20 Nisan 2015 Pazartesi

Hayatımdaki bazı Nükhet Duru başlıkları...


Bugün öfke patlamaları yaşadığım bir gündü kargonun sorumsuzluğu yüzünden. Çünkü geçen hafta verdiğim albüm sparişlerim ancak geçti elime.
Bir sürpriz olduğunu biliyordum Nükhet Duru'nun son albümünde benimle ilgili olarak; çünkü tüyosunu almıştım, algılamıştım sevgili Ahu Özışık'tan...
Benimle ilgili sürprizden önce Nükhet Duru'nun hayatımdaki başlıklarını sıralamak istiyorum.... O dönem hafızama otomatik olarak kaydolan bu başlıkların, gelecekte hücrelerimin yapı taşı olacağını hiç bilmiyordum...
Yıl '77 sanırsam... Akrabalarımızdan birinin eşinin cenaze töreninde ben deli deli "Dön gene sana vurgun..." diye şarkı söylüyordum... Çocukluk işte; düğünle cenaze karıştırılabiliyor... Yani "Ben gene sana vurgunum", çocukluğumda "Dön gene sana vurgun" olmuştu...
Siyah beyaz televizyonda "Şüphe Ediyorsun" diyordu Nükhet Duru...
Sonra, hala benim için 1 numaralı şarkısını söylüyordu "Çakır"...
Maxi LP'si Hey listelerinde 1 numaraydı.
Sonra İzzet Öz'ün Teleskop'unda falan görmüştüm sanırsam siyah beyaz dönemde...
Ses dergisinde "Yıldızlığa Giden Yol"u anlatıyordu kapağında bordo renkli kıyafetiyle yer aldığı.
TV'de 7 dergisinin reklamında "Her Şey Yeni" albümünün reklamı vardı.
"Benim Şarkılarım" albümünün konserini vermişti TRT'de...
Sonra TRT'de onunla evinde yapılan bir röportajın arka fonunda "Seninle" şarkısı çalıyordu.
Yeğenim "Sevda" kasetini almıştı...
O dönem çıkan ve adını unuttuğum bir derginin yaptığı araştırmada, 40 müzisyenin oylamasıyla Nükhet Duru Türkiye'nin en iyi yorumcusu seçilmişti.
İlk orjinal aldığım Nükhet Duru albümü "Benim Yolum"du.
Ben askerdeyken "Aç Gözünü Adamım" albümü çıkmıştı ve dönüşte almıştım. İşte müziğe bakışımın dönüm noktasıydı bu albüm. En çok sevdiğim sanatçı Nükhet Duru olmuştu bu albümle 22 yaşında.
Ali Kocatepe'nin müzik şirketi 1 Numara'dan çıkan "Nükhet Duru Klasikleri"yse, Nükhet Duru'nun şarkıcılığına, yorumculuğuna ait inancımı tam anlamıyla pekiştirdi. Ve bu albümle müziğin ne olduğunu öğrendim ben.
"Oysa Şimdi" şarkısıyla Nükhet Duru manyağı ilan ettim kendimi radyoda.
"Mühür" albümüyle damgasını vurmuştu beynime.
Denizli'ye gelince "Cahide" müzikaline gitmiştim ve oradaki çok sevdiğim "Tokat" şarkısıyla, müziğin nasıl olması gerektiğinin tokatını atarak hafızama silinmeyecek şekilde kazıdı sesini, yorumunu...
Herkese rağmen, onu anlamaktan uzaklaşan insanlara rağmen o şarkı söylemeye devam ederek müzik adına misyonerliğinden asla vazgeçmiyordu.
Onu çok sevdiğimi dile getirmem de anlaşılamıyordu ne yazık ki Nükhet Duru gibi!
2006'da çıkardığı "Onikiye On Kala" ise her şeyiyle kapak bir albümdü. Soundu çok güçlü, şarkı söyleme tekniği kusursuz, temiz-pırıl pırıl bir albümdü, hala vazgeçemediklerimden...
Tabi bu arada geriye dönüşlerle "Çek Halatı Gönlüm" başucu albümüm olmuştu ve her sabah uyandığımda onu dinleyerek rehabilite oluyordum, arınıyordum...
"Sesini Duyur" ise SÜPER bir şeydi desem... (Sevgiliye aldığım ve veremediğim de single; beni terk ettiği için... Terk etme de sayılmaz; yaşandı bitti diyelim biz ona! Acaba! Çünkü terkedilmek veya yaşandı bitti demek için sevilmek gerekmez mi aşk konusunda kendini kandırmak yerine...)
"Cahide" müzikalinin albümü CD olarak basılmış ve ben onu yıllar sonra bulmuştum ve benim için Nükhet Duru'yu en güzel ifade eden çalışmanın bu olduğuna kanaat getirdim.
Sonra ben blogla tanışınca, ilk açtığım bloglardan biri Nükhet Duru Fan Club bloğum oldu. Web tasarım kurslarına gidiyordum ve hep Nükhet Duru Fan Club üzerinden şablonlar hazırlıyordum. Web hocası da "Ne Nükhet Duru'ymuş be!" diyordu. Yani internette Nükhet Duru ile ilgili bir şeyler mutlaka yapacaktım...
2009 Ocak ayında yapmışım bu bloğu, yani Nükhet Duru Fan Club bloğunu.
Bir gün Facebook üzerinden, birisi tarafından kim olduğum soruldu... Ahu Özışık'tı bu.
Ve bir gün "Alo ben Nükhet" diyen bir ses...
Onun şarkılarıyla, albümleriyle, sesiyle, yorumuyla ilgili düşüncelerimi ifade ediyordum bloğumda... Bunlar da ona bir şekilde ulaşıyordu tabi.
Ama biliyor musunuz; benim bir gün Nükhet Duru ile tanışacağım hiç aklıma gelmezdi. Çünkü ben onun şarkılarını, sesini-yorumun seviyordum ve karşılıksız, beklentisiz seviyordum. Zaten müziğiyle hayatımın bir parçası, hatta içimde Nükhet Duru var gibi bir şeydi...
"Tam Zamanında" albümünün gecikmesiyle, benim "sabırsız tavşan"lığım da zuhur etti tabi...
Ama Nükhet Duru sonunda gene mest etti...
Ve çok bekletmedi... Sürpriz bir şekilde "şarkı nasıl söylenir?"in dersini verdi bizlere "Aşkın N Hali" ile.
Nükhet Duru bir hayattır, gerisi laftır!
Pardon unuttum bu yazıyı neden yazdığımı...
Nükhet Duru'nun son albümünde benimle ilgili bir sürprizinden söz etmiştim ya başta... Motivasyon bölümüne benim adımı da yazmış...
Zaten konuşmalarımızda bana hep, "sen artık bizdensin" diyordu...
Tabiki de çok mutlu oluyordum. Müziği, ölüm kalım savaşı kadar seven birinin, çok sevdiği bir sanatçı tarafından müzik ailesinden biriymiş gibi davranılması kadar mutluluk verici, onore edici bir şey olabilir mi?
Tabi burada aramızdaki en ve tek büyük bağ Ahu Özışık'a da çok sevgiler ederim; teşekkür az kalır çünkü...

"Düşkünüm Sana" bir Nükhet Duru şarkısıdır


O döneme ait Ses dergisi kapağında N. Duru
Biliyor muydunuz Nükhet Duru'nun 1982 yılında çevirdiği "Düşkünüm Sana" filminde söylediği aynı adlı şarkının bu film için yapıldığını ve ilk defa Nükhet Duru tarafından söylendiğini..? Ben bir Bülent Ersoy şarkısı veya herkes tarafından söylenmiş hit bir Arabesk şarkı zannediyordum. Oysa bu şarkı, bu filmde Nükhet Duru tarafından söylendikten sonra, Bülent Ersoy tarafından çok beğenilip, albümünün isim şarkısı olmuş. Ben filmi baştan sona hiç izlemedim. Youtube'da Nükhet Duru'nun şarkıyı söylediği bölümün kliplendirilmiş halinden biliyorum bu şarkıyı ve gürüntülerini. Evet, söylemek için belli bir oktav gerektiren bir şarkı tiz çıkışlar olan... Ama Nükhet Duru'nun güçlü sesiyle hakkı fazlasıyla verilmiş bir şarkı. Alt yapı ve tarz olarak falan Arabesk ama Nükhet Duru yorumuyla öyle güzel dengelemiş ki durumu, ağdalı olabilecek Arabesk bir şarkı herkesin dinleyebileceği bir kıvama gelmiş. Bu kadar hit bir şarkının başka kimse tarafından söylenmemiş olması da ilginç; acaba izin mi alınamadı; Bülent Ersoy da Nükhet Duru'nun ikizi olduğu için mi söyleyebildi? Nükhet Duru, Bülent Ersoy'a benzerliğini bir röportajında "İkiz kardeşim Bülent" şeklinde açıklamış geçmişte yayınlanan bir gazetede.  Plak, kaset veya CD üzerinde kaydı olmamasına rağmen, ben bu şarkıyı Nükhet Duru hanesine yazıyorum ilk defa Nükhet Duru tarafından söylendiği için. Çünkü en azından film üzerinde var resmi olarak. Bu da bir kayıttır sonuçta. Keşke bu şarkının orjinal ses kayıtlarına ulaşılabilse de CD üzerine falan aktarılabilse.
Ve o filmden "Yaşamaya Korkuyorum" şarkısı da çok güzel bir şarkı. O şarkıyı da hiçbir yerde başkasına ait olarak bulamadım. Büyük ihtimal o da Nükhet Duru'ya ait bir şarkıdır. Evet, aynen öyleymiş.





16 Nisan 2015 Perşembe

Müziğin rotası Nükhet Duru

Nükhet Duru’nun şarkıcılığı, hayatı yaşar gibi yorumlamaktır 


Benim için "Nükhet Duru"lu günler şu sıralar. Müzik sektörünün satış anlamında içler acısı durumunu göz önünde bulundurursak, 2 yıl gibi kısa bir süre sonra gene hiç anlaşılamayan "Tam Zamanında" gibi müzik adına miras niteliğindeki bir albümden sonra yeni bir Nükhet Duru albümüyle karşılaşmak mucize gibi bir şey. Müziği ticari normlara uymayan bir sanatçının, her şeye rağmen çizgisinden taviz vermemesi ve hâlâ "Nükhet Duru" olabilmesinin, bunun için direnmesinin, müzik aşkı ve müzik misyonerliği dışında bir açıklaması olamaz. Nükhet Duru’nun müziğine ve yorumuna olan zaafımın verdiği heyecanıma yenilerek, müziğini dinlerken bende oluşturduğu duyguları paylaşmadan duramıyorum bloğumda ama LGBTİ dostu, hatta en dostu bir sanatçımızın yeni albümüyle ilgili, LGBTİ’lerin tek adresine özel bir şeyler çızıktırmadan olmazdı.

Devamı...

http://www.kaosgl.org/sayfa.php?id=19201

13 Nisan 2015 Pazartesi

Nükhet Duru'nun yeni albümünü dinledim ve öldüm!

Off... Herkesin bayıldığı "Sessiz Gemi" şarkısını, çok sade, çok daha doğal, farklı bir yorumla Nükhet Duru'dan daha çok sevmek zamanı da varmış. Düzenleme falan ne tatlı olmuş öyle. Abartılmamış...
"Sonbahar"... Tanrım... Kimin şarkısıdır bilmek bile istemiyorum... Nükhet Duru'nun her söylediği şarkı, % 100 Nükhet Duru şarkısı oluyor. Ne kadar duru bir yorum... Çok sevdim, çookk..! Stüdyo kaydının canlı ve düzenlemelerin orkestrasyonel olması insanın içini titretiyor dinlerken... "İki kelime yetiyor seni seven kalbi kırmaya..." Çok sevdim, çoookk..!
"Sarhoşum Sarhoş"... İnsan ilk dinleyişte başka bir şarkı mı diyor. Önceki versiyonlarla hiç alakası yok. Bir şarkı yorumlanmadan önce Nükhet Duru'nun yorumundan geçmesi gerekiyor gerçek kıvamına erişmesi için. Daha önce hiç sevmediğim bir şarkıya daha bayıldım. Sanatçıların, şarkıcıların şarkıcılığını, yorumculuğunu sorgulatan bir yorum... En büyüksün Nükhet Duru... Bunu her yaptığınla tekrar tekrar ispat ediyorsun.
"Söyleyemedim"... Ne diyeyim ben..? Her şarkıyı sen söyle Nükhet Duru. Klasik olabilecek nitelikte bir yorumla, rütbesini en üst seviyeye yükseltmiş şarkının. Düşünüyorum da... Nükhet Duru öyle albüm yapmak için şarkı falan aramasın ve de sürekli şarkı kaydederek ve müziğin hakkını vererek, gelecek kuşaklara "şarkı nasıl söylenir?"in formülünü bıraksın miras olarak. Çünkü her şarkı Nükhet Duru söyleyince yeni gibi oluyor, yenileniyor...
Kocaman bir offf daha şarkının girişi ile. "O Günler"... Bu işi neden daha önce yapmadın Nükhet Duru..? Bizi sürekli mutlu et, sürekli şarkı söyleyerek... Misyonun, kulakları terbiye etmek olsun nadide ses ve yorumunla. Çok öldüm, bittim, bayıldım son albümüne... Hayatı bu ses ve yorumla bir kez daha dinledim ya...
"Yalnızlığım"... Daha dün çıkmış bir şarkıcı heyecanıyla tiril tiril bir yorum daha... Taklit yok, özenti yok... Dokunduğu her şarkı "Duru"ca! Düzenlemeler de nasıl Nükhet Duru'nun ruhuyla örtüşüyor... Teşekkürler Osman İşmen...
"Ben Seni Çok Sevdim"...  Tabi ki de felsefesine uygun şarkıları seçmiştir ama her şarkı onun yorumunda daha bir anlam kazanıyor ve çok kötü bir şarkıya bile sihirli bir değnek gibi dokunup, bir sanat eseri haline getirebilir o şarkıyı Nükhet Duru'nun yorumu. Nasıl bir yorum biliyor musunuz; ne abartı var, ne de laylom söylüyor. Yani çok doğal bir şekilde yaşıyor şarkıyı, yaşatıyor da. O kadar çok sevdim ki bu albümü ve albümdeki yorumları, bağıra bağıra ağlamak geldi içimden albümü dinlerken... Teşekkür ederim Nükhet Duru'm!
"Döneceksin Diye Söz Ver"... Şarkıların kimin olduğunu biliyorum ama yazmayacağım bencilce. Çünkü Nükhet Duru bir şarkıyı yorumluyorsa, o şarkı onundur artık. Beni en uçuran şarkı bu oldu. Sanki gökyüzünden, yıldızların arasından bir ışık gibi söylüyor şarkıyı... Dünya ile bağların kesiliyor, temizleniyorsun, Nükhet Duru'nun yorumuyla arınıyorsun...
"Beni Sevdi Benden Çok"... Sarhoş olmuş durumdayım şu anda... Nükhet Duru'nun en iyi albümü olmuş desem... Albüm denilen şeyin iyi şarkıdan çok, iyi yorum, iyi şarkı söylemek, hayatı düzgün yorumlamak olduğunun ispatı. Nükhet Duru'nun yorumundaki zikzaklı iniş-çıkışları da kıskanılası... Nihayet tuttuğum nefesimi verdim!
"Hayat Umutla Başlar"... Nükhet Duru'nun 30 küsur yıl önceki yorumladığı mükemmel şarkı... Aynı şarkıyı her seferinde farklı bir duyguyla ifadede edebilmektir yorumculuk. Tecrübeli bir hayatın umut aşılaması 30 küsur yıl öncekinden daha dingin, daha inanılası...
İlk şarkıyı, "Gözlerinin Etrafındaki Çizgiler"i albüm çıkmadan dinleme şerefine nail olduğum için, yorumunu en sona bıraktım. Şarkıyı ilk duyduğumda, umarım albümün bütünü bu kıvamdadır demiştim. Çünkü Nükhet Duru'nun son albümüyle ilgili daha önceki yazımda belirttiğim gibi, benim beklediğim, özlediğim bir Nükhet Duru tarzıydı bu. Yani şarkı, düzenleme Nükhet Duru'ya sadece eşlik etmeli. Çünkü Nükhet Duru çok sesli bir hayat ifadesi zaten; o çok sesliliğin içinde sadece fiziksel ses yok, hayatın her duygusu var ve teknikle o duygu çokluğu engellenmemeli Nükhet Duru yorumlarında.
Dediğim gibi şarkıların kime ait olduğu ayrıntısına girmedim. Şarkı sahipleri de alınmasınlar... Çünkü Nükhet Duru'nun hislerine birer aracıdır şarkı. Bu albümü yorumlamam da Nükhet Duru'nun bana hissettirdikleridir. Sözlere bakmadığım gibi, melodi bile geri planda kaldı Nükhet Duru'nun yorumuna kendimi kaptırınca ama...
Emeğe saygıdan ötürü, bütün söz ve müzik sahiplerine, enstrümanistlere, aranjöre ve tüm teknik ekibe, tüm duygu ve düşünce ekibine, Nükhet Duru'ya mutluluk aşılayan, ona şarkı söyleme azmi veren her şeye çok teşekkür ederim. Bu sene de Nükhet Duru'suz kalmadık ya; şükür!
Not; Bu yazı, albümü dinleme boyunca sadece ve sadece bana hissettirdikleri doğrultusunda tek kelimesine bile dokunmadığım düz bir yazıdır. Nükhet Duru yorumculuğuna hayranlığımın samimi bir ifadesidir. Bu konuda öyle teknik veya edebi şeyler beklemeyin benden. Çok sevdim ve ifade ettim. O kadar.
Yazımı iddialı bir cümleyle bitirmek istiyorum; Bu albümü yani Nükhet Duru'nun aşk halini dinlemezseniz, hayatınızı eksik yaşamış olursunuz..!
Albümü bir kere dinledim ve büyülendim. O büyünün bozulmaması için, albümü ikinci defa bir süreliğine dinlemeyeceğim... Büyü bozulmaz da, o şokla dolaşmak istiyorum bir süre.
İlave;
Albümün niteliğiyle ilgili olarak... Naim Dilmener'in bile bazı dönemler Nükhet Duru'nun bazı yaptıklarını eleştirdiği olmuştur ama o bile bu sefer tereddütsüz tam not vermiş çalışmaya. Benim de bazı dönemler bu da olmasaymış dediğim Nükhet Duru çalışmaları oldu ama sonrasında çark ettim yanlışımı anlayarak. Çünkü Nükhet Duru'nun her yaptığında bir deneysellik var ve de müzik adına kaliteli bir emek var. Hep dediğim gibi kötü Nükhet Duru işi yoktur, anlaşılamamış Nükhet Duru çalışması vardır. Ama... bu sefer geç kalmadık Nükhet Duru'ya. Onun yaptığıyla bizim frekanslarımız tam zamanında kesişti. Nükhet Duru da memnun yaptığı çalışmadan, müzikseverler de.
İşin profesyonelliği açısından... Repertuar üç günde oluşturulmuş ve üç günde kaydedilmiş.
Bir de müjde.... Bu tarz çalışmaların devamı gelecek... Yani biz mutlu olacağız Nükhet Duru severler olarak...

Nükhet Duru Frankie'de


Nükhet Duru aslında Parisli!

Nükhet Duru şöhreti yakaladığı ilk yıllarda Paris’le tanıştı. Ama ne tanışmak? Kendi deyişiyle bir süre dünyaya Paris’ten baktı. Nereye giderse gitsin hep yolculuğun sonunda ayakları onu yeniden Paris’e taşıdı... Biz de Nükhet Duru’yla buluştuk. Her zamanki gibi Paris’ten başlayıp Uzakdoğu’ya uzanan bir yolculuğa çıktık. 

Neden bu kadar net?
Oraya gittiğim dönemde yeni star olmuştum. Ama bir karar alarak dil kursuna yazıldım. Ve dünyaya Paris’ten bakmaya başladım.

Neler gördünüz?
Sanatı, tarihi, bir sanatçının neleri anlaması gerektiğini algıladım. Ve her işimin ara döneminde üç ay kurslara devam ettim. Ardından tabii başka şehirleri de gezmeye başladım. Ama yaptığım her yolculuğun sonunda soluğu yeniden Paris’te almaya başladım.

Paris’te nereleri tavsiye edersiniz?
Saint Germain, Montmartre ve Les Halles bana hep çekici geldi.

Kafe ve restoranlar...
Paris’te her yer kafe ve restoran. Benim tercihim eski dokuya sahip olan, içinde anılar barındıran mekânlar. Çünkü hayalciyim ve o dokular beni eski dönemlere döndürüyor.

Seyahatlerinizde yediğiniz en ilginç yemek hangisiydi?
Çiğ istiridyeler. Onlardan enerji aldığımı düşünüyorum. Zaten deniz ürünlerine hayır diyemem.

Hadi biraz Paris’in dışına çıkalım...
O zaman Uzakdoğu. Bana başka bir dünya gibi geliyor. Hong Kong, Çin, Kore, Tayland, Malezya, Hindistan, Pakistan ve Singapur gibi yerler... Buraların her tarafı olağandışı. Sokaklarda fakir ama çok mutlu insanlara rastlarsınız...

En son nereye gittiniz?
Yunan Adaları. Ama onların da turistik olmayanlarını tercih ediyorum.

Peki Türkiye içindeki seyahat noktalarınız?
Birçok ülkeyi gezdikten sonra aklım başıma geldi. Turnelerim haricinde görmediğim kendi ülkemin güzelliklerini keşfetmeye başladım. Mesela Karadeniz’e âşık oldum. Orta Anadolu insanı ve gizemi, doğunun birçok şehri, Ege ve Akdeniz beni çok etkiledi... Çok okumak, çok gezmek ve çok öğrenmek benim tarifim olabilir.

Seyahat tercihinizi neye göre yapıyorsunuz?
Tanınmadığımı düşündüğüm zaman kendimi daha özgür hissediyorum. Göz hapsi alıştığım bir şey olsa da ara vermek çare olabiliyor.

En sevdiğiniz 5 şehir?
Paris, Viyana, Londra, New York, Madrid.

Bavulunuzun olmazsa olmazları?
Kremlerim, makyaj malzemelerim, geceliğim, kendi patiklerim, kitabım, parfümlerim ve seyahat ütüm.

Hakan Gence - Hürriyet

11 Nisan 2015 Cumartesi

Pop müzik Nükhet'le başlamadı ama...

Pop müzik Nükhet'le başlamadı ama... Nükhet Duru’nun sesinden duyulmuş hiçbir şarkıya, hiç kimse kötü şarkı demeye cesaret edememiştir. Şimdi kendi seçtiği şarkılardan oluşan yeni albümüyle pop müziğini uçurmaya devam ediyor.

Aşkın N Hali/ Nükhet Duru/  Avrupa Müzik (Beş üzerinden beş yıldız)

Son albümü ‘Aşkın N Hali’nde popüler müziğimizin dününden bugününden seçtiği şarkıları seslendirmiş Nükhet Duru. Tamamıyla kendince, tamamıyla mükemmelen.
Yeni bir ‘cover’ projesi değil bu albüm; yeni bir ‘nostalji’ albümü hiç değil. Müzikal kariyeri boyunca, yalnızca iyi şarkı söylemenin peşinde olmuş bir yıldızın, zaman içinde gönül düşürdüğü şarkıları tek tek toplaması ve nihayet seslendirmek, bir araya getirmek istemesiyle doğmuş bir albüm bu.

Pop müziğimizin ‘4 Yapraklı Yonca’sının yapraklarından biridir Duru. Sezen Aksu ile Nilüfer gibi 70’li yılların yapraklarından biridir, Ajda Pekkan sonrası kuşaktan. Ve bu üç yaprağın ortak yanlarından biri de Ajda Pekkan’a ve şarkılarına olan tutkuları neticesinde profesyonel müzik yaşamına adım atmış olmalarıdır.

Ama ilginç olan, her üçünün de bu ilk tutku-takıntı sonrası tamamıyla kendi yollarını bulmuş ve tamamıyla kendilerine özgü şarkı söyleme biçimlerini, stillerini yaratmış olmalarıdır.
Nükhet Duru’nun bu konuda, Sezen Aksu ve Nilüfer’e kıyasla bir adım önde olduğu dahi söylenebilir. Sanatçı yalnızca kendi stilini bulmakla kalmadı, adını, ‘En İyi Yorumcu’ya da çıkardı.
Öyledir hakikaten; 70’lerin ilk yıllarından beri binlerce şarkı söylemiş bu sanatçımızın tek ama bir tek kötü söylenmiş şarkısı dahi yoktur. Şarkının iyisi kötüsü fark etmez onun için; iyi şarkıyla zaten kendiliğinden kanatlanır. Ama kötü şarkıyı da havalandırma yeteneği vardır. Onun sesinden duyulmuş hiçbir şarkıya, hiç kimse kötü şarkı demeye cesaret edememiştir.

AH BU GÜNLER

Albümün repertuvarında, çok az sayıda popüler ya da hit şarkı var. Çünkü şarkıların seçilme kıstası bu değilmiş. Duru ve (aralarında Osman İşmen ile Ahu Özışık’ın da bulunduğu) ekibi, bir albüm içinde yan yana (ya da birlikte) bulunmaları halinde, albüme bir bütünlük sağlamaya katkıda bulunacak şarkıları seçmişler.
Ve tabii canlı söylenirken, hem orkestrayı hem de solisti olumlu anlamda harekete geçirecek şarkılar.
Evet. Bu albümün çok kıymetli bir özelliği de bu. Hiçbir şarkıda mix yani kes-yapıştır yok. Asri zamanların müzisyen ve şarkıcı kolaylıklarının hiçbirine itibar edilmemiş.

Osman İşmen yönetimindeki koca orkestra ve solist hep birlikte stüdyoya girmiş ve hep birlikte (bir defada) çalınmış, söylenmiş, kaydedilmiş. Ve tam da bu nedenle işte, şarkılar o eski mucizevi günlerde olduğu gibi insanı anında ele geçiriyorlar.

Şebnem Ferah’ın ‘Gözlerimin Etrafındaki Çizgiler’, Halil Sezai’nin ‘Sonbahar’, Redd’in ‘Beni Sevdi Benden Çok’ ve Yüksek Sadakat’ten ‘Döneceksin Diye Söz Ver’, Duru’nun genç kuşağa beslediği sonsuz sevgi ve saygının elle tutulur bir ifadesi. Ama şaşırtıcı olan, bu şarkıların hiçbirisinin orijinal versiyonu çağrıştırmıyor, tam aksine, tamamıyla yeni şarkılar gibi görünüyor oluşları.
Selda Bağcan’dan ‘O Günler’, Hümeyra’dan ‘Sessiz Gemi’, Nilüfer’den ‘Söyleyemedim’, Dario Moreno’dan ‘Sarhoşum Ben’ (orijinali ‘Her Akşam’ ya da ‘Sarhoş’), Zuhal Olcay’dan ‘Yalnızlığım’ gibi kimi büyük hit, kimi çok sevilmiş şarkılarda da durum aynı. Hepsi ama hepsi ağır ve keskin bir Nükhet Duru damgası yemiş.

Kapanış şarkısı Duru’nun bizzat kendisinin. Ali Kocatepe’nin (‘Melankoli’nin birinci yüzünün sonlarında yer almış) şarkısı ‘Hayat Umutla Başlar’, insana huzur veren bir final yaptırıyor albüme: “Her an gülümse herkese, dünyaya arkadaşlık ver, dostça merhaba de her gittiğin yerde, hayat dostlukla başlar, hayat umutla başlar, hayat sevgiyle başlar...”
Nükhet Duru hayattır. Pop müziğimiz tabii ki onunla başlamadı. Ama onunla uçtu, uçmaya devam etmekte.

Naim Dilmener - Hürriyet

8 Nisan 2015 Çarşamba

Nükhet Duru kural bozdu


Yılların eskitemediği sanatçı Nükhet Duru, kural bozdu. Geçtiğimiz günlerde 'No 2 Proje' adlı albümünü çıkaran Volga Tamöz, Nükhet Duru ile seslendirdiği ''Aşk Eğil önümde'' adlı şarkısının partisini bu akşam Beyoğlu'ndaki Chanta adlı mekanda yapacak.


Şimdiye kadar hiçbir kulübte sahne almayan Nükhet Duru, Volga Tamöz'ün ısrarını kıramadı. Tamöz'ü DJ kabininin de yalnız bırakmayacak olan Nükhet Duru uzun yıllardan sonra ilk kez bir kulüpte sevenleriyle buluşacak.

Sabah+Vatan

6 Nisan 2015 Pazartesi

Nükhet Duru farkı!


Aşkın N(ükhet Duru) Hali (Canlı kayıt)


01. Gözlerimin Etrafındaki Çizgiler
02. Sessiz Gemi
03. Sonbahar
04. Sarhoşum Ben
05. Söyleyemedim
06. O Günler
07. Yalnızlığım
08. Ben Seni Çok Sevdim
09. Döneceksin Diye Söz Ver
10. Beni Sevdi Benden Çok
11. Hayat Umutla Başlar

5 Nisan 2015 Pazar

Nükhet Duru TRT FM'de canlı yayında


Sanatçılar ölmez, adres değiştirirler; ürettikleriyle yaşamaya devam ederler...

Sanatçılar sevgi arsızıdır; kapımızın önününe bırakılan bir not ömrümüzü 3 gün daha uzatır.

Sanatçılar yaralı çocukluktan gelirler...

Bir garip şarkıcı, yorumcuyum... Bu çok ciddi bir mesele, bir ömür vermek lazım. Her kelimenin manasını vermek gerek. Söylemek başka şey, anlatmak başka... Duyguları değiştirmek, öğretilmiş duygulardan kurtarmak, kendi duygularınla tartmak gerek...

Her sabah yeni umutlarla uyanırım. Niyet çok önemli, yaparım yapmam ayrı mesele...

10 gün sonra çıkacak albümümde Halil Sezai, Cem Adrian, Şebnem Ferah, Yüksek Sadakat, Doğan Duru (Redd), Tanju Okan, Selda Bağcan, Ferdi Özbeğen gibi sanatçılardan 6 yeni, 6 eski şarkı var...
Yeni şarkılarla beraber, cover şarkıları söylemeye de devame deceğim...

Gece kulübünde uvertür dönemimde şarkı söylerken, orkestranın tamamı Ajda Pekkan gibi büyük sanatçılara çalardı ancak. Ama Süheyl Denizci ve orkestrası bana çalmaktan keyif aldıkları için, tam kadro çalarlardı. Süheyl Denizci, 16 yaşımdayken beni İstanbul radyosunda ilk canlı şarkı söylememe aracılık yaptı ve ben bunun kaydını YouTube'dan geçen yıl dinleyebildim.

"Ben Gene Sana Vurgunum"un hikayesi... Turneden gelmiştim, sesim hastaydı, kısık sesle söylemiştim. Kısık ses şarkıya erotik bir hava verdi... O dönem İstanbul'da 3 tane stüdyo vardı. Ali Kocatepe,  "Stüdyonun saati alındı gelip okuyacaksın, albümün çıkma tarihi verildi..." dedi. Öksürük şurubunu içtim ve bu şarkıyı okudum..

Weekend, "Nükhet Duru'nun bütün şarkılarını dinledim  çok seksi bir şarkı..." demiş. Ali Kocatepe, "Yaptığımız şeyler dünyalıydı... "...

"Mahmure" sanılanın aksine, tiyatral, derin, feminist bir şarkı...

Şarkıyı stüdyoda o anki duygunla söylersin... Ama her canlı söylediğinde şarkıyı bir şeyler katmak, o şarkıyı daha yukarılara taşımak gerekir.

Beni mutlu etme görevini kimseye yüklemem...

Aşka öğrendiklerimizin aksine yeni görevler yüklemeliyiz...

Herkes şarkı söylesin ama herkes profesyonel olmaya kalkmasın... Birikim, tecrübe ve kendini deneme süreci gerektirir şarkı söylemek... Şarkı söylerken oksijen borçlanmasına girmemek için kondisyon için spor yapmak gerekir.

Halka bir şey vermeye çalışırken halktan korunmaya çalışmak provakasyona sebep olur.

Bu işe başlarken annem bana demişti ki...
"Acını paylaşma lüksün kalmayacak,
Çizdiğin portreyi asla aşağıya düşürmeyeceksin,
Özgür olamayacaksın,
Hep ışık altında olacaksın..."
...

Nükhet Duru 5 Nisan Pazar, saat 13'te TRT FM'de