18 Ocak 2012 Çarşamba

Nükhet Duru 45'liklerinde Müzik ve Hayat Var

Bugünlerde 45'lik plak kayıtlarını bir CD'ye topladığım Nükhet Duru şarkılarını dinliyorum. İlk 45'liğindeki "Aklımda Sen Fikrimde Sen" ve "Karadır Kaşların"da bile Nükhet Duru'nun farklı bir şeyler yapmak istediğinin bir kanıtı. Türkülerimizin Pop Folk ve Anadolu Rock başlığı altında modernleştirildiğini biliyoruz ama Nükhet Duru ilk şarkısını ve türküsünü Caz formatında söylemiş. Nükhet Duru'yu benim en çok sevme sebeplerimden ve geniş kitleler tarafından ilgi görmemesinin sebebi de bu aslında. Ben kültürümüz ürünlerinin modernize edilmesi, her şekilde denenmesi taraftarıyım. Yani bir türküyü tek sesli şekilde asla ve asla kaldıramıyorum. Türkülerimizi dinlemem için mutlaka caz formatında söylenmeli. Operaya, Caza, Klasik Müziğe yabancı olmamızın sebebi bizi anlatmaması olabilir ama şarkılarımızı, türkülerimizi bu formatlarda söylesek belki başka türlere kapılarımızı aralayabiliriz ama zihinler öyle tutucu ki, kendi bildikleri dışında hiçbir şeye esneklik göstermiyor. Bu da kısır döngüyü, geri kalmışlığı, farklılıklara karşı korkuyu, sanatı anlamamayı, sanata değer vermemeyi, kaliteye karşı duyarsızlığı beraberinde getiriyor.

Sonraki 45'lik şarkısı ve ilk büyük çıkışını yaptığı, Nükhet Duru denilence ilk akla gelen şarkılardan "Beni Benimle Bırak". Resmen bir Klasik Müzik. Günümüz müzisyenlerine kemanların nasıl kullanılacağına dair bir ders niteliğinde. İntro ve ara boşluklarda kemanların kullanılması gerektiğini ve ister istemez Arabesk hava verdiğini savunanlar Nükhet Duru şarkılarına ne diyecekler acaba? Zaten şarkıda arabesk bir ruh olmasa, kemanlar da Arabeskvari kullanılamaz ki. Ne kadar inkar ederlerse etsinler, günümüz popçuları resmen Arabesk yapıyorlar işte. Söz olarak, müzik olarak, ruh olarak, yorum olarak Arabesk işte. İnkar etmenin bir anlamı yok. Pop Arabesk tanımın kabul edin de tereddütler, kargaşalıklardan yanlış ketegorizasyon neticesinde kavgalar çıkmasın, "Benim şarkımı arabesk diye yayınlamadılar" diye ciyaklanmasın. Eğer sadece kemanlar arabesk havası veriyorsa şarkınıza kullanmayın, olsun bitsin. Nükhet Duru birçok şarkısına hiç ara vermeden, giriş yapar ve bitirir. Çünkü arada alkışa temposuna ihtiyacı olmamalı sanatçının. Şarkı biter ve en sonunda alkışlarsın. Arada tempo tutulan şarkılar eğlendirici şarkılar, bunları söyleyenler de eğlendiricilerdir.
Aynı 45'likten "Gerisi Vız Gelir" de bir pop şarkısının nasıl senfonik bir şekilde yapılabileceğinin en güzel örneği.

"Her Şey Yolunda / İki Damla Göz Yaşı" 45'liğindeki şarkılar da Klasik tarzda düzenlenmiş iki güzel şarkı. Benim için müzik demek öncelikle düzenleme, sonra melodi, en son söz olmasına rağmen, bu şarkıların melodileri de çok şahane, sözleri de çok anlamlı. Nükhet Duru'nun o yıllarda şimdikine göre daha iyi anlaşılmasının sebebi, o yıllardaki müzik dinleyicisinin daha kaliteli olduğunu göstermez mi? Çünkü '94 yılında 70'ler ve 80'lerde yaptıklarının aynısının "94" yılında yaptı ama gene anlaşılmadı. Hani Nükhet Duru kötü işler yaparak müziğine ihanet etti diyorlar ya, yok öyle bir şey aslında. Gerçek müzik dinleyicisi kalmadı bence. "İki Damla Göz Yaşı" flütüyle, kemanıyla, sözüyle, müziğiyle, düzenlemesiyle gerçekten çok kaliteli Klasik Pop bir şarkı.

"Haydi Uzatma Arkadaş" 70'lerin ruhuna uygun tam anlamıyla bir pop şarkı ama düzenlemesi sayesinde Senfonik Pop bir şarkı. Tabi buna ülkemiz dinleyicileri yabancıdır. Oysa Batı'da Senfonik Pop diye bir şey var. Aynı 45'liğin diğer şarkısı "Canım Yandı" ise bir Pop şarkısının nasıl olması, düzenlenmesi gerektiğinin en güzel örneği. Benim de en çok sevdiğim Nükhet Duru şarkılarından biri.

Off, off! Şu "Cambaz" ne güzel bir şarkıdır. Nükhet Duru'nun kendinin de benim gibi "Anılar"la beraber en çok sevdiği iki şarkıdan birisi. Çok modernize bir düzenleme. Gereksiz gürültülerden uzak ne kadar modernize bir şarkı. En önemlisi bir de insana hayat veriyor, ruhunu çocuklaştırıyor, şımartıyor. "Haydi Hayat" şarkısında şarkının ruhuna çok uygun bir ses tonuyla yorumlama çok dikkat çekici. Özgüveni öyle güçlü hissediyorsun ki, kendine çeki-düzen veriyorsun.

Müzik dünyasında, üstelik çıkış yıllarında kendini kabul ettirmek gibi kaygısı olmadan "Harp ve Sulh" diye bir şarkı söyleme cesaretini kim gösterebilir, gösterebilmiştir acaba Nükhet Duru'dan başka. Bu cesaret barışa olan samimiyetinden olsa gerek. İnanın Pink Floyd'un "The Wall"u halt etmiş. Söz, müzik, düzenleme, orkestrasyon, ses, yorum dört beşlik. Bu şarkıyı dinleyen zaten Nükhet Duru'nun eşsiz ve benzersiz olduğun anlayacaktır. Bu şarkı üzerine yorum yapmak bile lüzumsuz. Susacak ve sadece dinleyeceksin barışa duyarlılık adına. Ve "Bir İnsan Doğdu". Dolu-dolu, insanın kulaklarını dolduran, ruhunu sarıp sarmalayan kütlesel bir şarkı. Nükhet Duru'nun sesi çok kocaman bu şarkıda.

Nükhet Duru'nun tabiki de çok daha güzel şarkıları var ama "Anılar" şarkısı benim için en değerli şarkısı desem yeridir. şarkıya bir girer, hiç duraksamadan anılarla muhakemesini yapar ve şarkıyı bitirir. Anılarla yüzleşirken ajitasyon yapmaz, dik durur, belki de bu yüzden çok seviyorum bu şarkıyı. Çünkü insan hayatta borçlu değil alacaklı olunca, kendini yerden yere atma ihtiyacı hissetmiyor artık daha sağlam olgunlaştırdığı için. 45'liğin diğer şarkısıysa "Güneş". Nükhet Duru'nun müzikalite dışında şarkılarına bakarsanız hayata, tabiata dair şarkılar olduğunu da görürsünüz. Hep bir sorgulama, didikleme, bir şeyleri anlatma kaygısı taşı. O kadar çoktur ki dersem ayıp olur- belki tamamına yakını öyledir. İsimleri bile çok cesurdur şarkıların. "Palto", "Şadırvan", "Yıldızlar", "Kulis", "Deprem", "Çakır", "Gözler", "Ressam", "Tay"... Şarkıları dinleyince o tek kelimelerin altında birer yaşam, hayat vardır, çıkarılacak ders vardır.

"Yıldızlar" da Nükhet Duru'nun çok güzel düzenlenmiş şarkılarından biridir. Gümbür-gümbür bir senfoni. Melodisi de çok harika. Dinledikçe bıkmak bir yana, insanı sürükleyen çok güzel bir şarkı.

Modern Folk Üçlüsü'yle yaptığı 45'likten "Takalar" Türkülerimizin, Folklörümüzün nasıl icra edilmesi gerektiğinin modernize, çok güzel bir örneği. Genellikle sanatçıların aynı tonda şarkı söylemesi birbirine karışıp algılanmasını güçleştirir. Ama burada herkesin sesi öyle güzel anlaşılıyor ki, gerçekten vokaller de çok sesli gibi olmuş. Zaten Nükhet Duru ile MFÜ'nün ses olarak tonaj farkı olacaktır ama çok güzel uymuş eler birbirine. "Dostluğa Davet" de olağan üstü çağdaş bir düzenleme örneği. Operet gibi bir şey olmuş. Sanki bir müzikalin sonunda coşkuyu zirveye taşıyor. Gerçekten Modern Folk Üçlüsü'nün değeri de anlaşılamamış bu ülkede.

Nükhet Duru 45'lik dönemini öyle güzel şarkılarla bitirmiş ki. "Ne Oldu Bize" derken, gerçekten öyle güzel sorguluyor ki biten bir aşkı, insanın yüreği dayanmıyor o sesin duygusuna. Şarkı söyleme dersi değil, hayatı yorumlama dersi de veriyor ayrıca. Bizim Klasik Müziğimiz Adnan Saygun'larla sınırlı kalmış ama Nükhet Duru müziği ve de vokaliyle sanki bunun  modern, popüler devamı olmuş. Kocaman bir saygı. Bu şarkı Nükhet Duu'nun en güzel şarkısı galiba. Nükhet Duru ayrılığı ve aşk acısını "Neden?" diye sorgularken şarkının bitişi kemanlarla yükseliyor da yükseliyor. Nasıl en güzel şarkısı olabilir ki. Plağın diğer yüzünde de "Al Gönlümü Diyar Diyar Sürükle" var. Bu şarkı da yorumsuz sadece saygıyla dinlenmesi gereken Nükhet Duru şarkılarından. Teslimiyetçilik değil, çok sevmekle ilgili bir anlatım şekli.

Not: Şarkılar üzerine düşünülmeden dinlenme süresi boyunca hissettirdikleri dahilinde yorum yapılmıştır.
Not 2: Ali Kocatepe telif haklarını elinde bulundurduğu Nükhet Duru 33'lüklerini orjinal halleriyle, 45'liklerini bir albümde olmak üzere Kültür Bakanlığı engelini aşabilirse CD formatında basacağını söylemişti ama nasıl bir engeldir ki, bazı sanatçıların albümleri basılabiliyorken, Nükhet Duru'nunkiler basılamıyor anlamadım. Bir Nükhet Duru hayranı da Ali Kocatepe'nin bu sözüne, "Onu bir geçeceksin!" demişti.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder