna yetişmeyecek anlaşılan yeni albüm. Umarım Haziran içinde dinleyebiliriz biz aksilik olmaz da.

25 Mayıs 2012 Cuma

Nükhet Duru Neden Gay İkonudur?


Heteroseksist bir dünyada en çok ayrımcılığa maruz kalan eşcinsellerin maruz kaldığı ahlakçılığa o da maruz kalmış ve psikolojik olarak bu baskıları kaldıramadığı için 19 yaşındayken felç geçirip 2 ay yatağa bağımlı hale gelmiştir.

Ne kadar yetenekli olursan ol, erkek egemen ve sömürgeci bir sistemde başarılı olmak o kadar kolay değildir ve bağımsızlığını kazanıncaya kadar kişiliğinden, karakterinden ödün vermek zorunda kalabilirsin ama o ilk müzik kayıtlarından itibaren ne yapmak istediğinin bilinciyle, kiminle ve nasıl çalışacağının kararını vererek ona göre hareket etmiş ve daha ikinci 45'liğinde "Beni Benimle Bırak" gibi bir klasikle müzikte kalıcı hale gelmiştir. İlk albümü "Bir Nefes Gibi" Türkçe söz ve özgün besteleriyle, çağdaş ve senfonik düzenlemeleriyle müziğimizin dönüm noktası olmuştur. Çünkü o güne kadar pop müziğimiz üzerine Türkçe sözler yazılan aranjmanlardan oluşmaktaydı. Mesleğinde müziğimiz adına en iyi işleri o yapmıştır ama asla anlaşılamamıştır. Müziğe başladığı 70'li yıllardan günümüze aralıksız müzik hayatını sürdüren 5 Pop Müziği kadın sanatçımızdan biridir. Diğerlerinden farklılığıysa, müzik anlayışının sıradan pop tarzından ayrışıp daha çağdaş ve evrensel çok sesli bir yapıya sahip olmasıdır. Yaptığı iş adına bundan daha büyük başarı olabilir mi? Bir kadın olarak hem cinsiyetçi ve ahlakçı yapıyı karşına almak, hem de müziğin ticarileştiği bir dünyada özgün bir sanat icra etmek, görsel ve işitsel dünyada varolup kalıcı olabilmek o kadar kolay olmasa gerek. Ahlakçı sistem yüzünden geçirdiği psikolojik kökenli felcin ardından bile ayağa kalkıp yürüyebilmesi, dik durmak adına örnek alınması gereken bir azimdir ve ahlakçı anlayışa ve ayrımcılığına maruz kalan eşcinseller gibi kesimlerin, bu yaşam mücadelesinden cesaret almasından daha doğal ne olabilir?

Nükhet Duru'nun farklı kesimlere karşı çekingenliğini hiç duymadığım gibi, çevresindeki insanlardan hayranlarına kadar eşcinsellerle olan dostluğunu bilmeyen yoktur sanırım.

Bir yazımda değindiğim gibi, belki bazıları katılmasa da, Nükhet Duru'da bir cinsiyetsizlik hakimdir. Zaten kişilik olarak cinsiyet ayrımcılığı yapmadığını biliyoruz da, görsel olarak da sanki LGBT ailesinin bir üyesidir. Kadınlığına kavuşmak için çaba sarf eden bir travesti, kadınlığını doya-doya yaşamak için abartıya kaçan bir ihtişam abidesidir. Makyajından giyimine, küpesinden ayakkabısına kadar görselliği en moda, en zarif, ve de en ihtişamlı taşıyan birkaç isimden biridir. Sadelikle abartıyı yanyana taşıyabilmek de herkesin harcı değildir.

Karakterinden kaynaklanan rengarenklik de onu cazip hale getiren unsurlardan biridir. İçinde taşıdığı binbir duygu ve yaşadığı fırtınaların dışarıya aksettirdiği cümbüş, biz eşcinsellere yaşatılan kaostan kurtulma haliyle örtüşmektedir. Onun gibi yaşadığımız sıkıntıları unutup, hep pozitif olmaya, hayata hep umutla bakmaya çabalıyoruz. Nükhet Duru şarkılarında hayata dair her şey vardır ama en çok umut vardır biz eşcinsellerin hayatta kalabilmek için en çok ihtiyacı olan şey gibi.

Nükhet Duru'yu anlayabilmek için yüzeysel olmamak gerekir. Tıpkı biz eşcinsellere önyargıyla yaklaşmak gibidir Nükhet Duru'yu anlayabilmek. İç dünyasını görebilenler, hissedebilenler anlayabilir ancak ondaki duyarlılığı, duygu yoğunluğunu, arkadaşlığını, dostluğunu.

Herkes eşcinseller için derler ya, "cinsel tercihleri kendilerini ilgilendirir" diye ama hiç de öyle değildir durum. Öyle diyenlerin gir girebilirsen bakalım iç dünyalarına veya kendilerinden bir eşcinsel çıksın nasıl cephe alıyorlar. Gösterilen samimiyetin sahte olduğunu gerçeklerle yüzleştiğin zaman anlayabilirsin. Ben kendi adıma, belki özlediğim o samimiyeti, içtenliği yakaladım Nükhet Duru'da. Kendisiyle hiç yüzyüze gelmedim ama onlarca şarkısında o içtenliği yakalayabilmiş olmam bir tesadüf olamaz sanırım. Belki de eşcinsel dünyasının onu çok sevmesinin sebebi, abartı zannedilecek kadar çok samimi-içten olmasıdır.

Nükhet Duru içi-dışı birdir, şeffaftır, içinden nasıl geliyorsa öyle davranmaya çalışır. Kendisi gibidir. Bu kendisi olma hali maskeleri düşürme korkusuyla sahte dünyada tehlike olarak algılanabilir. Buna aldırış etmez işte Nükhet Duru.

Çıkarcı dünyada hayat onu da bizim gibi kırılgan yapmıştır. Çabucak alınıp küsebilir, kabuğuna çekilebilir, zaman-zaman müzikte uzun sayılabilecek teneffüslere çıkar ama pes etmemesi gerektiğini bilir.

Şarkılarında eşcinselliğe dair aşklar vardır "Sevda"da, "İyi Oldu Gelmediğin"de, "Bir Tek Sevgili"ye de, "Şu Senin Çekip Gitelerin"de ve daha bilmediğimiz bir çok şarkısında olduğu gibi.

Her kesimden eşcinsel onu çok sever. O da bunun farkındadır. Karşılıklı cinsiyetsiz bir aşk vardır Nükhet Duru'yla eşcinseller arasında. Belki de hepimiz birer Nükhet Duru'yuz, Nükhet Duru da bizdir.

Biz eşcinsellerin kendilerine gay ikonu seçmelerinin sebebi, en ötekileştirilmişliğe karşı güçlü bir şekilde var olanla bütünleşerek, kendini gerçekleştirme ihtiyacı sanırım. Neredeyse her eşcinselin içinde bir sanatçının olmasından dolayı da, eşcinsellerin kendilerini tatmin edecek sanatsal alanlardan ikon seçmeleri çok doğal. Sindirilmişliğin acısını bu ihtişamlı ve güçlü ikonlara imrenerek, onları çok severek, yükseklere taşıyarak çıkartırlar. Biz eşcinseller yaşayamadıklarımızı onlarda yaşıyoruz galiba.

Kimbilir, içimizdeki transseksüel onunla vücut buluyor, kadınlığımız onunla gerçekleştiriyordur kendini.

(Devam Edebilir...)

Pop Müziğimizin En "Travesti" Kadınları; Nükhet Duru, Ajda Pekkan, Seyyal Taner, Hande Yener


http://kaosgl.org/sayfa.php?id=11461

Nükhet Duru

24 Mayıs 2012 Perşembe

Dostları Meral Okay'ı Andı

Meral Okay için anma gecesi düzenlendi.Gecede Meral Okay'lı anılar anlatıldı, onun en sevdiği şarkılar seslendirildi.





Meral Okay Anıldı' Adlı Fotoğraf Galerisine Gitmek İçin Tıklayınız. Geçen ay hayatını kaybeden Meral Okay için modacı Dilara Endican, Kuruçeşme'deki evinde özel bir davet verdi.

Davete başta Sezen Aksu, Serdar Bilgili, Meltem Cumbul, Nükhet Duru, Gül-Ezo- Ali Sunal, Begüm Kütük, Erdil Yaşaroğlu, Selma Ergeç, Meryem Uzerli, Nur Fettahoğlu, Burçin Terzioğlu, Murat Yıldırım, Ebru Öztürk, Bekir Aksoy gibi ünlü isimlerin katıldığı gecede duygulu anlar yaşandı.

Minik Serçe’nin özellikle Meral Okay’ın yazdığı ‘Adı Bende Saklı’, ‘Masum Değiliz’, ‘Helal Ettim Hakkımı’ gibi şarkıları söyledikten sonra gözyaşlarını tutamadığı öğrenildi.

Sezen Aksu, sabaha dek süren buluşma sırasında sözleri Okay'a ait 'Helal Ettim Hakkımı' şarkısını söylerken ağladı!


ANILARINI ANLATTILAR

En duygusal anlar ise Aksu'nun sözleri Meral Okay'a ait 'Helal Ettim Hakkımı' şarkısını söylerken yaşandı. O an herkes ağladı.

Gecenin sonunda gazetecilerin sorularını yanıtlayan ünlülerin ortak dileği Okay’ın ebedi istirahatgâhında huzur içinde yatması oldu.

Gecede Sezen Aksu’nun dışında Nükhet Duru ve Meltem Cumbul da şarkılar söyledi. Saat 21.00 sularında başlayan anma gecesi sabahın ilk ışıklarına kadar devam etti.

DUYGU YÜKLÜ BİR GECE

Muhteşem Yüzyıl’da Hürrem Sultan’ı canlandıran Uzerli duygu yüklü bir gecce yaşadıklarını ve Okay’ı çok özlediğini dile getirdi.

Meryem Uzerli, Endican’ın evinden yakın arkadaşı Selma Ergeç’le çıkarken Kuruçeşme’den yeni sevgilisi Can Ateş’in aracıyla alındı.

22 Mayıs 2012 Salı

Nükhet Duru

Bitmez Tükenmez Bir Duygudur Nükhet Duru; Ner'de O Eski Şarkılar...

Nükhet Duru'nun benim için ön plana çıkan şarkılarından dolayı bazı şarkılarını ihmal edip, geç keşfetmişliğim vardır. Aslında bu, duyguların müzik diliyle ifadesinin daha önce öğrendiğim ifade şekillerinden belki de daha özel ve daha güzel olmasından kaynaklanan bir yabancılık. Ne kadar ihmal ettiğim bir şarkısı varsa, hep çok özel, en güzellerinden biri olduğunu keşfediyorum üzerine gidince. Bu da bana yüzeyselliğin gerçekleri kaçırmama sebep olduğunu öğretiyor. O yüzden diyorum ki, boş Nükhet Duru şarkısı yoktur, anlaşılamayan Nükhet Duru şarkısı vardır. Kendimi çok şanslı hissediyorum Nükhet Duru'nun hiç bitmemesinden, tüketilememesinden dolayı.

En özel tarafı ne biliyor musunuz Nükhet Duru'nun benim için; Her şarkıda her duyguya göre farklı bir ses tonu ve rengiyle şarkı söylemesi, anlatmak istediği duyguyu birebir verebilmesi. Mesela "Kadın" şarkısında kadını öyle içten anlatıyor ki, kadınların ne kadar özel olduğunu anlıyorsun. Sonra da kadınlar hakkındaki önyargıların hesabını öyle inandırıcı bir duyguyla soruyor ki, gerçekten önyargılı olduğunu ne kadar katı olursan ol kabul etmek zorunda kalıyorsun. Bunu sözlerle yapmıyor, duyguyla yapıyor.

Nükhet Duru

Türkiye'nin Tek Divası Nükhet Duru'ya Her Tür ve Tarz Yakışıyor

Video paylaşım sitesinde Nükhet Duru'nun plak, CD kayıtlarına geçmeyen bir çok türde söylediği şarkılarla türkülerle karşılaşıyorum. Bir çok insan Nükhet Duru'nun her telden söylemesine itiraz edebilir çizgisinden saptığı için ama ben bir sanatçının tek düze olmasına karşıyım. Söyleyemiyorsa söylememeli ama söyleyebilecek bir ses kapasitesi varsa, bence söylemeli. Zaten Nükhet Duru'yu gerçek bir sanatçı yapan her türden söyleyebilme kapasitesidir. Ben Nükhet Duru'yu her telden seviyorum. Belki benim değişken yapımdan, belki de Nükhet Duru'nun bunu isteyerek yapmasından çok yakıştırıyorum ona her tarzı.

TRT'de canlı söylediği ve albümlerindeki modern türkü kayıtlarında da, Sanat Müziği kayıtlarında da, filmlerde söylediği Arabesk şarkılarda da, müzikallerde söylediği her tarzdan şarkılarda da çok seviyorum onu. Özellikle kendini ispat ettiği Latin tarzında bitiyorum ona. Çocuklar için söylediği şarkıları bile sanki büyükler için söylenmiş gibi her yaştan insanın dinleyebileceği seviyedeler. "Güzel ve Çirkin" filminde de batı tarzında klasik çok güzel bir çocuk şarkısı söylemiş. Ona ne yakışmıyor ki? Caz formatı da çok yakışıyor, şarkıların bazı bölümlerinde opera gırtlağıyla yaptığı tiz çıkışlar da. 70'lerin ve 80'lerin disco soundunu da en çok ona yakıştırıyorum. İlk albümlerindeki bir çok şarkıda özellikle düzenlemelerin verdiği havayla sanki klasik müzik dinliyor gibi oluyorsun. Belki Nükhet Duru Rock mı söylemiş diyenler olabilir ama, bırakın tınılarını ve soundunu, Rock'ın isyankarlığını onun şarkılarında görmemek, duymamak için kör ve sağır olmak gerekir. Özellikle en çok sevdiğim tarzıysa Cumhuriyetimizin Ahmet Adnan Saygun gibi çağdaş klasik müzik bestecilerinin kültürümüzün renklerini taşıyan çok sesli besteleri var ya, "Çakır" ve benzeri şarkıları sanki onlar gibi geliyor bana ve beni çok şahlandırıyor dinlerken.

Opera ve klasik müzik sanatçısı olmasını çok isterdim Nükhet Duru'nun. Zaten tavrı, tarzı da tam bir diva değil mi; Simsiyah saçlar, sımsıkı bir topuz, opera gırtlağı, şarkılarını söylerken şarkıyla bütünleşmesi... Türkiye'nin tek divası bence Nükhet Duru. Kimse ben divayım diye komik duruma düşmesin. Benim bildiğim diva opera sanatçılarına denir ve buna en çok yakışan da Nükhet Duru'dur. Her popçuya diva dersen, divalık bu kadar ucuzlar tabii.

Bence her tarzda söylemeli Nükhet Duru. Belki en çok bu yüzden de çok seviyorum onu. Sanat ve sanatçı adına da olması gereken bu yenilikçilik ve deneysellik değil midir yaratıcılığın itici gücü olarak? Alışkanlıklardan vazgeçmek zordur ama yenilikçiliğin tadını bilenler, her zaman farklılığı, değişkenliği tekrara tercih ederler.

20 Mayıs 2012 Pazar

Nükhet Duru Şarkıları'nda Kendini Keşfediyorsun

"Nükhet Duru'nun en çok sevdiğim şarkılarının bir listesini yapayım" diyorum, en çok sevdiğimden en az sevdiğime doğru ama içinden çıkmak ne mümkün. Liste olmuş mu 200. Tabi dinlerken beni paramparça eden belli başlı şarkıları var ama, diğerlerini dinlerken de hiç birbirinden aşağı kalmadıklarını görünce işin içinden çıkamaz hale gelip listeyi bozuyorum. Zaten her duygu çeşidine hitap eden onlarca Nükhet Duru şarkısı olunca, hangi ruh halindeysen, o moda uygun şarkıyı daha çok seviyorsun.

Ruh haline uygun bir albümü müzikçalara koyuyorsun, mesela "Melankoli"yi ve duygudan duyguya geçip tamamlanıyorsun ama tadına doyamayıp sürekli başa alıp tekrar-tekrar dinlemek zorunda kalıyorsun. "Ben Gene Sana Vurgunum"u dinliyorsun, yaşamın odak noktası haline getirdiğin kişi yüzünden bitap düşüyorsun ama patlamaya hazır hale de geliyorsun bu süreçte. Şarkı işte senin biriktirdiklerinle yüzleşmeni sağlıyor, darmadağın ederken bir anlamda da rehabilite ediyor. "Anılar"ı dinleyip geçmişinle hesaplaşıyorsun ve yüzünün akıyla çıkıyorsun bu geçmişten, hesaplar borçsuz kapatılıyor. "Harp ve Sulh"ü dinleyince duyarlılığın artıyor, "Bir İnsan Doğdu"yu dinliyorsun, hayatı kendimizin şekillendirebileceğini öğreniyoruz, "Cambaz"ı dinliyorsun, hayatın iyisiyle-kötüsüyle sana verilmiş bir şans, en güzel hediye olduğunu anlayıp hiç şikayetçi olmuyorsun olumsuzluklardan. "Melankoli"yi dinliyorsun, hayatın gerçeklerinden kaçılamayacağını idrak edip karamsar halinin bile tadını çıkarıyorsun, "Haykırıyorum" u dinliyorsun, aşk acısıyla yüreğin dağlanıyor ama aşkı asil ve yüce bir şekilde hissediyorsun yüreğinin en derinlerinde. "Yıldızlar"da kendini daha sağduyulu hissedip, hayata karşı daha objektif oluyorsun ve evrenin bir parçası olduğunu anlıyorsun, güçlüsündür artık velhasıl. "Hayat Umutla Başlar"da daha olgun hissediyorsun artık kendini ve umudun hayatın sonuna kadar devam etmesi gerektiğine inanıyorsun. Hayata daha pozitif, daha sevgi dolu bakıyorsun. Belki de Nükhet Duru'nun en yapıcı şarkısı. Bunları sözlere dayanarak söylemiyorum. Gerçekten şarkının melodisi, düzenlemesi ve Nükhet Duru'nun yorumuna yansıttığı duyguda hissediyorsun bunları.  "Bir Daha Asla"yı dinliyorsun ve "Oofff" diyorsun sanki sana doğru yolu gösterecek filozofla karşılaşmış gibi. Güven duyuyorsun kendine. Çünkü hayattan şikayet etmek yerine ders olarak algılıyorsun onu. Mutluluk hedef değil, yaşam yolunda deneyimlenen güzellikler, hatta kötülükler.

Bütün şarkıların ortak tarafıysa, hayata hep pozitif bakması, sevgiyle, umutla bakması. Tabi senin böyle algılamak istemenin de payı var. Hayat nasıl bakarsan öyledir çünkü. Önemli olan duyguyu, müzik gibi duygu araçlarını güzel bir hayata aracı edebilmek

Bunlar bir albümünün hissettirdikleri sadece. Gel de "şu şarkısı daha iyi" de. Çünkü Nükhet Duru şarkılarında kendini keşfediyorsun, gerçeklerle yüzleşip hayatı öğreniyorsun. İnsan bir parçasını diğerinden ayıramacağına, bütün duygular yaşanacağına göre, Nükhet Duru şarkılarını toptan sevmekten başka seçenek var mı?

18 Mayıs 2012 Cuma

Nükhet Duru Postmodern Bir Klasiktir

Çünkü;

Yaptığı müziğin tekerleme gibi slogan şarkılardan oluşan, aslında arabesk olup da pop veya rock diye yutturulan yapay ve sıradan pop müzikle hiç alakası yoktur.

Müziğinin besteleri ve düzenlemeleri batı tarzında olup çok sesli senfonik bir yapı arz etmektedir.

Artısı, yapıtlarında melodi olarak bizden motifler çok güzel yedirilerek kültürümüz çağdaş bir şekilde yorumlanıp evrenselleştirilmiştir.

İçinde yenilik adına riskli denemeler barındırdığı için müziği günümüz ötesidir. O yüzden postmoderndir.

Ve bu bir cesaret işidir. Çünkü herkes kariyerini korumak pahasına tek düzelikten kurtulamamıştır. Oysa Nükhet Duru'nun eserlerinde Caz, Rock, Opera, Klasik, Latin, Folk, Soul... aklımıza gelebilecek her tür vardır.

Tabi bu bir yetenek ve hayata daha objektif, daha pozitif bakabilmekle, daha geniş olmakla alakalı bir şeydir. Çünkü Nükhet Duru piyasaya ilk çıktığı dönemde de bu yenilikçi çağdaş klasik müziği yapmıştır, bile-isteye üstelik. Kimse "Al Nükhet sana bu şarkı gider" dememiştir. Ne istediğini bilip, kiminle müzik yapacağına kendisi karar vermiştir hep.

O yüzden de Nükhet Duru'yu sevmek zordur. Çünkü yaptığı müzik zordur. Sıradan müzik dinleyicisi müzik algısı köreltildiği, müzisyenler de yeniliklere kapalı tek tip müziğe koşullandıkları için hiç kimse tarafından anlaşılamamaktadır. Yapılan müzikler de, dinleyici kitlesi de ortada değil mi? Bana en yüksek kültürden bir örnek verebilir misiniz Nükhet Duru'nun müziğinden daha iyi olan? Gün gelecek onlar da keşfedecekler Nükhet Duru müziğini.

Nükhet Duru müziği başka bir gezegenden ışınlanmadı ama o müziği müzik-Nükhet Duru müziği yapan Nükhet Duru faktörüdür. En başta piyasaya prim vermez ve gönlüne göre müzik yapar. Halk Müziği'nden sanat Müziği'ne kadar her türü dener ama yaptıklarına Halk Müziği veya Sanat Müziği denemez. Çünkü o müziği bulunduğu noktadan metrelerce yukarıya, yöresellikten evrenselliğe taşır.

Algılanamadığı için denemeleri yüzünden "Nükhet Duru müziği bitirdi" denir ama diğer starlar yöresel müzik yapınca "aslını bozmamış" diye veya babalarının hatırına yaptıkları için alkışlanır. Çünkü düşük algıda müzik yapmışlardır.

Neden Nükhet Duru şarkıları klasik müzik gibi hiç eskimez düşündünüz mü? Çünkü çok sesli batı tarzında olduğu için insanın kolayca yakalayabileceği basit melodiler yoktur içinde. Her dinleyişte yeni bir şeyler keşfeder ve heyecanlanırsın. Siz halk arasında kaç tane nakaratının bile söylenebildiği Nükhet Duru şarkısı biliyorsunuz. Bilinen, sevilen bazı şarkıları var ama söyleyebiliyorlar mı? "Sevda" ve "Mahmure" vardır sanırım sadece söylenebilen. Onlar da basit şarkı değildir ama halk bir şekilde yakalayabilmiştir. "Ben Gene Sana Vurgunum" bilinen bir şarkısıdır ama kim söyleyebilmiştir veya söyleyebilir. Rock gruplarından birisi kendince söylemiş, farklı bir duygu da yakalayabilmişlerdir ama sadece o kadar. Oysa Nükhet Duru sadece bu üç şarkıdan mı ibarettir?

Anlatmakla abarttığım zannediliyor. Oysa bir dinleyebilseler. Bugünlerde "Sanki Değişmiş Gibi" şarkısına taktım kafayı. Sanki insana bulutlar üstünde artistik patinaj yaptırıyor ve bunun gibi onlarca şarkısı var keşfedilmeyi bekleyen. Hele bir "İsyan Ettim Hayata" şarkısı var ki anlatmaya kelimeler yetmez. Kim biliyor? Bence "Melankoli"nin falan daha sevilip de bu şarkıların sevilmemesinin sebebi, bu şarkıların kötülüğünden değil, daha zor, daha iyi şarkılar olduğu için. Arkada tamamen klasik bir yapı, önde Nükhet Duru'nun duygu senfonisi nasıl bir bütünlük arz ediyor bir bilseniz.

"Beni Benimle Bırak"ın canlı değişik değişik versiyonlarını dinliyorum ve tamamen klasik müzik. TEGV gecesinde bunu bir kez daha ispat etmişti ama kaç kişi anlayabildi? İşin garibi her yorumunda farklı lezzetler buluyorsun. Aynı şarkı 40 yıla yakın yıl önce senfonik bir biçimde söylenmiş ama 40 yıl sonra da daha olgunlaşmış ve daha lezzetli bir şekilde, hem de canlı olarak söyleniyor aynı ses tarafından. Bana 40 yıllık müzik geçmişi olup da, ilk günkü gibi canlı performans sergileyebilen başka bir şarkıcı söyleyebilir misiniz? Programına konuk olduğunda dev sesli Asu Maralman da fark etmişti bunu ve Nükhet Duru'nun sesinde, yorumunda hiçbir değişiklik olmamasından övgüyle söz etmişti.

Klasik müzik içinde fazla, hatta genelde hiç oryantalist hava barındırmadığı için eskimez ama ne kadar yenilikçi bir türdür, heyecanını da herkeste diri tutabilir mi bilmiyorum. İşte burada Nükhet Duru devreye giriyor ve yaptığı müzikle klasiği modernleştiryor, yenilik ve denemelerle onu bir adım daha öteye götürerek postmodernleştiriyor, evrensel postmodern hale getiriyor. Çünkü modernlikte bir süre sonra tıkanmalar olunca, tekdüzelikten kurtulmak için onu etnikle harmanlamak gerekir ve Nükhet Duru bunu yıllar-yıllar önce yapmış. Nükhet Duru müzik ansiklopedisini bir karıştırırsanız bunu görürsünüz.

Nükhet Duru'nun kitleleri peşinden sürükleyen bir pop sanatçısı olmaması da sıradan bir pop şarkıcısı olmadığının en güzel kanıtıdır. Geçenlerde facebook sayfasında "Nükhet Duru'nun akılda kalan hangi şarkısı var?" demişti birisi. Zaten Nükhet Duru'ya şarkı söylüyor demek çok büyük haksızlık, saygısızlık olur, hatta hakaret sayılır. Herkesin hoplayıp-zıpladığı şarkılar şarkıysa eğer, iyi ki de Nükhet Duru'nun akılda kalan şarkısı olmamış. Nükhet Duru öyle eğlendiren şarkılar söyleseydi, Nükhet Duru olmazdı zaten.

Sahnede şarkı söylemek başkadır, ama adının altında gururla taşıyabileceğin kayıtlı şarkılar bırakmak başka bir şey. Nükhet Duru'nun her tarzı söyleyebilecek kapasitesi mevcuttur ve söylüyor da ama bunu albümlere taşımamak gerçek müzik adına Nükhet Duru'nun tercihidir. Yoksa Nükhet Duru'nun her okuduğu şarkı stüdyo kaydı gibi üzerinde hiç oynama yapılmadan piyasaya verilebilir ve yüzlerce albümü olabilirdi. Üstelik en iyi şarkıcının stüdyoda defalarca söylemesinden kat be kat daha iyi olurdu. Çünkü Nükhet Duru'nun canlı performansının stüdyo kaydından daha iyi olduğunu da bilen-bilir. Bunun örneklerini canlı televizyon programlarından videolaştırılan kayıtlarında görebilirsiniz. Klasikle popu birbirinden ayıran unsurlardan en önemlisi, ses ve yorumun araya stüdyo girmeden duygu bütünlüğünü canlı olarak aktarabilmesidir. İşte bunun adı Nükhet Duru'dur

Nükhet Duru şarkıları keşfi hiç bitemeyecek doğanın matematiksel duygu formülasyonunu içinde barındırır. Bu formül de duygunun çok sesli ve her halidir, en samimi halidir.

Nükhet Duru Şarkıları zamana asla yenik düşmez. Çünkü zamanın ta kendisidir.


Aşağıdaki şarkıları dinlerseniz ne demek istediğimi anlarsınız;

"Bir Nefes Gibi", "Beni Benimle Bırak", "İki Damla Gözyaşı", "Al Beni de Yanına", "Kulis",

"Ben Gene Sana Vurgunum", Melankoli", "Haykırıyorum", "Yıldızlar", "Bir Daha Asla", "Harp ve Sullh",

"Benimsin Diyemediğim", "Çakır", "Deprem", "İyi Oldu Gelmediğin", "İsyan Ettim Hayata", "Sanki Değişmiş Gibi",

"Aldım Veda Mektubunu", "Kaldırımlar", "Deli Diyorlar Bana", "Seninle", "Gözlerin Bulutlu", "Hep O Kışı Hatırlarım"

"Aşk Dediğin Nedir", "Ressam", "Oysa Şimdi",

"Ne Oldu Bize", "Al Gönlümü Diyar Diyar Sürükle",

"Güneşten Bir Parça", "Ne Yazık", "Yalan Sözlerle",

"Çok Uzak", "Şadırvan", "Neredesin",

"Bir Tek Sevgili" ve diğerleri...

"Gel de Yola Düşme", "Dağınık Yatak", "Destina", "Bir Yaşam",

"Kalp Ağrısı" ve bana göre albümdeki diğer şarkılar da; "Aç Gözünü Adamım", "Delikan", "Memleketim",
"Beni Unutma", "Sevmek Zor"...(Bu albüm öldürüyor beni!)

"Sürgün", "Uyan Artık", "Geberiyorum", "Uslandım Artık", "Kırık Kalpler", "Adamların Adamı" (Benim en çok sevdiğim latin tarzlarını yazmadım daha),

"Tokat",

"Dolunay", "Canım Yanar",

"Halden Hale", "Ağlamam", "Gümüş Göl", "Kapı Eşiğinde", "Toprağım",

"Sesini Duyur", "Fani Dünya", "Bu Aşk Biter mi?",

"Şu Senin Çekip Gitmelerin", "Palto"

ve ilave edilebilecek başka şarkıları...

16 Mayıs 2012 Çarşamba

Köyün Bir Tanecik Orospusu "Çakır"ı Katletmişler!

Türk Pop Müziği hastası bir arkadaşım bana geçen yıl bir CD verdi. Hediye olarak falan değil. Çöpe atacakmış da, "İstiyorsan al" dedi. Sakın yanlış anlamayın, Nükhet Duru'nun albümü falan değil. Geçen yıl Ali Kocatepe hayatını anlattığı bir kitap çıkarmıştı ya, içinde de bestelerini yorumladığı bir CD'yi hediye olarak veriyordu. Arkadaşım müzik tarihi adına bu kitabı almıştı ama Ali Kocatepe'nin şarkıcılığına uzaktan-yakından ilgi duymadığı için bu albümü dinlemeye tahammül edememişti. Her neyse ben de albümü aldım ve arşivime soktum. Kimleri-kimleri arşivime sokmuştum da Ali Kocatepe'nin şarkıcılığına mı yer yoktu. Keşke böyle demez olaydım. Aylar sonra arşivimi karıştırırken bu CD elime geçti ve dinlemeye başladım. İşte o anda benim sinir tellerim koptu. En çok sevdiğim şarkılarından "Ali" vurulmuş, en çok dinlediğim Nükhet Duru şarkısı "Çakır" da resmen katledilmişti. Üstelik "Ooo..." denilen yerde orospu denilmesine rağmen Çakır'ın orospuluğu-morospuluğu kalmamıştı. Çünkü "Çakır" hiç orospu gibi yorumlanmıyordu. Orospuluğun bile bir adabı vardır değil mi anlatılınca anlaşılan. Anlayacağınız "Çakır"ın namusu kurtarılmıştı ama sizlere ömür katledilmişti. Nükhet Duru severlere geçmiş olsun, Ali Kocatepe'ye de ne demeli bilmiyorum.

Demek istediğim, ses bir enstrümandır ve malzemesi iyiyse-kaliteliyse-iyi ve güzel bir ses çıkartabiliyorsan ve de bu enstrümanı insan gibi duygulu bir şekilde kullanabiliyorsan o zaman şarkı söyleyeceksin. Yoksa herkesin konuşacak, derdini anlatacak kadar sesi vardır. Herkes şarkıcılık yapsın öyleyse. Gerçi yapıyor da, eline mikrofon alan şarkıcı ilan ediyor kendini, üstüne üstlük bir de para kazanıyorlar bu komik sesleriyle. Gözüm yok, helal olsun, üstelik helal olsun! Hal böyle olunca Ali Kocatepe niye şarkı söylemesin o zaman değil mi? Bence söylemesin. Ali Kocatepe usta bir müzik adamıdır ve bence öyle kalmalıdır. Çünkü insanlarımız yüzeysel olduğu için gördüğüne göre değerlendirir karşısındakini. Ali Kocatepe'yi "Ben Gene Sana Vurgunum" şarkısının bestecisi olarak bilmez de, "Ali" şarkısını yorumlayan şarkıcı olarak bilir. Ali Kocatepe'de kendine göre bir şarkıcıdır ama bu kendi eserlerine yaptığı bir haksızlıktır. Tabi insanlar tercihlerini özgür bir şekilde kullanma hakkına sahip olduğu için şarkı da söyleyebilir, özellikle şarkı kendisine aitse. Çünkü sanatın nasıl olması gerektiğine dair anayasası yok ki. Tek yasa dinleyici, izleyici. Onların sanat algısı da ticarete dönüşmüş müzik sektörü tarafından tamamen köreltilmiş. Para kazandırabilecek ne arz edilirse, onunla sallanıyorlar, duygulanıyorlar. Sonra da müzik müziklikten çıkıyor, "Talep yok" diye de Nükhet Duru'nun eserlerinin orjinal kayıtları, telif haklarını ellerinde bulunduranlar tarafından tozlu raflarda yok edilmeye mahkum bırakılıyor. Daha hala Türk Pop'unun en iyi üç albümü "Bir Nefes Gibi", "Melankoli" ve "IV" CD formatına aktarılmadı. Çok yazık, çok ayıp!

7 Mayıs 2012 Pazartesi

Nükhet Duru Müziğimizin En Doğru Referansıdır

Müziği yakından takip edebildiğim 90'lardan itibaren, hep denir bazı çok sevilen şarkılar için "Gelecekte klasik olabilecek şarkı" diye. Yıllar geçti ve 90'lardan, 2000'lerden tekrar-tekrar dinleyebileceğim şarkı yok diyebileceğim kadar az. İnsanlar o dönem çok sevdiği, çok dinlediği, çok eğlendiği şarkıyı klasik olacak mı zannediyor ne?  "Modası geçmiş ve bir daha dinlenmeyip çöpe atılacak şarkı" demek istiyorlarsa haklı olabilirler. Klasik şarkı dediğimiz şey, formunda klasik öğeler barındıran ve her dinlendiğinde insanı sıkmayan birden fazla sesin uyumlu şekilde sunulduğu çok sesli bir yapıdır. Tamam, diğer pop şarkılar için de o tarzın klasiği denilebilir ama içinde yenilik namına hiçbir şey barındırmadığı için, teknolojiden faydalanılarak daha gümbür-gümbürleri yapılıyor her sene ve geçmişe dönüp bakılmaya ihtiyaç hissedilmiyor. İşte 90'lar örneği.  2000'lerin yanında fos kaldılar bazı orjinal albüm ve şarkıcılar dışında. 2000'ler de 2010'ların yanında fos kalacak.

70'lerin, hatta 80'lerin bile dinlenme sebebi nostalji denilen geçmişe özlem falan değil, o yıllar müziğimizin en iyi yapıldığı yıllar olduğu için, o yıllarda gerçek müzik insanları, aranjörler olduğu için. Şimdi klavyenin başına geçen kendini aranjör zannediyor. Bu işi yapmadan önce, oturun bir Onno Tunç'un yaptığı düzenlemeleri dinleyin, ondan sonra kendinizi nasıl tanımlayacaksanız tanımlayın. Besteler desen birbirinin aynısı. Yumuşak bir giriş, sonra deli-deli bağaran aynı nakaratlar, yapısında hiç bir orjinallik barındırmayan düp-düz şarkılar. Birbirinin aynısı olduğu için ilk dinleyişte akılda kalan, kulağı hiç zorlamayan slogan şarkılar. Orkestra denilen şey hiç yok zaten günümüz şarkılarında. Ağzı olan şarkı söylüyor, fiziği olan kendinin sanatçı ilan ediyor, iki kelimeyi biraraya getiren kendini besteci zannediyor. Gerçekten rap tarz dediğimiz şarkılarda söz yazanlar kendilerini besteci zannediyor, "Şarkı yazdım" diyorlar. Kendini sanatçı olarak tanımlayanlar da söz yazarak ve onları şarkı formunda mırıldanarak "şarkı yazdım" diyor ve kendilerini söz yazarı, besteci ve müzisyen zannediyorlar. Ben de onlara diyorum ki, "Senin dinlediğin müzik ne, müzisyen kim ki senin ne olduğunu söyleyeyim." Arkada şarkıya ritim veren güm-güm tek ses davul, önde bir çocuğun mızmızlanması gibi ağlayan ağdalı bir ses ve yorum, arada boşlukları dolduran ağdalı kemanlar. Müzik işte buydu. Rock şirketlere para kazandırmaya başladı da, bu zavallılıktan kurtulduk en azından.

Ben bana gelen arkadaşlarıma Nükhet Duru dinletirim onların da tanımaları için. Hiç itiraz etmezler, edemezler. Misafir bulduğunu dinlemek zorundadır zaten ama şikayetçi olmazlar bundan. Çünkü kulakları alışık olmadığı bir tarzla karılaştığı için hayretler içinde dinlerler. Gerçekten ülkemizde kötü müziğin prim yapmasının en büyük sebebi, müziğin başında bulunan sanattan yoksun kişilerin para kazanmak için yaptıkları yanlış arz ve dinleyicilerin kulaklarını tembelliğe alıştırması. Ben de bana gelenin talebini karşılayarak neden kendi ruhumu kirleteyim ve yıpratayım ki kötü müziğe katlanarak. İşte şirketler de doğru arzı yapsaydı, talep de gerçek müzik doğrultusunda olabilirdi günümüzde. Ama şirketler ne yapıyor, kim kolay yoldan çok para kazandıracaksa ona albüm yapıyor stüdyoda fotoğraf çektirir gibi şip-şak.

Nükhet Duru şarkılarında gerçek anlamda söz vardır, özgün melodiler vardır, canlı orkestra ve çok sesli senfonik klasik bir düzenleme vardır, dünyanın en iyi sesi ve yorumcusu vardır. En önemlisi en samimi duyguların senfonisi vardır, poptan caza, folktan latine her tarz vardır, birbirini taklit etmeyen şarkılar vardır, yenilikler vardır, denemeler vardır.

Böyle bir müziği de bir anda anlamaya ne tembel kulakların kapasitesi yeterlidir, ne de müzik tüccarlarının yapmaya cesareti vardır. Yapmak hem meşakatli, hemde kötü müziğe alıştırdıkları kitleye gerçek müziği satmak mümkün değildir artık.

Bu kirlilikte gerçek müziği dinlemek isteyenlerde uykuda kalabiliyorlar. Ancak uyaranlar olursa o zaman uyanabiliyorlar. Geçenlerde Facebook'ta Nükhet Duru'nun "81" plağını, plakçının tavsiyesiyle alan ve albüme müzikalitesinden dolayı gözü gibi baktığını söyleyen bir arkadaşımızla karşılaştım. Müziğimizde geldiğimiz nokta, kaliteli müziğin bireysel seviyede tavsiye edilebildiği bir nokta. Müzik kanalları da tüccarlık yapıyor ne yazık ki.

5 Mayıs 2012 Cumartesi

Nükhet Duru Dünyanın En İyi Sesi, Yorumcusu, Sanatçısıdır

Nükhet Duru'nun Kayıtlı Tüm Şarkıları (Tam 248 Şarkı)

Aklımda Sen Fikrimde Sen
Karadır Kaşların

Bir Nefes Gibi
Beni Benimle Bırak
Güneş
İki Damla Gözyaşı
Her Şey Yolunda
Canım Yandı
Al Beni de Yanına
Gerisi Vız Gelir
Kulis
Haydi Uzatma Arkadaş

Dostluğa Davet
Takalar

Haydi Hayat

Melankoli
Haykırıyorum
Yıldızlar
Hayta Umutla Başlar
Bir Daha Asla
Ben Sana Vurgunum
Anılar
Harp Ve Sulh
Bir İnsan Doğdu
Cambaz

Portofino

Umudumuz Sizlersiniz
Trik Trak
Uçurtmam ve Bebeğim
Annemize Türkü
Çocuklar

Benimsin Diyemediğim
Nerede O Eski Şarkılar
Ben Bir Kadınım
Şüphe Ediyorsun
Çakır
Deprem
Büyüme Çocuk
İyi Oldu Gelmediğin
İsyan Ettim Hayata
Sanki Değişmiş Gibi

Durodont Cıngıl

Malaguena
Nereden Sevdim O Zalim Kadını

Papatya Falı
Aldım Veda Mektubunu
İstanbul İstanbul
Gidiyorum
Kaldırımlar
Deli Diyorlar bana
Seninle
Gözler
Gözlerin Bulutlu
Dans Dans Dans
Hep O Kışı Hatırlarım

Gökyüzünden İndi Yıldızlar
Aşk Dediğin Nedir
Söyletme Beni
Ressam
Her Şey Senin İçin
Aşıksam Ne Farkeder
Oysa Şimdi
Kazandım
Unut Beni
Nereye Baksam O

Ne Oldu Bize
Al Gönlümü Diyar Diyar Sürükle

Her Şey Yeni
Aşk Bu
Ne Yazık
Yalan Sözlerle
Sen Yeter ki İçten Bir Gülüver
İspanyol Meyhanesi
Ben Erkek Olsaydım
Güneşten Bir Parça
Beni Kör Kuyularda

Sevda
Güzelsin Güzel
Çok Uzak
Destan
Ali
Sevgi Üzerine Sohbet
Şadırvan
Seni Benden Alamazsın
Nerdesin
Deli Gönlüm

Nadide
Gözümden Yaş Düşmeden Gel
Sabret Sabret Dediler
Gelin Güveyi
Endülüs'te Raks
Her Gün Aynı Heyecan
Eski Bir Şarkı İle
Ruhumda Kıvılcım
GülYüzünde Göreli
Karciğar Köçekçeler

Çek Halatı Gönlüm
Hani Hani
Bir tek Sevgili
Bir Kadın
Bu Gece
Hasret
Yanlışlarım da Güzel
Sen ve Ben
Fantasia
Yaşasam İlk Gülüşünü

Her Yerde Sen
Az Buçuk Sevgi
Tay
Fısılda Kulağıma
Yaz Valsi
Özledim
Bodrum

Neydi Neydi
Destina
Bir Yaşam
Aşık Oluyorum Eyvah
Gel de Yola Düşme
Hançer
Dağınık Yatak
Seninle
Ya Seni Ya Gençliğimi
İstanbul Türküsü

Mahmure
Yaralım
Delikan
Bir Adım Yeter
Sevmek Zor
Memleketim
Aç Gözünü Adamım
Kalp Ağrısı
Sıradan Nağmeler
Beni Unutma
Seni İstiyorum

Aman Tanrım
Benimle Oynama
Ağla
Leyla Her Zaman Leyla
Aldırma
Ben Aşkın Kitabını Yazarım
Rivayet
Görmesin Gözüm
Aynada Dün Gece
Tak Etti Canıma

Yasaksa Yasak
Sürgün
Yarimsin
Uyan Artık
Çay
Geberiyorum
Uslandım Artık
Ne Yalanlara Ne Sevdalara
Kırık Kalpler
Adamların Adamı

Nerde
Hoba
Döne Döne
Melekler
Yeniden
Canım Yanar
Yolun Uzun
Döktür
Dolunay
Türkan Şoray'ın Gözleri
Durmayın

Yaşamak
Bir Mendil
Kolay Kolay
Gümüş Göl
Halden Hale
Romans
Bir Göçmüşüz Buralardan
Toprağım
Ağlamam
Kapı Eşiğinde

Bu Bir Efsane
Atölye
Bir Tokat
Şölen
Merhaba Anneciğim
Siz Teksiniz
Büyük Oyun
Önce Düşler mi Ölür

Huysuz ve Tatlı Kadın

Çeri Başı
Bu İş Tamamdır
Sesini Duyur
Onun Suçu

Ve Ben Yalnız

Aşkından Ölebilirim
Fani Dünya
Ne Senden Önce Ne Senden Sonra
Hiçbir Zaman
Yemen Türküsü
Ben Burdayım
Bu Aşk Biter mi
Tam Zamanı
Yalan Dersin
Aldım Başımı Gidiyorum

Bir Sevgi Yeter

Bu çocuk Neden Ağlıyor?

İyi ki Varsın
Beni Tanıma
Yorma
Özürle Gidiyorum

Aşk Yeniden

Sev
Yıllardan Sonra

Bir Sen Varsın

Şarap Gibi
Onikiye On Kala
İkimize İçelim
Şu Senin Çekip Gitmelerin
Palto
Yine Çıktım Yollara
Bodrum'da
Gülme Komşuna
Hey Yıllar
İyimserim

Gerçek ve Düş

Hayret

Yalnız Daha İyiyim
Organik
Yalanlarını Seçtim
Without Your Love

Eski Mahalle

Sevda Değil

Gel Sen de Katıl Umudun Şarkısına

Unut Beni

Hayat
Beni Sil Beni Geç

Bana Her Şey Seni Hatırlatıyor

Gitti de Gitti

Dikine Dikine
Hicran
Sizli Bizli
Milyoner
Başka Hayat
Ceylan
Tam Zamanında
Bu Gece Beni Düşün
Her Yer Gökkuşağı
Çocukluk İşte
De!
Rüşvet
Beni Affet
Bekar Köy
Menekşe

TTNet'de En Çok Dinlenen On Nükhet Duru Şarkısı (5/5/2012)

1. Melankoli
2. Söyletme Beni
3. Beni Sil, Beni Geç
4. Seninle
5. Oysa Şimdi
6. Bana Her Şey Seni Hatırlatıyor
7. Gidiyorum
8. Hani
9. Ben Gene Sana Vurgunum
10. Hayat

Gazino 1 Numara 1980 1 Numara Plak LP



Malaguena / Nereden Sevim O Kadını

Assolistler 2 2010 Ossi Müzik CD


Bana Her Şey Seni Hatırlatıyor

4 Mayıs 2012 Cuma

Nükhet Duru: "Kendimi yeterli bulmuyorum."

Yıl-Yıl Nükhet Duru Diskografisi

1974: Aklımda Sen Fikrimde Sen - Karadır Kaşların (45'lik)

1975: Beni Benimle Bırak - Gerisi Vız Gelir (45'lik)

1976: Her Şey Yolunda Şimdi - İki Damla Gözyaşı (45'lik)

1977: Canım Yandı - Haydi Uzatma Arkadaş (45'lik)

          Cambaz - Haydi Hayat (45'lik)

          Harp ve Sulh - Bir İnsan Doğdu (45'lik)

          Bir Nefes Gibi (LP)

1978: Anılar - Güneş (45'lik)

          Dostluğa Davet - Takalar (45'lik)

          Melankoli (LP)

1979: Portofino - Yıldızlar (45'lik)

          Sevgili Çocuklar (LP)

          Nükhet Duru IV (LP)

          En Sevilen Şarkılarıyla Nükhet Duru (Toplama LP)

1980: Malaguena / Nereden Sevdim O Zalim Kadını (Gazino)

1981: Nükhet Duru 1981 (LP)

1982: Aşiksam Ne Farkeder? (LP)

1983: Ne Oldu Bize - Al Gönlümü Diyar Diyar Sürükle (Maxi 45'lik)

1984: Her Şey Yeni (LP)

1985: Sevda (LP)

1986: Nadide (LP)

1987: Çek Halatı Gönlüm (LP)

1988: Benim Şarkılarım (Kaset Albüm)

1989: Benim Yolum (Kaset Albüm)

          Melankoli (Şarkılarda Sabahattin Ali)

1991: Aç Gözünü Adamım (CD Albüm)

1992: Aman Tanrım! (CD Albüm)

1993: Nükhet Duru Klasikleri (Toplama CD Albüm)

         Çakır / Dostluğa Davet (Ali Kocatepe Kolleksiyon 1)

1994: Nükhet Duru (CD Albüm)

1996: Gümüş (CD Albüm)

1997: Mühür (CD Albüm)

1998: Huysuz ve Talı Kadın (Müzeyyen Senar ile Bir Ömre Bedel)

1998: Nükhet Duru'dan Bir Nefes Gibi'ler (Unplugged CD Albüm)

          Remix 1 (CD Single)

          Remix 2 (CD Single)

          Cahide - Bu Bir Efsane (CD Müzikal Soundtrack) 

1999: Nükhet Duru 99 (CD Maxi Single)

          Ve Ben Yalnız (Bir Sevgi Yeter - Selmi Andak 60. Yıl)

2001: Bana Rağmen (CD Albüm)

         Melankoli (40 Yılın Liste Şarkıları)

         Melankoli (Kaç Yıl Geçti Aradan)

         Bu Çocuk Neden Ağlıyor? (TOÇEV)

2003: Bir Sevgi Yeter (Selmi Andak Besteleri)

2004: Muhteşem İkili (CD Albüm)

          Aşk Yeniden (Söz Vermiş Şarkılar)

2005: Sev / Yıllardan Sonra (En Sevilen Şarkılarıyla Neco)

          Bir Sen Varsın (Şampiyon Fenerbahçe)

2006: Gece Saat On İki (CD Albüm)

          Sevgiyle Elele (CD Konser Albümü)

          Gerçek ve Düş (Söz: Çiğdem Talu)

          Hayret (41 Kere Maşallah)

2007: Seninle (Onno Tunç Şarkıları)

          Söyletme Beni (Bir Zamanlar 3)

2008: Durup Dururken (Maxi CD Single)

          En İyileriyle Nükhet Duru 1981-1982 (CD Albüm)

          Eski Mahalle (Aysel Gürel / Çınar)

          Çok Uzak / Sevda Değil (Livaneli 35. Yıl Konseri)

          Mahmure (Zilli Perküsyon)

          Gel Sen de Katıl Umudun Şarkısına (TRT)

2009: Yaşasam O İlk Gülüşünü / Bir Sevgi Yeter (Müzik: Selmi Andak - Bal Gibi Olur)

          Unut Beni (Müzik: Selmi Andak - O Şarkıyı Henüz Yazmadım)

          Oysa Şimdi (Kadınlar)

          Gözlerin Bulutlu / Aşk Dediğin Nedir ki (Bir Zamanlar Özel Keşfedilecek Plaklar)

2010: İlk 2 (CD Single)

          Bana Her Şey Seni Hatırlatıyor (Assolistler 2)

2012: Tam Zamanında (CD Albüm)

          Gitti de Gitti (Orhan Gencebay ile Bir Ömür)

Nükhet Duru'dan Yeni Albüm "Tam Zamanında": "Görünce siz de çok şaşıracaksınız”

DOKUZ YIL SONRA YENi ALBÜM

Nükhet Duru, önceki gün Etiler Nusret Restoran’da görüntülendi.

Şarkıcı, “Farklı bir heyecan içindeyim. Dokuz yıl aradan sonra albüm çıkartıyorum. Sürpriz isimlerle çalıştım. Görünce siz de çok şaşıracaksınız” dedi.

Milliyet

2 Mayıs 2012 Çarşamba

"Nükhet Duru Yorumculuğu" Sanki Duygunun Matematiksel Bir Kurgusu Gibi!

Nükhet Duru 1992 yılına kadar benim için yoncanın yapraklarından biriydi. Önce Ajda Pekkan'a tutulmuş, sonra Sezen Aksu'ya, sonra Nilüfer'e, en son keşfedebilmiştim Nükhet Duru'yu. Demek ki müzik algımın gelişebilmesi için 20 yaşına gelmem gerekiyormuş. 1991 yılında çıkan "Aç Gözünü Adamım" albümü ben askerdeyken çıkmıştı ve ancak Güneş gazetesinin müzik dergisindeki en çok satanlar listesinde görünce farkına varmıştım yeni bir albümünün daha çıktığını. Döndükten sonra albümü aldım ve Nükhet Duru'ya ciddi anlamda ilk hayranlığım 1992 yılında bu albümle başlamıştı. "94" albümüyle tam anlamıyla pekişti bu hayranlığım ve "Nükhet Duru Klasikleri" toplamasıyla da Nükhet Duru'nun ne olduğunu, kim olduğunu kavramaya başlamıştım. Sonra da yeni çıkan albümlerle ve eski çıkan albümlerine geriye dönüşler yaparak iyice özümsemeye başladım. Ne kadar tam anlamıyla keşfetmeye çalışsam da, sonu gelmeyen heyecan dolu bir yolculuğa çıkmıştım. Çünkü üstünkörü dinlemekle anlaşılabilecek bir yorumcu, sanatçı değildi Nükhet Duru. Eserlerini her dinlediğimde kaçırdığım bir şeylerin olduğunu görüyor, yeni heyecanlar yakalıyordum ve hiç eskimiyordu bu eserler çabuk sıkılan bir yapıya sahip olmama rağmen. Belki bilinçli, belki tesadüfen sanki matematiksel bir kurguyla duygu yorumculuğu, şarkıcılığı yapıyor gibiydi ama en samimi ve en derin şekilde. Denklemleri yerine oturtabilmek de öyle kısa süreli bir şey değildi. Tam anlamıyla anlaşılamamasının sebebi de uzun vadeli kalıcılık üzerine kurgulanan bu zorluktu sanırım. Bu zorluğun amacı da anlaşılamamak adına değil sanata katkı, müziği biraz daha yukarıya çekebilmek olsa gerek. Kolaycılığa alıştırılan bir kültürde zor yolu seçmişti ama insanın geriye dönüp baktığında pişman olmayacağı işler yapmasının onuru ve gururunun maneviyatı, hiçbir maddi ve manevi değerle ölçülemez. Arkanda iyi işler bırakmadıktan sonra yaşamanın ne anlamı olabilir ki? Keşke herkes keşfedebilse Nükhet Duru'nun müziğini ve keşfedilebilmesi için de 40. sanat yılı hatırına bugüne kadar yaptığı tüm albümleri, 45'likleri dijital platforma aktarılabilse. Müzik insanı olarak geçinenlerin bile tam olarak algılayamadığı bir noktada, dinleyicilerden Nükhet Duru müziğini algılamalarını, anlamalarını beklemek çok mu imkansız bir şey acaba?

Nükhet Duru 40. sanat yılını kutluyor.

"Nükhet Duru bu yıl 40. sanat yılını kutluyor. Üstelik Sezen Aksu prodüktörlüğünde yaptığı "Tam Zamanında" adlı yeni bir albümle. Naim Dilmener, 40 yıl önce gazino kulisinin kapısında tanıştığı ve o günden beri adım adım takip ettiği N.Duru'nun hikayesini yazdı."

1 Mayıs 2012 Salı

Nükhet Duru - Kelebek - 1977






Nükhet Duru Konservatuvarlarda Ders Olarak Okutulmalı

Bu yazıyı yazmama izlemediğim bir müzik kanalı olan Kral TV müzik ödülleri yazmama sebep oldu. Kanalı izlemememin sebebi beğenmediğim halde politikası falan da değil. İyi müzik üretilseydi, herhalde o şarkılara klip çekilir, onlar yayınlanırdı. Ödül listesinde adı geçen Sezen Aksu'nun hakkını yemeyeyim yalnız. Mesela ben Nazan Öncel'in albümünü çok sevdim ama hiç onun adını da göremedim. Demek iyi müziğin kıymeti bilinmiyor, bilinecek gibi de değil. Mesela geçen yıl da Sıla'ya haksızlık yapılmıştı. Her neyse anlatmak istediğim, 70'li yıllarda Nükhet Duru'nun yaptıklarına bakıyorum, ya Nükhet Duru'nun söylediği müzik insan üstü bir şey, ya da müziğimiz bir adım ileri gitmek yerine geriye gitmiş. Dünyada da böyle mi? Hayır böyle değil. Dünyada yetişkin ve kaliteli müzik hala üretiliyor. Hani Nükhet Duru'yu eleştirirler hep bir daha "Melankoli" gibi eserler yapmıyor diye, ben de diyorum ki, Nükhet Duru bin tane "Melankoli" yapsa ne yazar ki onlarca "Melankoli"si var zaten ama onları duyacak kulak, hissedecek yürek yok. Diğerlerinin ürettikleri ortada, ürettikleriyle iyice aşağıya çekilen müzik zevki bile diyemeyeceğim ortada. Belki iyi sesler, iyi yorumlar, iyi şarkılar var ama, gerçekten düzenlemeci yok sanırım. "Cısta-cıstak"la müzik olmaz ki. Buna Ajda Pekkan'ın alet olmasınaysa hiç anlam veremiyorum. İnsan Adele olmak varken Madonna olmak isteyebiliyor demek ki. Gecede Özdemir Erdoğan da değindi bu düzenleme işine; "Ben hiç hit çıkaramadım kendi ürettiklerimle. Çünkü arka planda düzenlemeyle uğraşırken, kitleleri yakalayabilecek melodiyi kaçırıyorum galiba." dedi. Müziğin iskeletini oluşturan, şarkıyı şarkı yapan düzenlemedir. Şarkıyı iyi bir şekilde düzenlemedikten sonra neye yarar? Hatta iyi bir yorumcunun yorumunu bile dinlenemez hale getirir. Kötü bir düzenlemeyle şarkı söylemesindense, orkestrasız şarkı söylemesini tercih ederim iyi bir yorumcunun. Senfoninin önemi işte burada ortaya çıkıyor. Senfoni sadece orkestranın ve seslerin uyumu değil, duyguların da uyumudur. Tıpkı Nükhet Duru'nun yorumu gibi. Düzenlemede günümüz "cıstak"ları gibi bir tekdüzelik varsa, olmaz olsun böyle bir müzik. Ben Nükhet Duru'nun daha yoğun üretim halindeyken bile Kral TV müzik ödüllerine bulaştığını hiç hatırlamıyorum. Zaten bulaşmasın da. Oysa bu ödül töreni gerçek bir müzik ödül töreni olsaydı ve 94'ten beri yapılıyorsa bu ödül töreni, nasıl görmezlikten gelinebilir ki Nükhet Duru ve yaptıkları? Bir yerlerde bir eksiklik, bir yamukluk var ama bu Nükhet Duru'da değil. Kimse kusura bakmasın ama, ben Nükhet Duru'nun olmadığı bir müzik piyasasını müzikten saymam. O yüzden de Türk müzik piyasasıyla ciddi anlamda hiç kontağım olmadı. "Hep iyi bir şeyler olur mu?" umuduyla neler yapılıyor diye bekledim ama nafile. İnanın teknoloji bizim müzik piyasamızı iyice tembelleştirip tamamen bitirmiş. Ha, yüksek ses ve baslarla tepinmeyi, eğlenmeyi müzikten sayıyorsanız, diyeceğim ne olabilir ki? İnanın 70'li yıllarda kalsaydı müziğimiz, daha iyi olurdu bence. Çünkü ben Türk Müzik piyasasından 70'lerle ve 80'lerin başlarından bir şeyler bulabiliyorum dinlemek için. Törenin açılışında 90'lardan bir şeyler çaldılar ve "Ben bunları mı dinlemişim?" dedim. "Cıstak" düzenlemeler de kurtarmak yerine iyice batırdı bu şarkıları. Sonra Nükhet Duru'nun 90'larda yaptıkları aklıma geldi ve utandım müziğimiz adına. Nükhet Duru'nun özellikle "94" albümü diğerlerinin yaptıklarının yanında dahiyane ötesi duruyor. Konservatuvarlar da ders olarak okutulması gerekiyor Nükhet Duru'nun yaptıkları. Belki müziğimiz bir ders çıkarır ve kendini kurtarır eğlenceden aleminden. Müziğimizin kirlendiğini gördükçe, her seferinde bir Nükhet Duru albümü dinleyerek teselli bulmaya çalışıyorum müziğimiz adına. Şimdi Nükhet Duru "94" albümünü koydum müzikçalara; "Çay"la başladım dinlemeye çayımı yudumlarken, "Geberiyorum"la uzaklaştım müziğimizden ve Kral TV müzik ödüllerinin olumsuz etkisinden.