26 Ocak 2013 Cumartesi

Müzik Tarihine Vurulan "Mühür"ü Kurtarmak Gerekiyor!


İyi beste üretiminin neredeyse bittiği şu günlerde veya bana hitap etmediği için, boşlukları eksik işleri tamamlayarak doldurmak, müzik adına çok faydalı olacaktır. Bu ülkede hep iyi düzenlemicinin olmadığının altına çizerim. Veya düzenlemeciler şirketlerin yarattığı piyasa koşullarına uyduğu için iyi iş çıkaramamaktadır. Müziği dinlenebilir kılan düzenleme için, o zaman müzikseverlerin, müzisyenlerin, bu işten ekmek yiyenlerin duruma el atması gerekiyor. Özellikle 90'larda ne güzel şarkılar sintizayzırın kurbanı olmuşlardır. Adam oturuyor klavyenin başına, bütün müzik aletlerini çalıyormuş gibi yapıyor. İş ucuza çıkartılırken müzik resmen katlediliyor. Tabi sadece sintizayzır değil müziği katleden. Sintizayzır kullanmadan da, para kazanmak adına piyasaya uygun orkestrasyonu düzgün yapamayanlar da katlediyor müziği.

Şöyle bir gerçek de var. Ben mesela senfonik yapılmış popu çok seviyorum ama böyle müziği sevenler o kadar az ki. Benim dinlemek istediğim müziğe inananlar çok az yani. Müzisyenler de bu topraklardan çıkıyor. Onların zevkinin de çok farklı olmasını bekleyemeyiz doğal olarak. İyi müzisyenler çıkmıştır bu topraklardan ama onlar da hak ettiği değeri göremedikleri için pes etmeseler de arkalarına alabilecekleri rüzgar, fırtına olmayınca istediklerini yapamamışlardır.

Ama müzik adına bir ideoloji varsa, olmalı da, her şeye-bütün engellere rağmen nitelikli iş yapmaktan ödün verilmemelidir. Bu durumu, piyasayı bu hale getiren tüccarlara havale etmek de sorumsuzluktur. Ya müziğin kuralına uygun iş yapacaksın, ya da müzik tarihinde kötü olarak anılmaktansa onurunla amelelik yapacaksın. Müzik işi öyle ısmarlama, fabrikasyon veya taşeron işçilikle olmaz. Müzik gönül işidir, ince iştir, estetik iştir.

Bir şeylerin ayırdına varılmadığı için, bu ülkede işsiz kalan yapısının uygun olup-olmadığına bakmadan nerede boşluk varsa orayı doldurmaya çalışıyor. Adam müzik dinlemiyor D.J.lik yapıyor, adam müzikten anlamıyor düzenleme yapıyor; Sanki duvar örüyor. Öyle de ama, düz duvar örer gibi düzenleme yapıyor. Veriyor bası, aralara bir-iki keman ciyaklatıyor, oluyor sana düzenleme. Düzenleme bir besteciliktir. Sıradan bir besteyi bile on kere bestelenmiş hale getirerek, şarkıyı baştan yaratabilrsin. Herkes basit mi yapıyor, herkes öyle mi dinlemek istiyor? O zaman yerini bileceksin.

Nükhet Duru'nun "Mühür" albümü çıktığı zaman o kadar beğenmiştim ki, resmen Nükhet Duru'nun "Altın" döneminin bir parçasıydı. Çünkü söz ve müzikler Cenk Taşkan-Mehmet Teoman ikilisine aitti. Osman İşmen'de müzik tarihinde çok ama çok güzel işler yapmasına rağmen, müzik tarihine basılan bu "Mühür"ün zayıf halkası olmuştur. Albüm ilk çıktığında yerlere-göklere koyamadım. Çünkü gerçekten sözler-müzikler ve yorumculuk bu işi yapanların yani müzisyenlerin, yani Cenk Taşkan, Mehmet Teoman ve Nükhet Duru'unun çok profesyonel döneminin bir ürünüdür ve layığıyla bir iş çıkarılmıştır. Şarkıların ve yorumcunun kalitesinden düzenlemelerin kötülüğünün çok da üzerine durmadım o dönem. Ama tekrar tekrar dinleyince ve Nükhet Duru'nun senfonik döneminin tadına erince, düzenlemelerin gerçekten çok yavan olduğunu anlıyorsun. Hatta yavan kelimesi iltifat sayılır. Ben Nükhet Duru için şu yapılsın, bu yapılsın, şu albümler mutlaka yeniden basılsın falan diyorum ama en çok şu taptığım "Mühür" albümünün yeniden düzenlenip seslendirilmesi. Hatta bu on şarkı, 3-5 klasik enstrümanla yeniden yorumlanıp canlı kaydedilsin, ona bile razıyım.

Neden mi beğenmedim bu albümün düzenlemelerini?

"Yaşamak" şarkısında gereksiz veya çok hissedilen vurmalı çalgılar var. Keman çok ağdalı ve alaturka şekilde kullanılmış. Resmen arabesk şarkılardaki gibi olmuş.

"Bir Mendil" şarkısını dinliyorum. Pop mu, yoksa şıkır-şıkır bir oyun havası mı dinliyorum, anlayamıyorum. Çok alaturka, çok.

"Kolay Kolay" şarkısının girişi taklit bir ritimle Nükhet Duru'nun tarzına yakışmayacak şekilde o kadar uzatılmış ki... Bir de sanki başta dans müziği dinliyorsun zannediyorsun ama maşallah zillerden, darbukalardan, ağdalı kemanlardan geçilmiyor şarkı. "Yazık" demekten alamıyorum kendimi. Pop arabesk gibi bir şey olmuş. Üstü pop, altı alaturka-arabesk.

"Gümüş Göl" ne kadar güzel bir şarkıdır. Nükhet Duru'nun en iyi şarkılarından biridir. Ama şarkı teflerle, darbukalarla, ağdalı kemanlarla açılıyor. Sanki Arabistan çöllerinde bir dansözü sahneye çağırıyormuş havasında. Ne zaman Nükhet Duru şarkıya giriyor, düzenlemenin çekilemez ağırlığından sıyrılıyorsun bir nebze de olsa. Ama ne zaman aralarda düzenlemelere maruz kalıyorsun, işte o zaman kaçmak istiyorsun, kulaklarının sağır olmasını istiyorsun.

"Halden Hale"de o alaturkalığı hissetmiyorsun ama sintizayzırın o basit efektleri gene kullanılmış. Şarkı gerçekten dev bir şarkı. Keşke iyi olmayan bir düzenlemeyle şarkı söylemektense, müzik aletsiz şarkı söylese Nükhet Duru. Neden laf olsun diye müzik aletleri kullanılır ki Nükhet Duru gibi bir yorum şarkı söylerken? Bari Nükhet Duru şarkı söylerken o arkadaki zımbırtılar kesilse. Düzenlemeci kendini göstermeye çalışmamalı şarkılarda. Şarkının duygusunu kirletmemeli gereksiz gürültüler.

"Romans" çok güzel hareketli bir şarkı ama düzenlemenin gereksiz kargaşası o kadar yoruyor ki insanı... Gerçekten düzenlemelerde bir yenilik söz konusu olmadığı gibi, elde-avuçta ne varsa görgüsüzce kullanılmaya çalışılarak itici hale getirilmiş. Davulların amatörlüğü, kemanların sıradanlığı, darbukaların hobbidi-hobbidiliği çekilir gibi değil.

"Biz Göçmüşüz" Nükhet Duru'nun klasik bir şarkısı olabilecekken, girişteki darbukalar-tefler, gereksiz efektler şarkıyı sıradan bir şarkı haline getirmiş. Alaturkaya karşı değilim ama kıvamında kullanılmalı, adabına uygun kullanılmalı. Alaturka çığırtkanlığına hiç lüzum yok.

"Toprağım" Nükhet Duru'nun klasına yakışır ağır şarkılardan biri. Burada düzenlemeler fazla sırıttırılmamış. Diğerlerine göre en iyi düzenlemelerden biri.

Doğruya doğru, "Ağlamam" şarkısındaki alaturkalık şarkının ruhuna uydurulmuş. Sevdim. "Halden Hale" albümdeki en sevdiğim şarkıdır ama "Ağlamam"da şarkıyla düzenlemenin uyumu bu şarkıyı daha çok sevmeme sebep olmuştur.

"Kapı Eşiğinde" alaturkalıktan uzak kalınca, albümün en iyi şarkısı haline gelmiş. "Keşke bütün albüm bu kıvamda düzenlenseymiş" dedirtiyor insana.

Ben Nükhet Duru olsam, sürekli bilinen şarkılarımı söylemektense, geri planda kalmış şarkılarıma yeniden ruh vermeye çalışırım. "Mühür" albümüne yapılabilecek şeylerden biri, sade bir düzenlemeyle, bu albümdeki şarkıları canlı performansla veya canlı performans gibi kaydetmek. Tek derdim, bu nitelikli şarkıların gereksiz gürültülerden kurtarılıp, dinlenebilir hale getirilmesi. Proje mi dediniz? Uzakta aramaya gerek yok. Kıvamında karılmamış, malzemesi hazır helvayı yeniden karacaksın. Ama iyi bir düzenlemeciyle. Niye bu albüme kafayı taktın derseniz, şarkılar gerçekten çok güzel. Ama düzenlemelerin iyi olmaması yüzünden dinleyemiyorum ve dolayısıyla acı çekiyorum.

Ayrıca albüm kapağı Nükhet Duru'nun bugüne kadar ki en iyi birkaç albüm kapağından birisidir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder