Ayrıca Türk Pop Müziği'nin en önemli müzisyenleri... İyi ki de yolları Nükhet Duru ile kesişmiş...
Mehmet Teoman, Cenk Taşkan, Ali Kocatepe, Onno Tunç, Melih Kibar, Çiğdem Talu, Timur Selçuk, Osman İşmen, Sabahattin Ali ve Mehmet Duru
Mehmet Teoman, Cenk Taşkan, Ali Kocatepe, Onno Tunç, Melih Kibar, Çiğdem Talu, Timur Selçuk, Osman İşmen, Sabahattin Ali ve Mehmet Duru
Türk Pop Müziği'nin ve Nükhet Duru'nun müzik kariyerinin en önemli Altın değerindeki 5 albüm birbiriyle bir şekilde bağlantılıdır. Nükhet Duru'nun söz yazarı ve besteci kimlikleriyle Mehmet Teoman ve Cenk Taşkan ile çıktığı yolculuğa sonradan dahil olan önemli kahramanlarından Ali Kocatepe, hem söz yazarı ve besteci, hem de prodüktör olarak 3 albümle çok önemli yer teşkil ediyor. Düzenlemeci olarak Timur Selçuk ve Osman İşmen dışında Onno Tunç, "Aşıksam Ne Farkeder?" albümüne kadar(orada da bir şarkısı vardır düzenleme olarak), özellikle "IV" ve "1981" albümünde tüm şarkıları düzenleyerek, Nükhet Duru müziğinin en önemli aktörlerinden birdir. Nükhet Duru albümlerini farklı kılan da budur. Çünkü müziğin dört dörtlük olmasını sağlayan 4 ana unsur vardır. Şarkıyı yorumlayan şarkıcı, beste, düzenleme ve söz. NÜKHET DURU MÜZİĞİnde bu unsurların bir araya gelmesi ne bir tesadüf, ne de şanstır. Daha önce de dediğim gibi müzik kabiliyetlerinin doğru zaman ve doğru yerde bir araya gelmeleridir ama gelmeleri için de Nükhet Duru'nun çıktığı müzik yolculuğunun kurgusunu kendisinin yapması ve birbirine bağlı olarak müzisyenlerinin yollarının kaçınılmaz olarak Nükhet Duru'da kesişmesidir. Çünkü Ortada bir Nükhet Duru gerçeği vardır. Nükhet Duru iyi bir ses ve yorumcudur ama başarıyı getiren Nükhet Duru'nun müzik konusundaki yeteneklerini değerlendirme, bir pırlanta gibi işleme ve parlatma çabası ve azmidir. Çünkü durduk yere bir şey olunmaz. Bunun kanıtı da, müzikalite manasında 4 başarılı albümden sonra Nükhet Duru, Erol Evgin'in ekibi besteci Melih Kibar ve söz yazarı Çiğdem Talu ile işbirliği yapıp, Onno Tunç çizgisinde öncesini ve sonrasının pek gündem oluşturmadığı Mehmet Duru aranjörlüğünde, çocuklar için çıkardığı masal albümünü saymazsak 5. albümünü çıkartır. Mehmet Duru önce Timur Selçuk orkestrasında çalan(Bu arada Nükhet Duru ile yolu kesişen Melih Kibar da Timur Selçuk orkestrasında çalan müzisyenlerden biridir), daha sonra stüdyo müzisyenliği ve aranjörlük yapan biridir. Mehmet Duru'nun 2018 yılında çıkan bir haberde, kayın pederinden kalan un fabrikasını işlettiğini öğreniyoruz. Bu albüm önceki albümlerinin devamı niteliğinde bir çizgidedir ama 1981 albümü gibi pop ve Batı tandanslıdır. Hit ararsanız bulamazsınız ama nitelikli şarkı anlamında hepsi bir hit niteliğindedir. "Oysa Şimdi" albümün en ön plana çıkan şarkısıdır. "Ressam" da Nükhet Duru severlerin kült şarkılarındandır. "Söyletme Beni" ve "Kazandım" ise albümü vitrine taşıyan ve o dönemler televizyon ve radyoda en çok arz-ı endam eden Nükhet Duru şarkılarındandır.
Nükhet Duru'nun yorumculuğu, yorumcu nedir, şarkıcılık veya yorumculuk nedir; Nükhet Duru üzerinden ilk Üç albümünden sonra bundan tam 42 yıl önce 1980 yılında konuşulmaya başlamış ve Nükhet Duru da bu konudaki düşüncelerini açıklamış. Nükhet Duru'nun müzikal yolculuğundaki kaderini daha ilk 45'liğinden itibaren kendisinin yazdığını hep dile getiririz ama bu laf olsun diye söylenmiş bir şey değildir. Dünyada bir çok yorumcu şarkıcı var, ülkemizde de mevcut ama Nükhet Duru bu işe en baştan itibaren kafa patlatmış biri. Her sanatçının müzikte tutunmak, popüler olmak gibi bir derdi mutlaka vardır, olmalıdır da ama Nükhet Duru her zaman içine sindiği bir şekilde ve nitelikli olarak varolmayı tercih etmiştir. Bilen bilir, bilmeyenlere de söylemiş olayım; Nükhet Duru'nun bugüne kadar kaç albüm veya şarkı hazırlayıp içine sinmediği için çöpe attığını biliyor muydunuz? Hatta yakın dönemde biten bir albümü tam çıkma arifesinde yayınlamaktan vazgeçip, sıfırdan bir albüme başlayıp çıkarmıştır. O yüzden, Nükhet Duru'nun yoncanın yaprağı veya sapı olma muhabbetlerini bir kenara bırakacaksınız. Nükhet Duru'yu oraya layık görmeyenler, inzivaya çekilmiş kişiler. Oysa Nükhet Duru çok kısa bir süre sonra gümbür gümbür geliyor. Aşağıda Nükhet Duru'nun 1980 yılında çıkan Nükhet Duru'nun yorumcu şarkıcı kimliğiyle ilgili bir haber okuyacaksınız...
Nükhet Duru'nun şarkılarında , sağlam bir içerikle beraber açık ve yalın bir anlatım bulunur. Şarkı sözlerinde titizlik gösteren sanatçı, müziksevere vereceği ya da anlatacağı öyküyü rahat bir şekilde sunabilmek için özgün ve sözlerde bütünlük sağlayan mesajları seçmeye dikkat eder.
Bu özen ve dikkat hafif müzik dünyamızda bir "Nükhet Duru tarzı" oluşturmuştur. Müzikseverler ve müzisyenler ondan sözeder, onu tartışırlarken aynı zamanda müzikte bir çizgiyi elekten geçirirler.
Yorumcu şarkıcılık veya yorumcu şarkıcı olma özelliği.
Evet, Nükhet Duru yıllar önce çıktığı yoldan, bugün vardığı yerde bir yorumcu şarkıcı sıfatını kazanmıştır.
Müzikte çoğu kişi tarafından yorumculuk lafı sıkça kullanılır. Ve yorumcu şarkıcı nedir, kimler yorumcu şarkıcıdır örnekler verilir. Nükhet Duru bugüne kadar bu konuda ayrıntılı bir biçimde konuşmamıştı. Yorumcu şarkıcılığı izah ederken aynı zamanda müzikteki çizgisine bir açıklık getirdi.
"Yorumcu şarkıcı deyimi, şarkıyı yorumlamak o kadar çok kullanılıyor ki, neredeyse salt şarkıcılıktan bunu ayırma gereği duyulacak.
Oysa her şarkıcının bir yorumcu olması gerekir. Tabi şarkılarının bir felsefesi veya tarzı varsa... Çünkü sadece melodiyi seslendirmekle şarkıcı olunacağına inanmıyorum. Bir orkestra bir parçayı en doğru biçimde çalsa da, eğer şarkıcıyla aynı anda nefes alamıyorsa, dört dörtlük bir olay çıkamaz ortaya. Bütün büyük şarkıcılar, şarkılarını hissetikkeri, inandıkları ve inandırdıkları için yıldız olmuşlardır. Bu yolu takip etmeyenler ise, hangi reklam kampanyasını arkasına alıp hangi politikayı izlerse izlesinler, kalıcı olamamışlardır. Yani şarkıcılıkla yorumculuk birbirinden ayrılamaz. Ancak iyi yorumcu, kötü yorumcu vardır..."
Bu açıklamalardan sonra şarkıcıyı daha iyi anlayabilmek için, bölüm bölüm şarkılarına kulak veriyoruz. Nükhet Duru "Anılar"da zamana meydan okuyor. "Harp Ve Sulh"de barış varken savaşın anlamsızlığını vurguluyor. "Bir İnsan Doğdu" adlı şarkısında bir bebeğin getirdiği mutluluktan söz ediyor.
Hürriyet Gazetesi 8. Gün Eki 7 Eylül 1980 - Müziği Yaşayan Ve Yaşatan Sanatçı : Nükhet Duru
çocuklar için çıkardığı albümden sonra çıkardığı albümünün adı, Dördüncü albümü olduğu için kısaca IV. Nükhet Duru'nun Mehmet Teoman ile yolları ayrılmasına rağmen, Cenk Taşkan ile çalışmaya devam etmiş ve bu albümün 7 şarkısının bestesi ona ait. Ve bu şarkıların İki tanesinin sözleri Nükhet Duru'nun kendisine, İkisi Ülkü Aker'e, birer tanesi de Korhan Abay, Özcan Kandemir'e ve Alimoğlu'na ait.
Nükhet Dur'nun en sevdiğim albümüdür. Neden mi? Çünkü bir kere en başta Cenk Taşkan bestelerinden oluşmaktadır ve bana göre Türkiye'nin en iyi bestecisidir. İkincisi, ben bu albümün düzenlemelerini çok severim. Tam bir pop senfoni, çağdaş Türk müziği ismine en yakışır düzenlemeleredir. Çünkü düzenlemeler Onno Tunç'a aittir. Bana göre Türkiye'nin en iyi aranjörü de Onno Tunç'tur. Onun düzenlemeleriyle pop şarkılar adeta klasik müziğe dönüşmüşlerdir. Bu albümü en çok sevmemin 3. sebebi, albümün yeni baskısı yapılmadığı için, Deprem, İsyan Ettim Hayata ve Sanki Değişmiş gibi şarkılarını, internet sayesinde dinleyebildim ve sonradan dinlediğim için bende yeni bir albüm gibi güçlü bir etki de yaratmıştır.
Bu albümden en çok Çakır şarkısını severim. Çünkü ben Ulvi Cemal Erkin, Cemal Reşit Rey gibi Cumhuriyet dönemi bestecilerin senfonik müziklerini çok severim ve özellikle Çakır bende böyle bir duygu uyandırır. Belki de Çakır'ı çocukluğumda TRT'de dinlediğimden içselleştirmiş de olabilirim.
Aslında bu albümdeki Üç Ali Kocatepe bestesi, Çakır ile beraber diğerleri Benimsin Diyemediğim ve Deprem, çok güçlü bestelerdir. Özellikle Çakır ve Benimsin Diyemediğim'deki bizden notalar, Onno Tunç'un çağdaş senfonik düzenlemesiyle birleşince çok kalite evrenselleşmişler. Deprem zaten başlı başına bir pop senfoni. Ali Kocatepe 3 şarkıyla da olsa albüme gerçekten çok güçlü imza atmasını bilmiş.
Ama albümün en iyi şarkısı ise kuşkusuz Nükhet Duru sevenler için kült hale gelmiş İyi Oldu Gemediğin şarkısıdır. Nükhet Duru'nun dinleye dinleye eskitemediğimiz 1 numaralı da şarkısı olsa gerek. Beste güzel, düzenleme güzel ama bu şarkıyı bizi en derinlerden vuran Korhan Abay'a ait sözleri. İnsanın sevdiğine "iyi oldu gelmediğin" gibi bir cümleyi, demek isteyip de söylemesi zor olduğu için diyemediğimizden dolayı olsa gerek, duygularımıza tercüman olduğu için insanı başka bir etkiliyor. Tabiki de Onno Tunç'un düzenlemesi de çok belirleyici şarkının sevilmesinde. Flütle giriş, yaylıların arkada Batı formunda içimizi ağlatması, Nükhet Duru'nun içten yorumu şarkıyı klasik hale getiren unsurlar. Bana Göre Nükhet Duru'nun en iyi beş şarkısından biridir. Gerçi Nükhet Duru'nun en iyi 5'lik şarkısı o kadar çok ki, hangi birini ilk 5'e sokabiliriz bilemeyeceğim.
Nükhet Duru'nun söz yazarlığına gelirsek, Nükhet Duru gerçekten çok iyi şarkı sözü yazıyor. Keşke bunun üzerine biraz daha düşebilseymiş ve daha çok söz yazsaymış diyesi geliyor insanın. Bu albümde İki şarkıya imza atmış. Bilindiği üzere çok sevilen ""Seninle" şarkısının sözleri de ona aittir, "Palto" şarkısının da...
Nükhet Duru'nun diskografisinde bu albümden çok çok geri planda kalmış ama çok değerli İki şarkı ise, İsyan Ettim Hayata ve Sanki Değişmiş gibi şarkılarıdır.
Çocukluğumda çok sevdiğim, ama hala da çok sevdiğim Nükhet Duru pop şarkısı ise Şüphe Ediyorsun'dur. Tam bir Batı pop şarkısıdır. Eşsiz benzersizdir. Farkındaysanız Nükhet Duru albüm şarkılarında genellikle pek geri vokal kullanmayı tercih etmez. Burada geri vokalde Nükhet Duru'nun sesini duymaktayız ve aynı anda farklı tonda Nükhet Duru sesi duymak çok keyifli.
Albüm kapağında Roma rakamıyla sadece IV yazısını görmek, albümün klasik ruhuna uygun olsun diye mi tercih edilmiştir bilemeyeceğim ama ben bu albüme pop gözüyle bakmamaktayım zaten. Bu albümü bilmeyenlere dinlettiğimdeyse, hiç pop olarak tanımlamadılar, adını koyamadılar bile.
Albüm 3 Eylül 1979 yılında Ali Kocatepe'nin 1 Numara plak şirketinden çıkmıştır ve üzerinden 43 yıl geçmesine rağmen ne bir yeni baskısı yapılmıştır, ne de CD üzerine aktarılarak kalıcı hale getirilmiştir. Müziğimiz adına utanılacak bir durumdur. Ali Kocatepe'ye Nükhet Duru'ya ait kayıtların CD üzerine aktarılması gerektiği konusundaki mesajlarımı, hep bandrol almak imkansız gibi bahanelerle cevaplamıştır. Eğer satacağını bilseydi ve üzerinden kazanç sağlayacağını, şimdiye kadar durur mudu acaba? Bu saatten sonra da bu albümün CD üzerinden temiz bir kaydını dinlememiz ise, bence imkansız gibi bir şey. Çünkü ne albüm basılıyor artık, ne de satıyor. Zaten Ali Kocatepe ile Nükhet Duru'nun arası da iyi değil. Umarım bu albümün orjinal bant kayıtları yok olmadan, telif hakları birilerine devredilir de, yeniden baskısı yapılıp müziğimize miras olarak kalır.
Nükhet Duru'nun 1981 albümüne apayrı bir başlık açmak gerekir. Hak ettiği değeri görmüş müdür; tartışılır. Bu albümün de hikayesini bilmiyorum. Tamamen Batı, gerçek bir pop albümü ve bu manada Nükhet Duru'nun en iyisi, hatta bana göre Pop Müziğimizin en nitelikli albümü; üstüne tanımam. Arabesk kültürlerde şarkının hit olabilmesi ve herkes tarafından sevilmesi, iyi bir şarkı olarak kabul edilmesi için çoğunluğa hitap edebilmesi gerekir, bunun için de komalı nota dizilimiyle vurucu olması gerekir. Ama iyi bir müzik dinleyicisi iseniz, farklı kültürlerin ifadesi olan hoş seslere karşı da beyniniz açıktır. Mesela bizde Batı olan Caz, Klasik veya Opera gibi türlere karşı gelenekselizdir, bu tür müzikleri dinleyenler de pek anlaşılmak istenmez, hatta bu şarkıları dinleyenlerin keyif aldıklarına bile inanmayabilirler. Gelenekselcilere göre, Batı'dan keyif almak sadece bir özentililik olabilir ancak. Nükhet Duru'nun 1981 albümü Orient bir kültürde çok marjinal bir çabadır ve çok büyük cesaret isteyen bir risktir. Gerçi Nükhet Duru çıktığı ilk günden beri bu riskle varolmaya çalışan bir sanatçıdır. Onu farklı kılan da kolaya kaçmayıp, hit derdine düşmeyip, star olacaksa bile şahsına münhasır bir star olmak için yola çıkmıştır. Bunu aslında bütün albümlerinde çok rahat görebiliriz. Nükhet Duru'nun kitlelerin sanatçısı olmaması da bundandır(ayrıca buna rağmen kareas'ta yer alması da ekstra bir başarıdır); evrensel oluşu, sanat-müzik için müzik yapması, ne kadar kendini tatmin eden bir varoluş mücadelesi olsa da, aslında müziğimizi de sıradanlıktan kurtaran bir çabadır. Tamam, Nükhet Duru sözlere önem verip mesaj veren şarkıları söylemeyi seçmiştir ama bu sözlerin Cenk Taşkan gibi Batı tandanslı bestecilerin besteleriyle vücut bulması, Nükhet Duru'nun yaratmak istediği farkı evrensele taşımıştır. Tabiki de söz ve müzik'in biribirini layığıyla bulmasını üst seviyeye taşıyan Nükhet Duru'nun özel sesi ve ustaca yorumudur.
Bu albümün en büyük özelliği, artık Nükhet Duru'nun Mehmet Teoman'dan, Ali Kocatepe'den bağımsız, hatta hiçbir müzisyene bağlı kalmadan, ama işini layığıyla yapan her müzisyenle, her koşulda yükseklerde kanat çırpabileceğinin göstergesi oluşudur. Bu bir anlamda Nükhet Duru'nun ses ve yorumunun, ama içine sinmek koşuluyla her şarkıyı kült haline getirebilme gücündendir. Tabiki de bu dediğim göreceli bir durum olabilir ama Nükhet Duru'nun, müziğimizin en iyi yorumcusu olarak kabul edilmesi otoritelerin ortak görüşüyse, fazla söze gerek yoktur. Nükhet Duru bu albümde, bir şarkı sözü kendine ait olmak üzere 6 şarkı sözü yazarıyla çalışmıştır ve 3 şarkıyla Aytül Akal öne çıkmaktadır. Diğer şarkı sözlerine geçmeden önce Nükhet Duru'nun şarkı formuyla ilgili bir şey söylemek istiyorum. Nükhet Duru şarkılarını özel ve farklı kılan da budur. Şarkılar AB gibi giriş nakarat yerine ya ABC formuyla yazılmıştır, yani Nükhet Duru introsuz şarkıya girer ve başladığı forma geri dönmeden soluksuz şarkıyı bitirir veya sanki doğaçlama bir hikaye anlatır gibi söyler şarkılarını. Yani şarkılarının formu böyledir. Şarkılarının çok ezberlenememesi, hit haline gelmemesi veya diğer sanatçılar tarafından tercih edilmeme sebebi de bu olabilir. Bu formu özellikle Cenk Taşkan bestelerinde görürüz. Mesela ABC formunda bu albümde yer alan "Deli Diyorlar Bana" bu şekilde olup, muhteşem ötesi bir şarkıdır. Mesela "Kaldırımlar" şarkısında dramatik ve inandırıcı, sanki gerçek bir öykü anlatır bize Nükhet Duru. Bu albümdeki söz yazarlarından biri de, başka albümlerde de gördüğümüz Nükhet Duru'nun kendisidir. "Seninle" şarkısı Nükhet Duru'nun cesaretlendirmesiyle Onno Tunç'un besteciliğini de ön plana çıkartan bir şarkıdır. Bu albümdeki diğer söz yazarları, daha önce Nükhet Duru'nun çalışmak istemediği veya çalışmasının denk düşmediği Fikret Şeneş ve Ülkü Aker isimlerini de görmekteyiz. Diğer isimler ise Ayşe Irmak Manioğlu, Mehmet Teoman ve Alimoğlu'dur.
Albüm müzikal anlamda bestelerin tamamı Cenk Taşkan'a, düzenlemelerin ise Onno Tunç'a ait olmasıyla bana göre çok özel bir anlam taşıyor. Çünkü Batı manada en iyi bestecimiz Cenk Taşkan, en iyi düzenlemecimiz ise Onno Tunç'tur bana göre. Albüm, daha önce 45'lik plakta falan yer almayan sıfır şarkılardan oluşmasıyla daha bir önem ve anlam taşıyor. Eğer beyninizi alışılmışın dışında bir müzik yolculuğuna çıkarmak istiyorsanız, bu albümün kusursuz bir albüm olduğunu görebilirsiniz. Ben bu albümü sıkılmadan ardarda 10'larca defa dinlediğimi hatırlarım. Zaten birkaç dinlemeden sonra bağımlısı oluyorsunuz. Hareketli şarkılar, üzerine İngilizce söz yazılsa, tam bir yabancı formunda besteler. Slow şarkılar ise hepsi birer hit. Tabi hit diyince ne anladığınıza bağlı. Albüm, "Aldım Veda Mektubunu", "Seninle", "Gözlerin Bulutlu", "Hep O Kışı Hatırlarım" gibi bir daha yapılması söz konusu olmayacak olan gerçek bir hit niteliği taşıyan muhteşem ötesi slow şarkılar barındırmakta. "Deli Diyorlar Bana", bana göre Nükhet Duru'nun en iyi 10 şarkısı arasındadır. "Gözler" ve "Papatya Falı" ise gerçekten nadide dans şarkılarımızdandır; tabi kıymetini bilene! "Kaldırımlar" efsanesini zaten bilmeyen yoktur. "İstanbul İstanbul" da herkesin bildiği, İstanbul'un adeta tanıtım müziği olan bir şarkıdır.
Nükhet Duru'nun 1977 yılında çıkan Mehmet Teoman ve Cenk Taşkan ile başarılı 45'likler yolculuğunun bir toplaması olan "Bir Nefes Gibi" albümü başarılı olunca, 45'likler yolculuğunda bu yola dahil olan Ali Kocatepe'nin 1 numaralı plak şirketinden, 1 yıl sonra 1978 yılında, şarkıların çoğunluğu Ali Kocatepe'ye ait olan, M. Teoman - C. Taşkan ikilisinin de 4 şarkısının bulunduğu Ali Kocatepe prodüktörlüğündeki "Melankoli" albümü çıkıyor. Baştan söyleyelim. Bana göre 10 üzerinden 10'luk bir albüm ve Türk Pop Müziği'nin nitelik olarak tartışmasız zirve albümüdür. Hiçbir albümün, bu albümü sollayacağına inanmıyorum. Besteler olağan üstü, sözler de öyle, düzenlemeler ise daha iyisinin yapılamayacağı kalitede zamansız. Bu albümün çıkış hikayesini bilmiyorum ama şirketin, prodüktörün ve şarkıların ağırlıklı olarak Ali Kocatepe'ye ait olması, Ali Kocatepe'nin kurguladığı bir şey olsa gerek. Ama ben, en başından beri yolunu kendisi çizen Nükhet Duru'nun, bu kurgunun sadece bir parçası olduğuna inanmıyorum. Yola emin adımlarla çıkıyor, kiminle çalışacağına karar veriyorsa, ikinci albümü şansa bırakmaması da onun çabasıdır diye düşünüyorum. Ali Kocatepe'den çıkan melodilerin güçlü olması ise, Ali Kocatepe'nin kafasındaki işlenmemiş notaların, gün yüzüne çıkma zamanının bu albüme denk düşmesi sanırım. "Melankoli" ve "Ben Gene Sana Vurgunum"un Sabahattin Ali'ye ait olan sözlerinin derinliğidir belki de Kocatepe'deki notaları harekete geçiren ama sözleri kendisine ait olan "Haykırıyorum", "Yıldızlar" gibi şarkılardaki melodiler de çok güçlü. Ben bu albümün mükemmelliğini, doğru kişilerin doğru zamanda bir araya gelmesi olarak görüyorum.
Albümün çıkış zamanında 8 yaşında çocuk olduğum için direkt bilgiye sahip değilim, araştırmalarımda da albümün çıkış hikayesine dair hiçbir yazı bulamadım. Albümle ilgili Nükhet Duru'nun ara ara dile getirdiği anı ise, Nükhet Duru'nun albümün hazırlanma aşamasında turnede olduğu, Ali Kocatepe'nin albüm okumaları için Nükhet Duru'yu İstanbul'a çağırdığı ama Nükhet Duru'nun konser trafiğinde hastalanıp sesinin kısıldığı ve buna rağmen şarkıları okuyup, kısık sesinin şarkılara ayrı bir hava kattığı. Düzenlemelerde ise, Nükhet Duru yolculuğunun birer parçası olan Osman İşmen, Onno Tunç ve Doğan Canku'yu görüyoruz. Albümdeki bütün şarkıları herkes biliyor ama albümün en güzel şarkılarından, sözleri Doğan Canku'ya ait olan "Bir Daha Asla" şarkısı ise geri planda kalması çok büyük haksızlık olan şarkılardan biri. Nükhet Duru'yu "Bir Tek Sevgili", "Palto" gibi Türkçe sözlü Yunan bestelerinde daha sonraki albüm çalışmalarında da görüyoruz. Bu albümdeki sözler güzel, bir şarkının bestesi hariç yerli bestelerden oluşuyor ama bu albümü muhteşem kılan elbette Nükhet Duru'nun sesi ve yorumu ama düzenlemeler o kadar çağdaş ki, albümü muhteşem, zamansız ve zirve yapan bence işte bu. Türk Pop Müziği'nin en iyi şarkıları; 1 numarası, 2 numarası hepsi Nükhet Duru'ya ait ama 1 numara sanırım farklı kompozisyonuyla "Ben Gene Sana Vurgunum"; resmen eşsiz benzersiz bir pop senfoni. "Melankoli" ise nasıl bir matematikle bestelenmiştir tahayyül edemiyorum! Bu şarkı 1978 yılında Eurovision Türkiye elemelerinde finale bile kalamamış olsa da, 45'lik olarak piyasaya sürülmese de yılın şarkısı seçilmiş.
Albümün hikayesi ile ilgili araştırma yapacağım ama bilen varsa da yorum bölümünde paylaşabilir... demiştim ve sevgili Ulunay Türkkan'dan güzel bilgiler geldi. Eurovision 1978 döneminde Nükhet Duru'nun Mehmet Teoman ile arası açılınca, iş Mehmet Teoman'ın şarkılarını Nükhet Duru'nun söylemesini yasaklamasına kadar varmış. Sonrasında Nükhet Duru, Ali Kocatepe'nin besteci kimliğiyle işbirliği yapmaya karar veriyor. Bu albüm, bu sayede Ali Kocatepe'nin bestecilik tarafını ön plana çıkartmış oluyor. Nükhet Duru en başlarda, Ali Kocatepe'nin bestelerinin bu kadar ses getireceğine kendisi bile inanmamış. Bu albümde yer alan M. Teoman ve C. Taşkan şarkıları ise önceden 45'lik olarak yayınlanmış şarkılardan oluşuyor. Bu albümün bir özelliği ise, Onno Tunç rehberliğinde, Osman İşmen'in ilk aranjörlük denemesi olması ve bu albümle parlaması.
Kısaca "Melankoli" albümü müziğimizde bir çığır açarken, bize Osman İşmen ve Ali Kocatepe'yi kazandırıyor, Nükhet Duru'nun çıtasını yükseltiyor, Nükhet Duru'yu Nükhet Duru yapanın Teoman ve Taşkan 'dan çok Nükhet Duru'nun kendisi olduğunu da görmüş oluyoruz. Bir yerde okumuştum. Bu albüm vakti zamanında her üç evden birine girmiş!
Nükhet Duru'nun müzik kariyerinin en önemli dönüm noktası olan bu albümle ilgili, yeni bilgilerin ulaştırılması dileğiyle...
Sahneye ilk defa 1969 yılında çıkan Nükhet Duru'nun ilk 45'lik plağını çıkaracağı yıla kadar uvertür olarak yoğun bir sahne trafiği olduğunu, hatta gecede 2-3 yerde sahneye çıktığını sonraki yıllarda kendi açıklamalarından biliyoruz. Nükhet Duru'nun ilk plağını çıkaracağına dair bir haber 1973 tarihli Hey Dergisi sayfasında yer alıyor. 1974 yılında çıkan plağın bir yüzünde Alaturka Caz formunda Aklımda Sen Fikrimde sen isimli TSM şarkısı, diğer yüzünde de Pop Folk tarzında Karadır Kaşların türküsü yer alıyor. Plağın orkestrasyonunda Mustafa Özkent'i görüyoruz. İlk plağında şarkıyı caz, türküyü pop şeklinde söylemesinin açıklamasını da Nükhet Duru sonraki yıllarda gene kendi ağzından öğreniyoruz. Çünkü sahneye ilk çıktığı yıllarda bile orkestrayı yönlendirerek, şarkıları modernleştirerek söylüyor. Bu deneysellik plak şirketini memnun etmemiş olacak ki, As Plaktan ilk ve son plağı oluyor.
NÜKHET DURU'NUN VE HER ZAMAN KARŞISINA ÇIKAN NÜ FOTOĞRAFLARLA İLGİLİ 1978 ve 1984 YILINDAKİ CEVABI..!
Nükhet Duru'nun katıldığı bir davette söylediği sözler, “Herkes istediğini giyebilir ama ne olur bu tayt olayına bir dur deyin artık. Hiç sevmiyorum. Tunikle giyilirse tamam ama öbür türlü çorapla sokakta dolaşan bir sürü hanımefendi görüyoruz. Hoş bir görüntü değil. Yurtdışından gelen modayı yanlış uyguluyor insanımız.” demesi Twitter'da gündem olmasına sebep oldu. Bu cümlelere hangi yönden bakarsanız, o şekilde algılayabilirsiniz. Kötü niyetli yaklaşanlar, hemen Nükhet Duru'nun cümlelerini tayt giyilmesin karşı olduğu şeklinde okudu ve geçmişte çektirdiğini fotoğraflarını paylaşmaya başlayarak çeliştiğini ispat etmeye çalıştı. Oya Nükhet Duru'nun ahlakçılıkla hiçbir alakası olamaz. Daha yeni, Gülşen'in sahne kostümleriyle ilgili kıyafetleri sorulduğunda, herkesin istediği şekilde giyinebileceğini savundu. Nükhet Duru'nun tayta karşı çıkarken, inestetik bir teşhircilikten bahsettiğini anlayamamak için dediğim gibi art niyetli olmak gerekir. Buradan konuyu Nükhet Duru'nun her zaman karşısına çıkacak nü fotoğraflarına bağlarsak... Nükhet Duru o günleri şöyle anlatıyor...
"Bebek Belediye’den sonra İstanbul’un belli başlı yerlerinde uvertürlüğümü sürdürdüm. Bu arada pek çok kişi peşimden koşturuyor. Kimisinin niyeti kötü! Ama ben insanları seviyorum, kötülüklere karşı iyilikle karşılık veriyorum. Bu arada, son derece estetik bir gözle çekilmiş yabancı dergilerdeki artist resimlerine özendim. Ben de soyunarak resimler çektirdim… Bunların etkisi olacak, Yeşilçam’dan teklifler geldi. Düşünmeden birçok filmde oynadım.".
1978 yılında Hey dergisi'nden Hulusi Tunca'ya verdiği röportajda da Nü fotoğraflarıyla ilgili durumu şu şekilde açıklamış.
"İyi şarkı söylüyordum ama bir türlü çıkış yapamıyordum. Türk Sineması'ndaki seks furyasıyla birlikte Yeşilçam'da soyunanlar hem benden sonra sahneye çıkıyor, hem de benden daha çok kazanıyordu. Bunu kendime yediremiyordum. 18 yaşındaydım. Özel hayatımda da bir sürü problemle karşı karşıya kalmıştım. Soyunarak bir yerlere geleceğime inanıyordum. Yabancı artistler çektiriyordu, ben niye çektirmeyeydim. Gençtim, güzeldim ve vücuduma da güveniyordum. Çektirdim. Ailemi de kızdırdım. Pişman olmuştum ama iş işten geçmişti.".
Nükhet Duru o fotoğraflardan sonra yaşadıklarını günlüğünde şu şekilde anlatıyor...
"Biliyorum şu anda şarkıcı olmak için yanıp tutuşan çok genç kız var. Artık çok iyi biliyorum ki, her artist olmaya karar vermiş genç kız, isabetli karar vermiş sayılmaz. Onları nasıl bir dünyanın beklediğini, nasıl güç koşullarda çalışacaklarını ilk günden bilseler, kimbilir yine aynı isteği duyarlar mı? Sanmıyorum. Ben, Nükhet Duru… Bugüne gelene kadar, sıhhatimden, duygularımdan, gençliğimden bir daha elde edemeyeceğim şeyler yitirdim…"
Nükhet Duru bu fotoğraflarla ilgili sıkıntıları yaşadıktan sonra Yeşilçam'ı da bir kenara bırakarak tamamen müziğe odaklanır...
NÜKHET DURU'NUN ERKEN DÖNEMİ VE 45'LİK YILLARI
Nükhet Duru müziğe orkestra solistliğiyle başlıyor. Sonra radyoda Unut Beni şarkısı ve canlı performansıyla umut vaat ediyor. İlk 45'liğini Mustafa Özken Orkestrasıyla Pop Folk ve Alaturka caz formunda çıkartıyor. Ne istediğini bilen bir şarkıcı olarak Mehmet Teoman'ı buluyor ve sözlerini M. Teoman'ın yazdığı, bestesini Cenk Taşkan'ın yaptığı, Ajda Pekkan'ın beğenmediği Beni Benimle Bırak'a öyle bir ruh veriyor ki, en önemli hiti haline geliyor ve Nükhet Duru kendi yıldızını kendi parlatmış oluyor böylece. Aynı şekilde Al Gönlümü Diyar Diyar Sürükle şarkısı da Ajda Pekkan'ın beğenmediği ve Nükhet Duru'nun devleştirdiği bir şarkıdır. Nükhet Duru'nun müzik hayatına nitelikli ve mesaj veren 45'liklerle başlaması bir tesadüf değil, kendi yolunu kendisinin çizmesi, söylediği şarkıların bu kadar başarılı olması da kendi hayatından kesitler taşımasından olsa gerek. Çünkü Nükhet Duru anlatıyor, Mehmet Teoman yazıyor, Cenk Taşkan da besteliyordu. Kendi için yazılmayan şarkılardaki başarısı da, şarkıda seçicilikten başka bir şey değildir. Çünkü Nükhet Duru manasız sözlü şarkılar söylemez. Şarkıcılıkta ilk parolası , sözlerin anlamlı olmasıdır. Hit düşüncesiyle yola çıkmaz, klasik düşüncesiyle yola çıkıp zoru başararak şarkılarını hit yapar. 45'lik dönemine '83 yılında çıkardığı maxi 45'likle birlikte 10 plağı tekabül eder.
NÜKHET DURU'NUN ALTIN YILLARI, MÜZİĞİMİZDE DEVRİMDİR!
Türk Pop Müziği'nin en iyi ilk beş albümü, Nükhet Duru'nun da ilk 5 albümüdür. ÇÜNKÜ; Özgündür; şarkılar bir sanatçı için üretilmiştir, melodiler basit değil çok niteliklidir, sözler anlamlıdır, düzenlemeler ise, Türk Pop Müziği'nin temelini oluşturan aranjörler tarafından evrensel ve zamansız yapılmıştır. Bu albümleri Türk Pop Müziği'nin en iyi beş albümü yapan en önemli faktör ise, bu albümdeki şarkıların sadece Türk Pop Müziği'nin değil, dünyanın en iyi yorumcularından bir olan Nükhet Duru tarafından yorumlanmış olmasıdır. Bu beş albümün karşısına hangi albümü koyarsanız koyun, bir şekilde/bir tarafından diğer albümlerden daha ağır basacaktır. Nükhet Duru'nun Altın Dönemi diyebileceğimiz Altı yıllık süreçte Sevgili Çocuklara ve En İyi Şarkılarıyla albümleri de yayınlanmıştır.
NÜKHET DURU'NUN İKİNCİ DÖNEM MÜZİK YOLCULUĞU
Nükhet Duru ALTIN serisinde 5 albüm yaptıktan sonra (Aslında bu süreçte Sevgili Çocuklara ve En sevilen Şarkılarıyla isminde iki albümü daha bulunmaktadır.) '83 yılında maxi bir 45'lik yapıp 1 Numara Plakçılık'tan en iyi şarkılarından oluşan ve Klasikleri başlığı altında yayınlanan toplama CD albümüne kadar deneysel nitelikte diyebileceğimiz, ilk 4'ü plak olarak da basılıp geniş kitlelere daha çok kaset olarak ulaşan, son 4'ü ise Almanya baskılarını saymazsak sadece kaset üzerinde kalan 8 albüm daha yayınlamıştır. Herkes, Nükhet Duru'nun altın niteliğindeki 5 albümünden sonra yaptığı albümler karşısında açık söylemek gerekirse, Benim Yolum albümünü saymazsak hayal kırıklığına uğramıştır diyebiliriz. Oysa insanların kaçırdığı bir şey var. Nükhet Duru eğer bu 8 albümü yapmasaydı, ilk 5 albümü gibi albüm yapabilecek miydi, Mehmet Teoman, Cenk Taşkan ve Ali Kocatepe aynı üretkenlikte olabilecekler miydi acaba? Nükhet Duru'nun başka denizlere açılmasının sebebi bu gruptaki bir tükenmişlik olamaz mı? Bu 8 albüm, belki Nükhet Duru'nun daha sonraki müzik yolculuğunun istikralı bir şekilde devam etmesinin bir vesilesi olmuştur, mesela muhteşem Sezen Aksu prodüksiyonu '94 yılı albümüne bir zemin hazırlamıştır; tıpkı bir çok denemeden sonra 2012 yılında çıkardığı gene bir Sezen Aksu prodüksiyonu olan bir başka muhteşem albümü Tam Zamanında albümü gibi... Ayrıca Nükhet Duru ilk 5 albümden sonra Mehmet Teoman ve Cenk Taşkan ile sonraki süreçlerde de ara vermenin ve dinlenmenin verdiği enerjiyle 90'lı yıllarda Cahide ve Mühür albümlerini yapmıştır.
NÜKHET DURU'NUN MÜZİK YOLCULUĞUNA ÜÇÜNCÜ DÖNEM
Ülkemizde 90'ların ikinci çeyreğinde CD furyasıyla birlikte plak şirketleri bir CD'nin alabileceği şekilde, bünyelerinde bulunan sanatçıların en iyi şarkılarından oluşan derlemeler yayınlamaya başladı. Ali Kocatepe de Nükhet Duru üzerinden bu fırsatı kaçırmak istememiş olmalı ki, Nükhet Duru'nun en önemli albümlerini orjinal halleriyle yayınlamak yerine böyle bir işe kalkışmış, hiçbir zaman Nükhet Duru'nun en iyi albümlerini CD üzerine aktarmadığı için, en azından iyi ki de böyle bir toplamayı çıkarmış diyoruz. Nükhet Duru da 10 yıllık deneysel süreçten sonra, Sezen Aksu prodüksiyonu ve gene Ali Kocatepe şirketi olan 1 Numara Plakçılık'tan daha sonra Geberiyorum ismiyle yeni baskısı yapılan '94 albümünü çıkarmıştır. Belki de Ali Kocatepe, Nükhet Duru'nun en iyi şarkılarından oluşan ve Klasikleri başlığı altında yayınladığı CD toplama albümünü, Nükhet Duru'yu yeni kuşağa hatırlatmak amacıyla '94 albümü öncesi bir ön tanıtım olarak da yayınlamış olabilir. İşe yaramış mıdır; mutlaka. Çünkü özel radyolar çıkıncaya kadar yeni jenerasyon Nükhet Duru'nun eski şarkılarını ben dahil tam anlamıyla bilmiyordu. Mesela Nükhet Duru'nun benim 1 numaram olmamı sağlayan bu toplama albümdür. Değişen koşullara ayak uydurabilmek kolay olmasa gerek ki '70 ve 80'li yılların bir çok ismi elenmiş, Nükhet Duru gibi 3-5 sanatçı kalmıştır bu yolculukta. Bayrağı 90'lar rüzgarına teslim etmek yerine mücadeleye devam etmişlerdir. Onları klas hale getiren de bu üretkenlikleridir zaten. Nükhet Duru da 90'ların müzik koşullarıyla kendisini güncelleyerek yoluna devam etmiştir. Kah Pop Folk motifleri taşıyan bir albüm yapmıştır, kah moda olan Garo Mafyan ile Sintizayzırlı Euro Pop bir albüm yapmıştır. Müzik kariyerinin 25. yıl anısına Gümüş albümünü, tekrar güçlü bir şekilde dönüş yapmak içim Mehmet Teoman ve Cenk Taşkan ile Mühür albümünü yapmıştır. Mühür albümü, Nükhet Duru'nun Altıncı en iyi albümü olabilecekken, düzenleme kurbanı olmuştur. Bana göre Nükhet Duru'nun tam oturduğu için sesinin zirvesi olan bir dönemde çıkardığı Cahide müzikalinin albümünden ise kimsenin haberi bile olmamıştır veya bu albüm tiyatral olduğu için kimsenin umrunda bile olmamıştır. 90'larda yurt dışında Unplugged çalışmalar modaydı ve Nükhet Duru '98 yılında en iyi şarkılarını Bir Nefes Gibi'ler başlığı altında yayınlayarak bu tarz çalışmaların da gerisinde kalmamıştır. Nükhet Duru 90'lı yıllara eski şarkılarını remikslediği 2 single ve sıfır şarkılardan oluşan 4 şarkılık '99 EP'siyle veda etmiştir ve bu çalışmadan Sesini Duyur, epeyce ses getirmiştir.
NÜKHET DURU'NUN DURAĞAN YILARI; DÖRDÜNCÜ DÖNEM
2000'li yıllarda teknolojinin ilerlemesiyle birlikte müzik soundları da güçlendi, kayıtlar da tertemiz olmaya başladı. Nükhet Duru'nun 2001 yılında çıkardığı Bana Rağmen albümü böyle sımsıkı bir albümdür. Sound güçlü, kayıtlar tertemiz. Yani kusursuz bir kayıttır bu albüm. Hak ettiği değeri görmüş müdür; hayır. Üstelik o kadar güzle şarkılar barındırır ki bu albüm. Bu albümün ismi nereden geldi diye merak edenleriniz varsa eğer, bir gün Sezen Aksu bir konserinde Nükhet Duru için, güçlü bir ses ve yorumuna rağmen Nükhet Duru'nun bu "veri"nin altını yeterince dolduramadığını, onu ihmal ettiğini ima eden sözler söylemiştir. Nükhet Duru 2000'lere gelinceye kadar her yıl veya en geç iki yılda bir albüm çıkarmıştır. Tabiki de dinleyici ile iletişim kurmak için, radyo ve televizyonun güçlü olmadığı, internetin olmadığı yıllarda koşullar bunu gerektiriyormuştur. Cenk Eren ile birlikte, sahne birlikteliğinin bir kartviziti olarak yaptığı düet albümü bir kenara koyarsak, solo manada Nükhet Duru'nun iki albüm arası en uzun süreç, 5 yıl olan 2006 yılında çıkardığı Onikiye On Kala albümüdür. Bu albüm belki eloktronik tınılar da barındırdığı için, bana göre soundu en iyi albümüdür. Tamam, Melankoli, Ben Gene Sana Vurgunum eşsiz benzersiz şarkılardır ama bu albümden Şu Senin Çekip Gitmelerin veya Palto bana göre Nükhet Duru'nun en evrensel şarkılarıdır. Hak ettiği değeri görmüş müdür; hayır. Çünkü devir artık Rock devridir. Nükhet Duru işte her şeye rağmen Nükhet Duru'dur. O yıl verdiği bir konser, Sevgiyle El Ele başlığı altında çift CD'lik bir albüm olarak yayınlanmış, Nükhet Duru'nun canlı performans sanatçısı olduğunun bir refaransı olarak müzik tarihimizdeki yerini almıştır. 2008 yılında Ossi Müzik-Hakan Eren, süper bir şeyi gerçekleştirerek Nükhet Duru'nun '81 ve Aşıksam Ne Farkeder? albümlerini çift CD olarak piyasaya sürüp, Nükhet Duru hayranlarına bayram havası yaşatmştır. Nükhet Duru 2000'li yıllara 4 sıfır şarkı ve remixlerinden oluşan bir EP ile veda etmiştir.
MÜZİKTE YARIM ASIR!
Nükhet Duru 2000'li yıllarda TV programcılığına biraz daha ağırlık vermiştir. 2010 yılında çıkardığı 2 şarkılık single'ı aslında yeni bir albümün müjdecisi olarak yayınlanmıştır ama sadece single olarak kalmıştır. Sonra Selim Atakan ile yaptığı bir albümü tam çıkmak üzereyken iptal edip Sezen Aksu prodüktörlüğünde çalışıp Tam Zamanında albümünü çıkarmıştır. Son albümünün üzerinden geçen en uzun süre olmuştur bu. Tam 6 yıl. Belki de son 20 yılın değil, kalite olarak tüm zamanların en iyi pop albümüdür. İnsanlar Nükhet Duru'nun en iyi albümlerini dile getirirken ilk 5 albüm dışında Benim Yolum veya '94 albümlerini falan sayarlar ama Tam Zamanında albümünü es geçerler. Bu ne kadar gerçek bir Nükhet Duru hayranlığı olabilir bilmiyorum. Nükhet Duru bu albümle Rock'ı es geçmeyerek, Milyoner gibi Rock şarkı da söylemiştir, Ceylan şarkısıyla hücum kayıt da yapmıştır. Bana sorarsanız çıkış süreci çok sancılı ama Nükhet Duru'nun en nitelikli albümüdür, Nükhet Duru'nun gerçek bir yorumcu kimliğidir. 2015 yılında ise sürpriz bir şekilde Avrupa Müzik ile yarım kalan hikaye tamamlanmıştır. Aşkın 'N Hali belki geçici bir ara albüm gibi düşünülmüştür ama cover şarkılardan oluşan ve çok kısa sürede kaydedilen bu albüm hem kayıt ve sound olarak, hem de yorumcu kimliği olarak Nükhet Duru diskografisinin en iyilerinden biridir. Çünkü şarkılar klasik, yorumcu dev olunca, ortaya ölümsüz bir albüm çıkmıştır. Benim mesela hiç sıkılmadığım 1 numaralı albümüdür bu albüm. Nükhet Duru 2010'lu yıllara en iyi şarkılarını günümüz şarkıcılarıyla, o şarkıcıların kendi anlayışlarıyla düet şeklinde yorumlayıp, düet albümünü de gerçekleştirerek veda etmiştir. Bu albümün ikincisini de yapacağını dile getirmiştir ama değişimin dışında kalamayan Nükhet Duru başka projelerden bahsetmeye başlamıştır bile. Çünkü devir artık dijitaldir ve CD, dolayısıyla albüm devri kapanmış, artık şarkılar tek şarkı şeklinde dijital platformlarda yayınlanmaktadır. Kimbilir, Nükhet Duru belki de bundan sonra albüm yayınlamayacaktır. 2010'lu yılların Nükhet Duru açısından bir özelliği, plak satışları tekrar yükselmeye başladığı için, tam 32 yıl sonra bir albümü - Ve Sahnede albümü 2019 yılında plak olarak yayınlanmıştır.
Nükhet Duru, önceki albümlerinde yer alıp da olduğu gibi koyulan "toplama proje albümler" dışında, sıfır veya yeniden kayıt ile katıldığı proje albümlerinde 30 şarkısı bulunmaktadır.
1. Malaguena / 2. Nereden Sevdim O Zalim Kadını (Gazino 1 Numara -1980)
3. Çakır / 4. Dostluğa Davet (MFÜ ile birlikte) ( Ali Kocatepe Şarkıları Vol.1 - 1993)
5. Huysuz ve Tatlı Kadın (Müzeyyen Senar ile Bir Ömre Bedel - 1998)
6. Bir Sevgi Yeter (Selmi Andak 60. Yılı - Ve Ben Yalnız - 1999)
7. Bu Çocuk Neden Ağlıyor (Okumak her çocuğun hakkıdır - 2004)
8. Aşk Yeniden (Söz Vermiş Şarkılar - 2004)
9. Bir Sen Varsın (Şampiyon Fenerbahçe - 2005)
10.. Sev / 11. Yıllardan Sonra (En Sevilen Şarkılarıyla Neco - 2005)
12. Hayret (Ali Kocatepe 41 Kere Maşallah- 2006)
13. Gerçek Ve Düş ( Söz: Çiğdem Talu - 2006)
14. Çok Uzak / 15. Sevda Değil (Livaneli 35. Yıl Konseri - 2008)
16. Bizim Mahalle (Aysel Gürel/Çınar Vol 1 - 2008)
17. Bana Her Şey Seni Hatırlatıyor (Assolistler 2 - 2012)
18. Gitti De Gitti (Orhan Gencebay İle Bir Ömür - 2015)
19. Aşk Eğil Önümde (Volga Tamöz No'2 - 2018)
20. Hastane - 21. Kadınım - Mehmet Teoman ile (Mehmet Teoman yaş 71 -2016)
22. Kaldığımız Yerden (Kürşat Başar - Kaldığımız Yerden - 2016)
23. Kandil - Behzat Gerçeker ile (İşte Benim Zeki Müren - 2016)
24. Bir de Bana Sor - Erol Evgin ile (Erol Evgin Altın Düetler - 2016)
25. Bir Yelkenlim Olsaydı (Livaneli 50. Yıl "Bir Kuşaktan Bir Kuşağa" - 2016)
26. Nükhet Duru Medley - SesVerSus ile -2016
27. Aşk Bu (Murathan Munga 2020 Model - 2020)
28. Kalbim Ege'de Kaldı (Atilla Özdemiroğlu Besteleri - 2020)
29. Yaşamaya Korkuyorum +
30. Düşkünüm Sana ( Düşkünüm Sana Filmi - 1982)
Gelelim bazılarının onayladığı, bazılarının ise Nükhet Duru karesine itiraz ettiği tüm zamanların kareasına...Hiç kimse gökten star olarak inmedi. Bürün sanatçıların uvertür günleri olmuş; beğenilmediği ve gelecekteki konumlarını kimsenin kestiremediği. Hatta başlarda bazı sanatçılar, günümüzün kareasından çok daha değerli görülüp bel bağlanmıştır bile. Zaten benim çocukluğumda kareas falan yoktu. Birbirine yakın seviyede pop sanatçıları vardı. Ne Sezen Aksu ana kraliçe, ne de Nilüfer bu karedeydi. Ajda Pekkan jenerasyon farkı ve kat ettiği yol bakımından evet rakipsizdi. Peki ne oldu da Sezen Aksu, Nİlüfer ve kimsenin pek de layık bulmadığı Nükhet Duru bu konuma geldi. Kısaca çaba sarf ettiler, kendilerine emek verdiler, özel hayatlarına yenilip müziği bırakmadılar, bazı dayatmalara ve engellemelere boyun eğmediler, müziği geçici bir hevesle değil aşkla yapmış olabilirler ve sürekli ürettiler ve sürekli sahnede kaldılar, sürekli şarkı söylediler ve diğer sanatçıların ulaşamayacağı sayıda 26'şar albüm yaptılar. Diskografileri bile onları farklı kılıyor. Ses ve yorum olarak, burayı hak etmiyor diyeceğiniz bir isim var mı? Seyyal Taner, Nil Burak ve Gökben ile kıyaslanan ve bu kareyi hak etmiyor dediğiniz Nükhet Duru'nun ses ve yorumun bunlardan daha düşük mü olduğunu iddia ediyorsunuz gerçekten? Yaptıkları albümler, Nükhet Duru'nun albümlerinden daha üstün olabilir mi? Bana göre Nükhet Duru'nun yaptığı albümler başka hiçbir sanatçının albümüyle kıyaslanamayacak derecede üstündür. Sözü, müziği bir tarafa bırakın, düzenleme olarak bambaşka boyutlarda albümlerdir. Otoriteler, Türk Pop Müziği 1977 yılında Nükhet Duru ile dönüm noktası yaşadı diyorlarsa, vardır bir bildikleri. Bana sosrarsanız, Nükhet Duru kategori üstü bir ses ve yorumdur. Sezen Aksu'nun en sevdiği sesin Nükhet Duru olması bir mütevazilik değildir, Selda Bağcan Nükhet Duru'dan "KOCAMAN" Nükhet Duru diye bahsediyorsa; Nükhet Duru'yu 2. sınıf bir pop sanatçısı olarak görenlerin, pardon ama müzik anlayışını sorgularım... Eğer Nükhet Duru'nun ses ve yorumu üzerinde şüpheleriniz varsa, Cahide albümünü ısrarla tavsiye ederim. İlk 5 albümü, Benim Yolum, 94 yılı albümü, Tam zamanında albümü, hatta sözleşeme gereği yaptığı Aşkın N Hali albümü bile, Nükhet Duru'dan üstün görülen sanatçıların albümleriyle kıyaslanamayacak derecede müzikalite arzeder. Ki ayrıca Nükhet Duru'nun böyle bir derdi olabilir mi bu saatten sonra; Nükhet Duru'nun yerine ister Zerrin Özer'i koyun, ister Seyyal Taner'i, ister Nil Burak veya Gökben'i; Nükhet Duru gene müziğimizin en klasiği! Kareas sorunu, o karede ben olmalıyım diyenlerin derdi! Ne Ajda Pekkan, Ne Sezen Aksu, ne Nilüfer, ne de Nükhet Duru bu konuyla ilgileniyor. Nükhet Duru bu konuyla ilgili olarak kendine gelen sorulara da ben popstar değilim zaten, ben çağdaş Türk Müziği şarkıcısıyım diyor. Böyle kategoriler, hayranların bir eğlencesi olabilir en fazla. Yoksa her sanatçının müziğimizde ayrı bir yeri, ayrı bir lezzeti var. Hapsini de çok seviyor ve emeklerinden dolayı teşekkür ediyoruz..
Not: Zerrin Özer, ben yoncanın sapı mıyım demişti. Eğer güçlü bir ses arıyorsak, Zerrin Özer'de alası var. Bu konuya daha önce değinmiştim. Önemli olan varolan kumaşı nasıl değerlendirdiğindir. Belki duygusal sebeplerden dolayı, belki arkasında yeterince destek olmadığından vesaire hakettiği noktada olmayabilir ama değerlendirmeler ne yazık ki varolanlar üzerinden yapılıyor. İbrahim Tatlıses İtalya'da doğsaydı, Pavorotti olur ve bütün dünya onu tanırdı. Şu anda Zerrin Özer müziği tamamen bıraktı ve ondan önceki jenerasyon hala devam ediyor. Ki en son albümünün üzerinde 15 yıl geçmiş.
Nükhet Duru'nun sırf ticari düşünceyle içine sinmeyen hiçbir çalışmanın içinde yer aldığına inanmıyorum. Aksine şirketlerin ticari kaygılarına direnebildiği kadar direnip, daha yapmak istediği bir çok şeyi yapamamıştır. Ve Nükhet Duru hit şarkıyla günü kurtarmak yerine uzun vadeli kalıcı işler yapmayı tercih ettiğinin her zaman altını çizmiştir Ama ister teknoloji babında olsun, ister dönemin trendleri manasında olsun, adına çıkartılan hiçbir çalışmasında bayağılaşmamış, Arabesk'i bile yorum farkıyla dinlenebilir bir boyuta taşımıştır. Arabesk dediğimiz de çektiği bir film olan "Düşkünüm Sana" için Nükhet Duru'ya özel yapılan "Yaşamaya Korkuyorum" ve "Düşkünüm Sana" isimli İki şahane şarkı ve Orhan Gencebay'a saygı albümünde söylediği "Gitti de Gitti" şarkısıdır ki bu şarkıların da hakkını fazlasıyla vermiştir. Daha sonra Bülent Ersoy'a verilen ilk İki şarkı da üstüne çıkılamayacağı için kimse tarafından yorumlanmamıştır.
Tük Pop Müziği'nde hiçbir sanatçının ilk beş albümü Nükhet Duru'nun ilk Beş albümü kadar nitelikli olmamıştır. Hatta ben şahsen bu Beş albümü şarkı sözü, beste ve düzenleme olarak Türk Pop Müziği'nin en iyi Beş albümü olarak görürüm.
1977 - Bir Nefes Gibi: Söz ve müzikler Mehmet Teoman, Cenk Taşkan'a, düzenlemeler ise Onno Tunç, Timur Selçuk ve Norayr Demirci'ye aittir.
1978 - Melankoli: Sözler ağırlıklı olarak Mehmet Teoman, besteler Cenk Taşkan ve Ali Kocatepe, düzenlemeler ise Osman İşmen ve Norayr Demirci'ye aittir. Bir şarkının düzenlemesinde Doğan Canku vardır.
1979 - IV: Besteler İki Ali Kocatepe şarkısı dışında Cenk Taşkan'a ait olup, sözlerde Ülkü Aker, Korhan Abay, Sabahattin Ali, Nükhet Duru ve Alimoğlu gibi isimleri görmekteyiz. Düzenlemeler ise Onno Tunç'a aittir.
1981 - '81: Bestelerinin tamamının Cenk Taşkan'a ait olduğu albümde sözlerde Fikret Şeneş, Ayşe Irmak Manioğlu, Aytül Akal, Mehmet Teoman, Nükhet Duru ve Alimoğlu gibi isimleri görmekteyiz. Düzenlemeler gene Onno Tunç'a ait.
1982 - Aşıksam Ne farkeder?: Sözlerini Çiğdem Talu ve müziklerini Melih Kibar'ın yaptığı albümün bir şarkısının sözünde Nükhet Duru, bir bestesinde ise Selmi Andak görülmekte. Düzenlemeler ise Onno Tunç'un bir düzenlemesi dışında tamamı Mehmet Duru'ya aittir.
Nükhet Duru 6 yıllık albüm sürecinde, ilk albümün hazırlık sürecini de düşünürsek 7 yıllık süreçte, belki daha uzundur bilemeyeceğim, Türkiye'nin en iyi müzisyenleriyle çalışarak müzik tarihimizin sözüyle, müziğiyle zamansız ve evrensel 5 altın albümüne imza atmıştır. Bu albümlerin anlaşılması için, kişisel beğenilerin bir tarafa bırakılarak müzik matematiğiyle dinlenmesi gerekir. İlk iki albümü "Bir Nefes Gibi" ve "Melankoli" daha popüler olmasına rağmen, "IV" albümü çağdaş bir pop senfonisi olup, '81 ve "Aşıksam Ne Farkeder?" albümleri Batı tandanslı melodileri ve Çağdaş/Neo Klasik Pop düzenlemeleriyle daha niteliklidir.
Neden bu Beş albümü Pop Müziğimizin en iyi Beş albümü olarak kabul ediyorum; çünkü sözüyle, müziğiyle özgün/yerli olup olup, Türk Pop Müziğinin en iyi müzisyenleriyle kotarıldığı için. Bu albümlerin solistinin Nükhet Duru olması ise bir tesadüf falan değildir; Nükhet Duru'nun kendi çabasının yanı sıra Duru'nun ses, özellikle yorumunun gücüne güvenilerek müziğimize bilinçli olarak yapılmış bir yatırımdır. O yüzden Nükhet Duru bu Beş albümüyle bile tüm kategorilerin üstünde bir sanatçı olup, müziğimizde kimseyle kıyaslanamaz derecede ayrıcalıklı bir yere sahiptir. Daha "'94", "Benim Yolum", "Tam Zamanında" gibi kült albümlerini, "Aç Gözünü Adamım" gibi deneysel çalışmalarını, "Cahide" gibi sesinin zirvesinde ve yorumunun en iyi olduğu müzikal çalışmasını, 90'larda Cenk Taşkan, Mehmet Teoman ve Osman İşmen ile yeniden biraraya ile gelerek yaptıklarını, "Askın 'N Hali" vs. Unplugged çalışmalarını, hücum kayıtlarını saymıyoruz bile.
Seyyal Taner, Gökben, Nil Burak, Füsun önel vesaire sanatçılarımız "kare as"ı daha çok hak ediyor iddiaları, saygı duyulsa da kusura bakmayın ama kişisel beğeniler ile açıklanabilir ancak. Nükhet Duru'nun, bu ülkenin en iyi yorumcusu olduğu tartışılamaz bile. Bunu ben söylemiyorum, bu ülkenin en iyi müzisyenlerin ortak fikridir bu. Saygılarımla...
Hiç kimse durduk yere Ajda Pekkan, Sezen Aksu, Nilüfer ve Nükhet Duru'yu kare as olarak tanımlamaz. Çünkü Pop Müziğimizin temellerinin atıldığı 1977 yılının akabinde '78 yılında potansiyeli olan sanatçılar en iyi işlerini yapmışlar ve o işleriyle bile kare as olmalarının temelini atmışlar ve günümüze kadar varlıklarını istikrarlı bir şekilde devam ettirmişler. Bazıları(Zerrin Özer ve Nil Burak) "Biz yoncanın sapı mıyız," veya "biz üç yapraklı yonca mıyız?" veya "Nükhet Duru kendini, kendi kendine yoncanın yaprağı ilan ediyor." diye saçmalamasın. Görünen köy klavuz istemez ve keşke bu durumu hazmedemeyenler boş boş konuşacaklarına müzik hayatlarına emek verselerdi.
Yıl 1978. Nükhet Duru'nun Türk Pop Müziği'nin dönüm noktası albümü "Bir Nefes Gibi" albümünden 1 yıl sonra çıkardığı "Melankoli" albümü, bana göre ilk albümden daha niteliklidir. Hıncal Uluç der ki, "Türk Pop Müziğinin Bir numaralı şarkısı "Ben Gene sana Vurgunum", İki numarası da gene Nükhet Duru'dan "Melankoli"dir". Neden çok önemlidir bu iki şarkı; çünkü söz ve müzik olarak özgün, düzeneleme olarak zamansızdırlar. Albümde yer alan diğer şarkılar ise, Haykırıyorum, Yıldızlar, Bir Daha Asla, Hayat Umutla Başlar, Anılar, Harp ve Sulh, Cambaz, Bir İnsan Doğdu... 10 üzerinden 10'luk, hatta yıldızlı 10'luk bir albümdür. Ne yazık bu albüm, yani Türk Pop Müziğinin en iyi albümünün 1978 yılından sonra bir daha hiçbir formatta baskısı yapılmadığı gibi, dijital platformlarda da bazı şarkıları hariç ses kalitesi kötüdür. Ve albümün düzgün bir kapak resmi bile yoktur internette. Ben de iç kapağının kartpostal şekilde bir versiyonunu paylaşıyorum. Eğer albümün yapımcısı 1 Numara Plakçılık, bu albümün orjinal ses kayıt bandından CD formatında baskısını yapmazsa, kaybolup gidecek. Çok yazık. Ali Kocatepe'nin, bu albüme, müziğe, Nükhet Duru'ya karşı tavrını gerçekten anlayamıyor ve kabul edemiyorum...
NÜKHET DURU VE SANAT!
Nükhet Duru sadece sesi güzel olduğu için mi şarkıcı olmuştur? Hayır. Sanatı sevdiği için. Eğer ben şarkıcı olmasaydım, gene mutlaka sanatın herhangi bir dalıyla ilgilenirdim diyor. Çünkü zaten dikkat ederseniz, Nükhet Duru daha ilk günden beri sanata çok yönlü yaklaşmıştır. Sunuculuk, oyunculuk, TV programcılığı, müzikaller, kabare, moda, estetik, şarkı sözü yazarlığı... Sanat genetiksel ve yeteneksel bir şeydir ve insan bedeninde kendini en iyi ifade edebileceği branşı seçer.
2021'de verdiği bir röportajda konuyla ilgili söyledikleri...
*Müzik hep içinizde olan şey miydi? Sizi bu mesleğe çeken, hayatınızı bu işe adamanıza ilham veren en büyük etken neydi?
- Bir yanıyla yapmaya mecbur olduğum, önüne geçilemez bir dürtüydü zira çocuk yaşta yeteneğim ailem ve öğretmenlerim, arkadaşlarım tarafından fark edilmişti çünkü durmaksızın şarkı söyleyen, danslar eden, taklitler yapan bir canlı türüydüm ve başka türlüsü mümkün değildi. Bir yanıyla da bir tür “kendimi kurtarma ve hayata tutunma” projesiydi.
Kendimi büyütürken tek güvencem bir gün sanatçı olabileceğimi ve klişe gelebilir ama kendimi gerçekleştirebileceğimi, hayatıma böyle mana katabileceğimi sezmemdi.
* Bir röportajınızda, “Ben gösteri sanatları için yaratılmışım,” demişsiniz. Müzisyen olmasaydınız oyuncu mu olurdunuz?
- Teatral şarkı söyleyen ve sahnede seyirciyle esnek bir ilişki kurabilen biriyim, bu da bana oyunculuk yapma olanağı sağladı. TV ve sinema projelerinde de yer aldım ancak sahnede üstlendiğim rollerin, oynadığım müzikallerin yeri benim için apayrı oldu hep. Carmen, Yedi Kocalı Hürmüz, Cahide... Bunlar içinde bulunmuş olmaktan büyük mutluluk ve gurur duyduğum çok özel işlerdi. Haldun ağabey gibi usta yönetmenlerle,yaratıcılarla çalıştım, onlardan çok şey öğrendim. Ezcümle büyük ihtimalle oyuncu olurdum ama gönlüm herhalde daha çok müzikallere kayardı diye düşünüyorum.
1969
Nükhet Duru'nun müzik hayatına başladığı yıl. Nükhet Duru'nun hayatını anlatmaya devam ediyoruz. Bakarsınız dijitalden çıkıp elimizde tutup hissedebileceğimiz bol ve güzel resimli reel bir kitaba da dönüşür. Başlamak bitirmenin yarısı ve niyet çok önemli olduğuna göre neden olmasın... Dediğim gibi Nükhet Duru'ya sormak yerine o dönemin asparagas olmayan ve Nükhet Duru'nun da itiraz etmediği gerçek kaynaklardan faydalanacağım... 1982 yılı Ses Dergisi'ne Yıldızlığa Giden Yol başlıklı kapak olmuş Nükhet Duru'nun müzik hayatının başladığı 1969 yılına gelin kendi ağzından dinleyerek gidelim... Bu kitaba, sayfayı takip edenler zaten sayfa sayfa şahitlik edecekler...
***
Anne ve babası ayrıldıktan sonra annesiyle yaşayan Nükhet Duru, evde ve okulda, çığlık çığlığa sürekli şarkı söyleyen bir tip. Daha o zamanlar şarkıcı Nükhet demeye başlamışlar.
Nükhet Duru o günleri günlüğünde şu şekilde anlatıyor...
"Dünün bir benzeri gün daha sona erdi. Dersler, sınavlar ve okul yolu. Bu böyle nereye kadar sürecek bitmiyorum. Amacıma ulaşmak için bir şeyler yapmam gerekiyor.
Çok güzel söylüyorsun’ diyerek herkes sesimi beğeniyor ama, yol gösteren kimse yok. Her şeyden sıkıldım. Annemin üzülmeyeceğini bilsem, hemen okulu bırakırım. Mutlaka şarkıcı olmalıyım ben.
Ama nasıl? Bu sorunun cevabını bir bulsam."
O yaz Ortaokulda bütünlemeye kalan Nükhet duru ders çalışmak yerine, evde tüm zamanını şarkı söyleyerek geçiriyor. Şarkıcı olmaya hevesli olduğunu bilen tanıdıkları çalıştırabilecekleri bir şantöz arayan Florya Deniz Kulübü'nde dans müziği çalan "Mete Duruman Orkestrası"nın sahibi komşuları da olan Mete beye Nükhet Duru'dan bahsederler. Bunun üzerine bir akşam Mete bey Nükhet Duru'nun annesine, Nükhet Duru için şarkıcılık teklif eder. Nükhet Duru olayı günlüğüne şu şekilde not etmiştir...
"Bugün olağanüstü bir gün. Florya Deniz Kulübü’nde çalışan Mete Ağabey (Mete Duruman Orkestrası), gecede 35 liraya çalıştırabilecekleri bir şantöz aradıklarını söyledi. Mete Ağabey’e çalışabileceğimi söyledim ve yalvardım. Gelip annemle konuşacak. Benim için ilk fırsat, mutlaka değerlendirmem gerekiyor."
Nükhet Duru hayır diyen annesini okulu bitireceğine dair vaatlerle ikna ettiği o günleri günlüğüne şu şekilde not düşmüş.
"Yaz tatili bitince tekrar okula döneceğimi söyledim. Daha çok derslerime çalışacağıma söz verdim. Annem sahneye çıkmama izin verdi. Tanıdık, tanımadık herkese sarılıp öpmek geliyor içimden. Çok mutluyum."
Nükhet Duru sahneye adımını 1969 yazında 14.5 yaşında gecede 35 lira yevmiye ile bu şekilde atar. Kısa sürede herkesin dikkatini çeken Nükhet Duru daha sonra Bebek Belediye Gazinosu'na transfer olur. Okulu bırakan Nükhet Duru'nun uvertürlük günleri başlamış olur. O günleri de Nükhet Duru şöyle anlatıyor...
"Repertuarım da ilk şarkılar Ajda Pekkan'ın "Boş Sokak" ve "Sensiz Yıllar"ıydı. Bunları "Sensiz Saadet Neymiş" ve İngilizce dans parçaları takip etti. Hafta sonlarında kulübe sanatçılarla birlikte organizatörler de geliyordu. Rahmetli Zeki Tükel de bunların arasındaydı. Beni dinledikten sonra, "Gel seni kış sezonunda şova çıkaralım" dedi. Ben sevinç içinde kabul ettim. Annemden gizli Bebek Belediye Gazinosu'na gittik. Gazinonun sahibi rahmetli Aslan Bey, beni fazla ufak görmüş olacak ki, "Yahu, yuva mı açacağız burada" dedi. Sonra da ertesi günkü matinede beni dinlemeye karar verdi. Dinlenir dinlenmez de gecede 75 Lira yevmiye ile işe alındım. Annemle birbirimize girdik, bir süre bana darıldı ama sonunda zorunlu olarak ikna oldu ve okulu terk ettim. Artık her gece gazinoda ordövrle birlikte uvertür olarak sahneye çıkıyordum."
Hayat hikayesi olarak 1975 yılı ile devam edeceğiz ama Nükhet Duru kitabı kronoloji dışında değişik başlıklar altında da Nükhet Duru'yu anlatmaya devam edecek ve bu kitaba sayfa sayfa hep birlikte şahit olacağız...
Pardon da, ister kabul edersiniz ister kabul etmezsiniz, ister Ajda Pekkan'ı seversiniz ister Sezen Aksu'yu, ister klasik müzik dinlersiniz ister Arabesk, isterseniz Rock'ı yüksek müzik görüp Türkçe Pop'u küçümsersiniz ama kalkıp da müzik adına güzel bir şeylerin oluşmasına katkısı olan birini küçümser nitelikte söyleşi veremezsiniz. Müzik bana göre kutsal bir şeydir insanları ruhsal olarak tedavi eden ve emeği geçenleri kişisel hırslarınıza, öfkelerinize alet edemezsiniz. Konuyu Nükhet Duru'ya bağlayacağım ve Nükhet Duru hakkında konuşanların da kim olduğu hiç önemli değil. Evet kadın solistler arasında Ajda Pekkan bir öncüdür, kimse inkar edemez, keza Sezen Aksu Pop Müziğimiz'in en önemli kadın ozanıdır, Nilüfer istikrarlı müzik sevdasıyla müziğimize hizmet etmiş ve gönüllerde taht kurmuştur, onlar kadar istikrarlı olamayanlar da başımızın tacı ve bu sayfada müziğimize katkı sağlayan herkesi elimizden geldiğince paylaşmaya çalışıyoruz; tek bir 45'lik yapanı da, tek bir albüm yapanı da. Amma velakin bazı gerçekleri de görmezden gelemeyiz. Müzik yapan herkesin bir misyonu var müzikte ve herkes yetenekleri ölçüsünde müzik yapıyor. Kimisi söz ve müziğiyle, kimisi de sesi ve yorumuyla varolmaya, katkı sağlamaya çalışıyor. Herkesin hakkı da herkese verilmeye çalışılıyor. Eleştiriler de olsa kimse ne Ajda Pekkan'a, ne Sezen Aksu'ya ne de Nilüfer'e, ne de bir başkasına çok da olumsuz bir şey söylemiyor. Burada amacım Nükhet Duru savunuculuğu falan yapmak da değil ki yaparım da ki bu ülkede eğer olumsuz bir şey söylenirse, en başta savunulacak kişi Nükhet Duru'dur. Çünkü herkesin müzik yaparken kitlelere ulaşma derdi varmış; Nükhet Duru istisna; elbette her sanatçı alkışlanmayı sever, Nükhet Duru da ama Nükhet Duru daha hep bir şeyler denemeye, hep bir şeyler yaratmaya çalışmış. Müziğin mutfağı şarkıcılardan ayrı düşünülebilir ama bazı şarkıcılar o mutfağın master şefidir ve ne yapılıyorsa onun direktifleri doğrultusunda yapılıyordur. Nükhet Duru da hiçbir zaman, yapımcılar ne diyorsa ona uymuş bir sanatçı değildir. Nükhet Duru'nun hiç kimsenin yapmadığı kadar yaptığı deneysel çalışmalarının özünde bir Nükhet Duru formülü vardır. Nükhet Duru hiçbir zaman piyasa işi olmamıştır. Hele Zurna Kazım gibi bir albüm yapmaya asla yeltenmemiştir. Önceden de özgün çalışmalar oluyormuş, sonrasında da olmuş ama eğer Nükhet Duru'nun çabası olmasaydı, belki Mehmet Teoman olsun, Cenk Taşkan olsun, Ali Kocatepe olsun, Nükhet Duru ile çalışan kim varsa, Nükhet Duru'suz belki de Nükhet Duru ile oldukları kadar başarılı olamayacaklardı. Nükhet Duru'nun yaptığı bütün işler Nükhet Duru için yapılmadı mı? Bu kişilerin Nükhet Duru dışında başkalarıyla yaptıkları ne kadar başarılı olmuştur. Kalkıp da kişi - Nil Burak, "Söylediğim şarkıların illa ki sırf benim olması şart değil, ben Arabesk de söylerim, Halk Müziği de" diyip de, yaptığı Bir Nefes Gibi albümüyle Pop Müziğimizin dönüm noktasını başlatan Nükhet Duru'yu ikinci sınıf olarak niteleyemez, Nükhet kendi kendine 4 yapraklı yonca oluyor diyemez; kime göre, neye göre 2. sınıftır? ; BANA GÖRE, Nükhet Duru bu ülkede ne Sezen Aksu'dan, ne Ajda Pekkan'dan gram eksik bir sanatçı değildir ki yorumculukta 10 gömlek üstündür. Müzikte herkes her şeyi yapabilir ama herkes bir şarkıyı hakkını vererek yorumlayamaz. Besteye hayat veren, iyi bir yorumcudur; bu ülkenin de en iyi yorumcusu Nükhet Duru'dur. Yorumculuk, 5 oktav sesin de olsa sırf şarkı söylemek değildir. Nükhet Duru'nun şarkıları kötü şarkı olduğu için mi cover'ları yapılmıyor, yoksa üstüne çıkılamayacağı için mi? Denemeleri gördük ama denedikleri yerde kaldı hepsi de. Seksenli yılların son çeyreğinde derginin adını unuttum şimdi, ülkenin en önemli müzisyenlerinin jüri olduğu bir değerlendirmede, hepsinin ortak görüşü, Nükhet Duru'nun en iyi yorumcu olduğuydu. Ayrıca siz hiç Nükhet Duru'nun ağzından ben starım, ben kare asım, ben 4 yapraklı yoncayım dediğini duydunuz mu? Hatta ben popçu değil, Çağdaş Türk Müziği sanatçısıyım der. İtiraz eden sanatçılar itiraz eder ama hiç kimse de ne Seyyal Taner'i, ne Nil Burak'ı, ne Gökben'i Kare As'a koyar. Onlara kadar bu ülkenin Nur Yoldaş Gibi, Banu gibi, Rana Alagöz gibi, Asu Maralman, Ayten Alpman gibi şahsına münhasır sesleri ve yorumcuları var ve yaptıkları Nil Burak veya Seyyal Taner'den eksik değil, kıyaslanamayacak kadar üstündür. Nelerine güvenerek kendilerini Nükhet Duru'dan üstün görüyorlar, akıl alır gibi değil. Bir kere Nükhet Duru 50 senedir durmadan müzik yapıyor. Bazı sanatçılar gibi 20 sene ara verip da arada bir görünmüyor veya canı sıkıldıkça ben müziği bıraktım diyip yeniden başlamıyor. Söylediklerim de kişisel olarak algılanmasın.
Kafamda sorular, sorular, sorular... Evet zamanı geldi. Nükhet Duru'nun 50. sanat yılı 2023 yılında. Kalıcı bir belge mahiyetinde kafamda yıllardır onu anlamayı düşünüyorum. Açık söyleyeyim, bunu küçük bir hediye mahiyetinde daha çok Nükhet Duru için yapmak istiyorum. Çünkü o yıllardır şarkı söyleyerek bizi mutlu etmiş ve hala da ediyor. Onu çok seviyorum; sesini, yorumunu, söylemek için seçtiği şarkıları; sevmekten de öte bir şey bu; müziği çok seven birisinin cenneti gibi. Hani bazılarının sevdiği tarz vardır, tür vardır, sanatçı vardır ve onunla tamamlanır, mutlu olur, duygularını yaşar... Nükhet Duru'ya hayranlığım öyle bir şey; müziği şu hayatta beni en çok tatmin eden sanatçı. Onun için, onu ben anlatmalıyım, başkalarının anlatmasını da çok isterim-hatta Nükhet Duru'nun müzik hayatını anlatma yarışması düzenlenmesini bile isterim, ama ben de onu dile getirmeliyim. Nasıl anlatacağım, nerden başlayacağım öyle kolay bir şey değil. Hani bir görev icabı olsa, anlatmanın formülleri var; giriş, gelişme, sonuç gibi. Farklı anlatmalıyım, özel anlatmalıyım, içten anlatmalıyım ki; karşımdaki de duygularımın sıcaklığını ve samimiyetini hissedebilsin. Derdim öyle akademik bir dille edebi bir şey falan değil. Yani, Nükhet Duru gibi bir şey olsun. Yani mesafesiz olsun ama bir o kadar da yıldızlar kadar dokunulmaz! Okuyanlar da sıkılmasın istiyorum aslında. Yalın olsun istiyorum; Başına geçince bir solukta okunsun. Öz bir şey olsun. Özel hayat gibi detaylara hiç girmek istemiyorum. Sadece Nükhet Duru'nun müziğine, sanatına dair belge niteliğinde bir şey olsun... Albümleri, müzikalleri, müziğe dair dönüm noktaları, müzik hayatındaki önemli kişiler, müzik hayatındaki çıkışları ve yaşadığı engeller; Müzikle ilgili neler yapmış, neler yapmak istemiş ve yapamadıkları... Müzikteki yeri, popüler olmak adına vazgeçtikleri, arayışları, deneysel yılları, altın yılları, hiç sönmeyen bir yıldız oluşu... Kronolojik bir sırayla mı anlatmalıyım, belli başlıklar altında mı? Aslında birisini, bir şeyleri öyle veya böyle bir şekilde anlatmanın yolları var, hatta kolaylaştırılacak yolları da ama ben gizemin-sihrin bozulmaması adına olaya biraz da kendimce yaklaşmak istiyorum. Yani Nükhet Duru'nun kendine sor; al cevabı, yaz paragrafı şeklinde olmasını da istemiyorum. Çünkü bu da bana samimi gelmiyor; kurgu gibi olur o zaman. Çünkü yaşanılan yılların o yıllardaki yansımasıyla, yaşam tecrübesi ve süzgecinden geçtikten sonraki ifadesi ve anlatımı farklı olabilir. İnternette var olan o dönemki doğru kaynaklara göre bir anlatım yolu seçmek istiyorum. Gerçi özel hayat anlatısı olmayacağı için, ifadelerin yaşam süzgecinden geçmesinin de olumsuz bir anlamı olmayacak aslında. Belki benimki biraz zoru seçmek gibi bir şey; var olanlarla bir şeyler yapmak çok daha yaratıcı olmaz mı? Birazcık da Nükhet Duru'ya dışarından bir bakış açısıyla anlatmak istediğimden. Yoksa hayatını kendisi yazar, olur biter ama benim Nükhet Duru'yu anlatmak istediğim böyle bir şey değil. Benimki, Nükhet Duru müziğini çok seven birinin, Nükhet Duru'nun müzik adına yaptıklarını heyecanla araştırarak ve bir starın gizeminin-sihrinin bozulmayacağı şekilde bir anlatım olmalı diye düşünüyorum. Hani divalar sahneye bütün ihtişamıyla çıkar ve sizin gözleriniz kamaşır ve heyecandan nefes alamaz ve kilitlenir kalırsınız, o duyguların bozulmayacağı bir anlatım da olsun istiyorum. Televizyonlarda, albümlerde, dergi kapaklarında gördüğümüz, albümlerini heyecanla beklediğimiz sanatçı Nükhet Duru olsun istiyorum. Zor olacağı kadar kolay da olacak; çünkü yıllardır şarkılarını dinleyerek, onun müziğiyle duygulanarak, onunla ilgili düşüncelerimi ifade ederek bir pratiğim var çünkü. Umarım su gibi akan bir anlatım olur! İyi olur, kötü olur bilemeyeceğim ama bir Nükhet Duru el kitabının olmasını istiyorum. Ne kadar albümü var, ne kadar müzikal yapmış, kimlerle çalışmış vesaire Nükhet Duru müzikolojisinin ulaşılabilir bir kaynağının olmasnı istiyorum.