29 Ocak 2012 Pazar

Koskoca Bir Senfoni Nükhet Duru


Nükhet Duru'nun en verimli ilk dönemlerindeki albümlerinin şu anda orjinal halleriyle bulunmalarından vaz geçtim, CD üzerinde olmayan ve bulunması mümkün olmayan  bazı şarkılarının piyasada olmasını ne çok isterdim. Ali Kocatepe telif haklarını elinde bulundurduğu 45'lik ve ilk beş albümünden "1981" ve "Aşıksam Ne Farkeder" ile "Bir Nefes Gibi", "Melankoli", ve "IV" albümlerinden "Klasikler" başlığı altında 22 şarkısı CD olarak yayınlandı. Diğer şarkıları da Klasikler 2 olarak falan yayınlansa da orjinal-orjinal dinlesek olmaz mı?

Bunlardan başka ilk önce "Benim Yolum" albümünün CD formatını istiyorum. Sonra da diğerlerini. Özellikle "Çek Halatı Gönlüm" ve "Sevda". Sonra da "Her Şey Yeni", "Aç Gözünü Adamım". "Nadide"yi, "Aman Tanrım" ı bile. İçinde yeni şarkılar olduğu için "Benim Şarkılarım"ı da.

Topu-topu hepsi bu kadar işte. Lütfen sanatçıya, sanata biraz saygı. Her şey para-pul demek mi? Bir sürü eften-püften şey talep var diye veya kişisel tatminler, çıkarlar yüzünden piyasayı kirletirken, Nükhet Duru'ya bu yapılan haksızlık ve saygısızlık değil mi? Kültür Bakanlığı engelinden falan bahsediliyor. Nükhet Duru'nun albümleri mi bakanlık meselesi oldu şimdi. Tabi şirketlerin hakkıdır neyi ne zaman yapacakları. Keyifleri bilir. Ama sesi, yorumu olmayıp da piyasayı kirletenlerin yaptıklarını da ben yok sayıyorum. En çok da onlara albüm yapanları kınıyorum.

Nükhet Duru toplamalar dışında biri konser, biri unplugged olmak üzere 23 albüm, 15 adet de 45'lik, single ve EP yapmıştır. En çok albüm yapan, en mükemmel şarkılara sahip, yaptıklarının eşi-benzeri olmayan en tepedeki ses ve yorum sanatçısıdır. Kıytırık sesi-soluğu olmayan sanatçı geçinenlerin bile her albümü CD olarak piyasada bulunmaktadır ama Nükhet Duru'nun albümleri basılmaya tenezzül bile edilmemektedir.

Müzik demek talep gören mi demektir? Müzik demek parası olanın yaptığı iş mi demektir. Müzik demek piyasayı elinde bulunduranların istediği gibi at oynatması mı demektir. Ben olsam sanat yapıyorum diye piyasayı kirleteceğime, önce gerçek sanatın, müziğin ne olduğunu öğrenirim. Zaten müzisyen geçinenler bile gerçekten müziği bilen kişiler olsaydı, piyasa bu kadar kirli olur muydu? Konuşmasını bile bilmeyen, eli gitar tutan herkes müzik yapıyor!

Nükhet Duru çok fazla bir sanatçıdır. Anlamak, dinlemek yerine "sevmiyorum" kelimesinin çok kullanıldığı kültürlerden çok şey beklememek gerekiyor farkındayım. Çünkü sanat sevmeye, talebe göre olursa sanat olmaz, eğlence olur. O da gerçek sanata olan algıyı zayıflatır. Müzik piyasasında iktidarı elinde bulunduranların, birazcık sanata karşı algılarının yüksek olmasını çok isterdim.



Diskografi



45'lik, Remix EP ve Single'ları


Aklımda Sen Fikrimde Sen - Karadır Kaşların (1974)

Beni Benimle Bırak - Gerisi Vız Gelir (1975)

Her Şey Yolunda Şimdi - İki Damla Gözyaşı (1976)

Canım Yandı - Haydi Uzatma Arkadaş (1977)

Cambaz - Haydi Hayat (1977)

Harp ve Sulh - Bir İnsan Doğdu (1977)

Anılar - Güneş (1978)

Dostluğa Davet - Takalar (1978) (Modern Folk Üçlüsü ile birlikte.)

Portofino - Yıldızlar (1979)

Ne Oldu Bize - Al Gönlümü Diyar Diyar Sürükle (1983)

Remix 1 (1998)

Remix 2 (1998)

Nükhet Duru 99 (1999)

Durup Dururken (2008)

İlk 2 (2010)



Stüdyo Albümleri (LP/MC/CD)


Bir Nefes Gibi (1977)

Melankoli (1978)

Sevgili Çocuklar (1979)

Nükhet Duru IV (1979)

Nükhet Duru 1981 (1981)

Aşiksam Ne Farkeder? (1982)

Her Şey Yeni (1984)

Sevda (1985)

Nadide (1986)

Çek Halatı Gönlüm (1987)

Benim Yolum (1989)

Aç Gözünü Adamım (1991)

Aman Tanrım! (1992)

Nükhet Duru (1994)

Gümüş (1996)

Mühür (1997)

Benim Şarkılarım (1988)

Cahide - Bu Bir Efsane (1998)

Bana Rağmen (2001)

Muhteşem İkili (2004) (Cenk Eren ile birlikte.)

Gece Saat On İki ... (2006)



Derleme, Seçki ve Konser Albümleri (LP/MC/CD)


En Sevilen Şarkılarıyla Nükhet Duru (1979)

Benim Şarkılarım (1988)

Nükhet Duru Klasikleri (1993)

Nükhet Duru'dan Bir Nefes Gibi'ler (1998)

Sevgiyle Elele (2006) (Surp Vartanants Korosu ile birlikte, Cenk Taşkan adına.)

En İyileriyle Nükhet Duru 1981-1982 (2008)

 
Wikipedia

27 Ocak 2012 Cuma

Nükhet Duru

"Melankoli 6 ay sonra alkış almaya başladı."

2006 - Michael Show

Neden uzun zamandır solo albüm üretmediniz ?

Uygun ortam yoktu, yapmak istediğimi anlatabileceğim kişiler yoktu ve her şarkıcının kendini biraz dinleyip bir zaman içinde beslenip ne yapmak istediğine karar vermesi gerekiyor, bir de albüm piyasası öylesine rekabetle bir düzeysiz bir şekilde ürünlerle dolu ki, bunların arasında kendimi oturtacağım yeri karar vermek ve doğru belirlemek adına bu zamanı geçirmem gerekti. Genel işlevini de sahnede çok gören, televizyonda çok çalışan ve tiyatro tarzı, film tarzı dizi çalışması çok olan bir şarkıcı olduğumdan bunlarda vaktimi yeterince alıyordu ve gerek duymadım, kendimi hazır hissetmek istiyordum...


Cenk Eren ile gerçekleştirdiğiniz “Muhteşem İkili” projesi devam edecek mi ?

Hayır etmeyecek, bu çünkü 3,5 sene zaten yüksek tirajlı çalışması yapılmış bir projeydi, çok özel istek olmadıkça biz yalnız çalışıyoruz şu dönem..


“Gece saat on iki” albümü nasıl oluştu ? Albümde kimlerle çalıştınız ?

Prodüktör olarak Fuad Abdullah ile çalıştım, albümün süpervizörü Zeynep Talu.. Murathan Mungan, Suat Sayın, yine Zeynep Talu ve benim yazdığım sözleri var, açılışta Mustafa Sandal’ın “Şarap gibi” adlı bestesi var sözler Fuad Abdullah’ın yazdığı, Çiğdem Talu-Melih Kibar’dan bir şarkı aldım daha önce Seyyal Taner’den sevip dinlediğimiz “gülme komşuna”, Kibariye’den dinlediğimiz “İyimserim”, Leman Sam’ın daha önce sevdirdiği “hey yıllar” gibi benim çok beğendiğim bazı şarkılar da var düzenlemeleri çok farklı bugünün sounduyla gerçekleşen.


Repertuarı nasıl belirlediniz, Yunanca’dan Nostaljiye kadar geniş bir yelpaze var bu albümde. Bu repertuar nasıl seçildi ?

Aynen söylediğiniz gibi Yunanca’dan nostaljiye kadar benden beklenen beklenebilecek olan şarkıları bir araya getirmeyi istedik, kendi içinde çok ciddi bir senaryo oluşturuldu, bu senaryodaki tüm akış bir bütünlük oluşturuyor. Başta söylediğim şarkıyla, en son söylediğim şarkı, imge, konum, müzikal bütünlük ve aranjman bütünlüğü olarak hepsi birbiriyle uyumlu bir çalışma oldu, tabii ki gönüllü danışmanlarımız vardı, bu gönüllü danışmanlar bizimle repertuarı belirlerken de çok net bir şekilde çalıştılar önerilerde bulundular..


Albümde yer alan “Gülme Komşuna” ve “İyimserim”i yorumlama fikri nasıl doğdu ? Bu şarkıların düzenlemelerinin orijinallerinden daha farklı olması fikri nasıl gelişti ?

Zaten orijinallerinden daha farklı olmayacaksa neden yorumlayalım yani, orijinallerini yapıldığı yıllar söz konusu, bundan 25 sene önce yapılmış, haklı olarak bu dönemin o şarkıyı nasıl düzenlenebileceği veya bu dönemde nasıl bir yorumla sunulabileceğine dair naçizane kendi görüşümüzü koyduk ortaya.


Bu albümün müzikal ve sözel tarzını nasıl tanımlarsınız ?

Tam anlamıyla nükhet duru’nun hayat görüşünün yansıtan ılımlı, umuda kapısı aralık, dinamik, sensual ve tutkulu..


Yılların yorumcusu Nükhet Duru bugünün müzik pazarını nasıl görüyor ? Hem sektör olarak hem de müzik kalite olarak sizce günümüz düne oranlar nasıl ?

Çok ciddi bir karmaşa olduğu kesin, ama bu karmaşanın da geçeceği bir süreç hepimiz tarafından sindirilmeli, ama neticede iyi yapılan hiçbir şeyin üstü örtülemez, iyi yapılmış işler ileri zamana kendini bırakır, ben bundan yıllar önce gerekse “Ve Melankoli”yi, gerekse “Yıldızlar”’ı gerekse “Anılar”’ı söylediğimde …”..ya bunlar iyi şarkılar değil, yapma Allah aşkına eskiden söylediğin gibi daha neşeli şeyler söyle” demişlerdi, bugün ne mutlu ki onlar birer klasik, daha sonra bu yaptığım albümün de kulağa alıştıktan sonra dinledikten sonra içindeki küçük nüansların fark edileceğini adım gibi biliyorum çünkü hepsinde benim özel isteklerim cevaplandı, benim özel arzularım doğrultusunda düzenlendi.


Müzik yaşamınızda unutamadığınız üç olay nedir ?

Birincisi “Ve melonkoli”yi 6 ay söyleyip de 6 ay boyunca hiç etki yaratmayıp da 6 ayın sonunda alkış almaya başlaması, ikincisi çıplak ayak ve tek küpeyle T.R.T.’de bir Pazar günü tele Pazar programıydı yanılmıyorsam çıkıp -beni benimle bırak albümü dönemi – T.R.T.’nin telefonlarının kilitlenmesi, üçüncüsü tam albümümü çıkarıyorum mutlu bir geri dönüş yapıyorum derken kalbimin kırılıp küsüp böyle 5 sene albüm yapmayışım.

http://www.michaelshow.com/roportajlar/nukhet-duru-sarap-gibi-geldi

26 Ocak 2012 Perşembe

Nükhet Duru Şarkı Söylemiyor, Hayatı Şarkılarda Yaşıyor ve Yaşatıyor.


Artık kulağıma hoş gelen güzel seslerden güzel şarkı dinlemek kesmiyor beni. Hele ki Nükhet Duru'yu satır-satır, hece-hece dinlemeye başladıktan sonra herkes yavan gelmeye başladı. Çünkü belli bir olgunluktan sonra duygu arıyor insan sanatta. Ama o duyguyu derinden hissetmek istiyor yapılan işte.

Konumuz müzik olduğuna göre, mesela ülkemizde müzikte söze çok önem verilir, hatta hayran kitleleri slogan sözlerle veya felsefi alıntılarla avlanmaya çalışılır. Oysa müzik duyguların melodik bir şekilde notalarla ifade edilmesidir. Bu ister enstrümanla olur, isterse insan sesiyle. Çünkü her ikisi de sonuçta notayı seslendirebilen müzik araçlarıdır.

Ülkemizde enstrümantal, klasik veya  Rock, Opera, Caz gibi evrensel türlerin sevilmemesinin sebebi de duygunun sözle dile getirilme alışkanlığı ve farklı dillerdeki müziklerin sözlerinin anlaşılmamasından kaynaklanmaktadır. Bana hep derler, "Anlıyor musun da dinliyorsun yabancı müzikleri? Müzik anlayışı işte bu; Söze eşlik eden tam-tam kısaca. Böyle olunca da ağzı olan ve eline mikrofon alan şarkı söylüyor, kendini şarkıcı olarak tanımlıyor. Aralarında çok güzel sesler de var ama duygu yok. Duyguyu sözlerle anlatmaya çalışıyorlar. Ama sanki sintizayzırdan çıkan tek düze bir ses gibi olduğu için sözlerine kulak vermezsen hiçbir şey hissetmiyorsun. Benim için de şarkıda inanır mısınız sözün o kadar, hatta arkada iyi bir müzik olmadıktan sonra hiçbir anlamı yoktur, olamaz. Müzik adı üstünde melodidir ve benim duygularımı kabartması için de söz değil müziğin kendisi yapmalıdır bunu, ister enstrümanla, ister insan sesiyle. Eğer müzik bu işi yapmayacaksa ben duygularımı sözel olarak şiirle tatmin ederim ve kimseyi de musallat etmem duygularıma. Yani birileri ciyak-ciyak birilerinden alınan sözlerle mi duygularımı kabartacak. Benim gönül sesim birilerinin düz sesinden daha tatmin eder çünkü duygularımı.

Sorsan herkes müziksever, herkes şarkıcı, herkes müzisyen. Müzik anlayışımız Eurovision Şarkı Yarışması ve eğlence düzeyinde ne yazık ki. Biz o kadar mükemmel işler yapıyoruz da, bütün dünya mı geri zekalı bizim yaptığımız işleri anlamıyor? Biz bırakın iyi düzenleme yapmayı, inanın doğru düzgün davul çamlasını bile bilmiyoruz. Mehmet Tez'in de dediği gibi bizim şarkıcılarımızın şarkılarında davul hiç diğer ülkelerin şarkılarındaki gibi gümbür-gümbür çıkmıyor. Neden acaba? Çocukluğumda 80'lerde bile Avrupa soundlu şarkılarda davul seslerine bayılırdım ve neden böyle soundu yüksek olmaz şarkılarımızın diye hayıflanırdım. Günümüzde artık teknoloji sayesinde yapılamayacak hiçbir şey yok. Ama hala şarkılar bana yavan geliyor. Çünkü müzik işi duygu işidir, ruh işidir. Davulu bile ruhunla çalmazsan ne yazık ki istenilen sesi vermez.

Bizim ülkemizde müzik dahil sanat ticari amaçla yapılmaktadır, herkes parasının derdindedir. Bu müzik yapımcısından şarkıcısına kadar aynı. Adam para kazandıracak diye müziği yok ediyor, müzikle alakası olmayan işlere para yatırıyor. Böylece de müzikle alakası olmayan bir dinleyici kitlesi oluşuyor. Sonra da Opera'yı, Caz'ı, Rock'u, Klasiği müzikten saymıyor, Mozart'ı çağdaşı zannediyor, Picasso'nun yaptığı resmi İlköğretim seviyesinde buluyor, düğün eğlencesi ve eğlendiricisini yılın şarkısı ve şarkıcısı yapıyor. Bu ülkede gerçek müzik dinleyicisi o kadar az ki, yok denilebilir.

Tamam isteyen istediğini yapsın ve dinlesin, yapma ve dinleme hakkına da sahiptir ama piyasa işlerini de utanmadan kalite diye dayatmasın. Çok satması iyi olduğunu göstermez, az satması da iyi olduğunu göstermez ama bizim ülkemizde çok satan iyi değildir. Çünkü çok satanlar ortadadır. Bi' de star muamelesi yapıyorlar ya. Neyin starı ki bunlar?

Nükhet Duru'yu sevmemin tek sebebi sesindeki ve yorumundaki duygudur. Tabi Nükhet Duru demek sadece ses ve yorum demek değildir. Şarkılarındaki söz, müzik ve düzenlemecilerin de ifade aracı olmasıdır. Nükhet Duru da kendini onlarla, onların yaptıklarıyla ifade etmiştir. Arkasında her zaman müziğin en iyileri olmuştur ve belki de Nükhet Duru'nun en büyük şansı müzik dünyamıza bir daha asla gelmeyecek müzik dahileriyle çalışmış olmasıdır.

Nükhet Duru müzik adına ders çıkarabilene bir okuldur aslında. Müziğinden düzenlemesine, şarkılarından sesi ve yorumuna kadar şarkıcılığın nasıl olması gerektiğine tek örnektir. Çünkü şarkılara sesi ve yorumuyla hece hece duygu verebilen başka bir şarkıcı yoktur. Eğer bu ülkede diğerleri şarkı söylüyorsa, Nükhet Duru şarkı söylemiyor, hayatı şarkılarda yaşıyor ve yaşatıyor bence.

Ben bir çoğuna-müziği müzik olarak dinlemeyenlere göre Nükhet Duru'yu abartıyor olabilirim ama müzik sadece eğlence ve egoları tavan yaptırmak olmadığı için, onlara Nükhet Duru'yu müzik kulağıyla dinlemelerini tavsiye edebilirim ancak.

25 Ocak 2012 Çarşamba

Nükhet Duru

Müjdeler, Doğdu Nükhet Duru!


Nükhet Duru'nun sesini her şarkıda, her şarkının her bölümünde, her kelimesinde duygusunu en ince ayardan verebildiğinin farkında mısınız?

Müzikçalarımda Nükhet Duru'nun Melankoli albümü var bugünlerde. Gece yatarken onunla uyuya kalıyorum, sabah onunla uyanıyorum bu sabah da olduğu gibi. Gözlerim kapalı transa geçip, ruhumu temizliyorum, bedava rehabilite oluyorum. Keşke o anda kalp grafim çizilse de kan akışım ve kalp ritmimin ne kadar sağlıklı hale geldiği görülebilse. Çünkü Nükhet Duru şarkılarında insanlığa dair o kadar olumlu-pozitif hale getirilmiş mesajlar var ki, insan olduğunu hatırlıyorsun.

Nükhet Duru'nun en iyi albümü hep "şu" diyorum, "bu" diyorum, hangi albümünü dinlersem o an en iyi albümü o oluyor sanki ama, son kararımı verdim ve en iyi albümü "Melankoli", bence!

"Melankoli" şarkısında Nükhet Duru insan yapısının en hüzünlü tarafını, ruhuna en uygun şekilde ifade ediyor yorumuyla. Zaten sesinin orjinalinde melankolik, hüzünlü bir hava vardır Nükhet Duru'nun. Bu şarkının, bu duygunun ifade edilişinin en çok ona yakışmasının ardında da bu gerçek var büyük ihtimalle. Toplumsal yapı olarak hamurumuzda varolan bu temel duyguyu-melankoliyi bu şarkı üzerine anlatmaya ne kimsenin cesareti oldu, ne de gereği kaldı zaten bir daha. En güzel ve tek melankoli şarkısı.

"Haykırıyorum" inanın Nükhet Duru'nun en ama en güzel şarkılarından. Arkadaki kemanlar ve piyano, vokalde hüznün, isyanın en zirvedeki ses ve yorumu Nükhet Duru'yla birlikte gürül-gürül konçerto yapıyorlar adeta ve yüreklerimizi kanırtıyorlar. Bu şarkı Nükhet Duru'nun bazı şarkılarının gölgesinde kalmış en büyük hit olması gereken şarkılarından, bu albümün de en iyisidir bence.

"Yıldızlar" eşsiz benzersiz şarkılardan. Giriş çok senfonik ve de çok çağdaş. Nükhet Duru'nun sesi bu şarkıda yıldızlardan ricada bulunurken nezaket çerçevesinde. Sitemi de çok dokunaklı. Nağme yaparken de çok samimi ve asil.

"Hayat Umutla Başlar" Caz ve Senfoninin bir karışımı. Enstrümanlar çok ustaca yerleştirilmiş, yani şarkının formuna uygun  mükemmel bir düzenleme. Nükhet Duru olgun, içten ve de özgüveni yüksek tondan bir tavsiyede bulunuyor sesiyle bu sefer. Şarkıya adını veren cümleyi de dostça, umut verici ve sevgi dolu bir şekilde hissettirerek söylüyor.

Tüm zamanların en güzel şarkısı olmayı ne kadar hakkıyla elde etmiş "Ben Gene Sana Vurgunum". Giriş mükemmel, sıradışı. Davullar başka bir şarkıda hiç bu kadar güzel kullanılmış mıdır? Yaylıların tınısı resmen ruhumuzu delik-deşik ediyor. Nükhet Duru giriş yapınca nasıl bir aşk ki darmadağın oluyorsun, "Ben Gene Sana Vurgunum" nasıl  bir tutku dolu haykırış ki insanın aklı hafzılası almıyor. Şarkının yapısı da Ali Kocatepe bestelerinin yapısına uygun şekilde ikinci bölümünde şahlanan türden. Nükhet Duru'nun opera gırtlağıyla zirveye çıkıyor aşkın şiddeti-özlemi, bütün orkestra da canhıraş eşlik ediyor sevgili için pervane olunan bu aşka.

"Anılar"da bir çok şarkısında olduğu gibi giriş çok kısa ve çok harika. Şarkısına girer ve insanları ara müziklerle kandırmadan, oyalamadan söyler şarkısını Nükhet Duru. Müzik arkada gerçek görevini yapar senfonik bir şekilde ama çok sesli olarak. Vokallerle düzenlemeler aynı tondan olmaz hiçbir zaman. Tabi bunu müzikten anlamayanlar uyumsuzluk veya Nükhet Duru müziği kaçırdı olarak algılayabilir. Benim ruhuma çok hitap ediyor bu şarkı. Sözler müziğin ritmine nasıl uyum sağlamış; Söz mü müziği sürüklüyor, müzik mi dile getirmiş duyguları anlayamıyorsun. Keşke hep şarkı şeklinde konuşsak ne kadar kibar ve estetik olur. Bu şarkıyı dinlerken gerçekten geçmişte yaşadıklarımı ne kadar gözümde büyüttüğümü, o kadar da önemli olmadığını, olmaması gerektiğini duyumsuyorum şimdi tebessüm ederek. "Anılar koşuştular.." derken gerçekten sanki anılar insanın peşinden koşuyor, hesap soracakmış hissine kapılıyorsun, "Size borcum yok anılar.." derken de çok emin bir duygu var Nükhet Duru'nun sesinde. Hüzünleniyorsun ama aklın da başındadır artık.

Nükhet Duru'nun sesini her şarkıda, her şarkının her bölümünde, her kelimesinde duygusunu en ince ayardan verebildiğinin farkında mısınız? 4 saniyelik bir introdan sonra hiç göz boyamaya gerek duymadan savaş karşıtlığı hikayesine başlıyor Nükhet Duru. Öyle bir atmosfere sokuyor ki şarkı insanı, savaşın ne kadar kötü bir şey olduğu konusunda düşünmek zorunda kalıyorsun. Savaşın acısını yaşamış bir duyguyla barış dileyen bir ses devreye giriyor şarkının ikinci bölümünde. "Bombalar düşmesin.." derken sanki savaşı, o acıyı yaşamışlığın ruh halinin ifadesi var. "Her iki tarafta da insanlar...Kimler içim savaşır birbirini sevenler?". Çok samimi ve emin bir sesle sorulan sözler. "Haydi insanlar sarılın birbirinize.." derken gerçekten insanın ruhu kabarıyor, barışı hissediyorsun coşkuyla. Şarkı bir marş havasına bürünüyor finalde.

"Bir İnsan Doğdu". Ben bu şarkıyı sonradan duydum. Ama öldüm, bittim, bayıldım. Lokum gibi ses tonuyla dolu-dolu 70'lerin pop havasında bir giriş yapıyor ve şarkı söylüyor Nükhet Duru bu sefer. Bir çocuğun bütün kötülüklerden habersiz tatlı ve huzurlu bir şekilde hayata nasıl merhaba dediğini anne şevkatiyle sımsıcacık hissettiriyor. Ardından sevgiye dair mesajını veriyor ehemniyetli bir ses tonuyla ama müzikalitik bir şekilde. "Ne yazık doğdu insan derken.." hayatın getirdiklerinden dolayı pişman olunabileceğini, olunmaması için önlem alınmasına dair bir ruh haline sokuyor insanı. Şarkıda sevgiyi, aşkı, dostluğu, huzuru, mutluluğu, korkuyu, şüpheyi, güvensizliği bilen, yaşayan bir Nükhet Duru ses tonu ve yorumuyla duygudan duyguya geçiyorsun. Gerçekten şu hayatta bir insanın doğmasından daha kutlu bir şey var mıdır? Sevgiyle o mucizeyi yaşatmaksa insan olmanın bir gerekliliğidir.

"Cambaz" büyükler için yazılmış ama insanı çocuk hissettiren, davulla flütün profesyonelce dans ettiği bir şarkı. Sevinci, neşeyi, çocukluğa dair umarsızlığı ve de hayatın ne kadar değerli olduğuna dair mesajını da kocaman, mizahi bir şekilde veriyor. Düzenleme ve form olarak benim en çok sevdiğim, dinlemekten hiç bıkmadığım şarkılardan.

Nükhet Duru İkon

Sözlüklerde Nükhet Duru

İTÜ Sözlük'ten alınmıştır

-29.1974'te ilk kırkbeşliğini dolduracağında o kadar heyecanlanmış ki, geceler boyu gözünü uyku tutmamış ve sesi kısılmış. o dönem çalıştığı müzisyenler bu çıkmayan daha doğrusu fısıltı halinde çıkan buğulu nükhet duru sesine aşık olmuşlar. ilk kırkbeşliklerini bu şekilde çıkaran nükhet duru, hayranlarının da bu sese aşık olmasıyla tam 11 yıl boyunca 1985'te çıkardığı "sevda" albümüne kadar şarkıları o kısık ve buğulu sesiyle okumuş. olanlar olmuş tabii, nükhet duru kısa sürede bir fenomen olmuş, albümleri rekor satmış, yapımcılar yıllar yılı ona albüm yapmak için peşinden koşmuşlar.

-bugün 57 yaşını doldurmuş olmasına rağmen 20 yıl önceki ses performansını halâ koruyabilmiş olması, türk pop müziği'nde en iyi yoruma sahip kadın sanatçı olması nedeniyle alkışı hak etmektedir. iddia ediyorum ki, canlı performansı rakibelerinin albüm performansı kadar iyidir.

-32.yılbaşı akşamı ntv'de tegv için sahneye çıkan sanatçılardan birisiydi. bir "beni benimle bırak" dedi ki, gayet monoton giden yılbaşı akşamım bir anda renkleniverdi. sesiyle yorumuyla kendisine ayrılan 5 dakikalık sürede, yıldızlı bir yağmur olup sahneden yağdı. saçı makyajı takıları şahane, kıyafeti de çok şıktı.
-türk pop müziği hatunlarının (bilinen dörtlü) içerisinde tartışmasız en iyi yoruma sahip olanidir. diğer üç hanımda (ajda pekkan-nilüfer-sezen aksu) kendilerinin ayrı bir varlık olduğunu,benliklerini hissedersiniz. ne olursa olsun. bir hüküm, bir isyan vs, bişey, vardır hep. ama nükhet duru'da ayrı bir varlık hissetmezsiniz. şarkıya kul köle olmuştur. şarkıda kaynamış,erimiştir. kim kendini böyle alt etme cesaretini gösterir ki? seviyoruz, yeri ayrı.

-türk pop müziği'nin meşhur kare asındaki (sezen aksu-nilüfer-ajda pekkan ve kendisi) en az bilineni ve en az parlama başarısı gösterenidir. ama bu yorumunun çok üstün olduğu gerçeğini değiştirmiyor

-geçenlerde bir tv programında canlı performansına denk geldiğim başarılı diva. canlı performansı da albüm kayıtlarından farksızdı.

18 Ocak 2012 Çarşamba

Nükhet Duru - Gözler





Nükhet Duru 45'liklerinde Müzik ve Hayat Var

Bugünlerde 45'lik plak kayıtlarını bir CD'ye topladığım Nükhet Duru şarkılarını dinliyorum. İlk 45'liğindeki "Aklımda Sen Fikrimde Sen" ve "Karadır Kaşların"da bile Nükhet Duru'nun farklı bir şeyler yapmak istediğinin bir kanıtı. Türkülerimizin Pop Folk ve Anadolu Rock başlığı altında modernleştirildiğini biliyoruz ama Nükhet Duru ilk şarkısını ve türküsünü Caz formatında söylemiş. Nükhet Duru'yu benim en çok sevme sebeplerimden ve geniş kitleler tarafından ilgi görmemesinin sebebi de bu aslında. Ben kültürümüz ürünlerinin modernize edilmesi, her şekilde denenmesi taraftarıyım. Yani bir türküyü tek sesli şekilde asla ve asla kaldıramıyorum. Türkülerimizi dinlemem için mutlaka caz formatında söylenmeli. Operaya, Caza, Klasik Müziğe yabancı olmamızın sebebi bizi anlatmaması olabilir ama şarkılarımızı, türkülerimizi bu formatlarda söylesek belki başka türlere kapılarımızı aralayabiliriz ama zihinler öyle tutucu ki, kendi bildikleri dışında hiçbir şeye esneklik göstermiyor. Bu da kısır döngüyü, geri kalmışlığı, farklılıklara karşı korkuyu, sanatı anlamamayı, sanata değer vermemeyi, kaliteye karşı duyarsızlığı beraberinde getiriyor.

Sonraki 45'lik şarkısı ve ilk büyük çıkışını yaptığı, Nükhet Duru denilence ilk akla gelen şarkılardan "Beni Benimle Bırak". Resmen bir Klasik Müzik. Günümüz müzisyenlerine kemanların nasıl kullanılacağına dair bir ders niteliğinde. İntro ve ara boşluklarda kemanların kullanılması gerektiğini ve ister istemez Arabesk hava verdiğini savunanlar Nükhet Duru şarkılarına ne diyecekler acaba? Zaten şarkıda arabesk bir ruh olmasa, kemanlar da Arabeskvari kullanılamaz ki. Ne kadar inkar ederlerse etsinler, günümüz popçuları resmen Arabesk yapıyorlar işte. Söz olarak, müzik olarak, ruh olarak, yorum olarak Arabesk işte. İnkar etmenin bir anlamı yok. Pop Arabesk tanımın kabul edin de tereddütler, kargaşalıklardan yanlış ketegorizasyon neticesinde kavgalar çıkmasın, "Benim şarkımı arabesk diye yayınlamadılar" diye ciyaklanmasın. Eğer sadece kemanlar arabesk havası veriyorsa şarkınıza kullanmayın, olsun bitsin. Nükhet Duru birçok şarkısına hiç ara vermeden, giriş yapar ve bitirir. Çünkü arada alkışa temposuna ihtiyacı olmamalı sanatçının. Şarkı biter ve en sonunda alkışlarsın. Arada tempo tutulan şarkılar eğlendirici şarkılar, bunları söyleyenler de eğlendiricilerdir.
Aynı 45'likten "Gerisi Vız Gelir" de bir pop şarkısının nasıl senfonik bir şekilde yapılabileceğinin en güzel örneği.

"Her Şey Yolunda / İki Damla Göz Yaşı" 45'liğindeki şarkılar da Klasik tarzda düzenlenmiş iki güzel şarkı. Benim için müzik demek öncelikle düzenleme, sonra melodi, en son söz olmasına rağmen, bu şarkıların melodileri de çok şahane, sözleri de çok anlamlı. Nükhet Duru'nun o yıllarda şimdikine göre daha iyi anlaşılmasının sebebi, o yıllardaki müzik dinleyicisinin daha kaliteli olduğunu göstermez mi? Çünkü '94 yılında 70'ler ve 80'lerde yaptıklarının aynısının "94" yılında yaptı ama gene anlaşılmadı. Hani Nükhet Duru kötü işler yaparak müziğine ihanet etti diyorlar ya, yok öyle bir şey aslında. Gerçek müzik dinleyicisi kalmadı bence. "İki Damla Göz Yaşı" flütüyle, kemanıyla, sözüyle, müziğiyle, düzenlemesiyle gerçekten çok kaliteli Klasik Pop bir şarkı.

"Haydi Uzatma Arkadaş" 70'lerin ruhuna uygun tam anlamıyla bir pop şarkı ama düzenlemesi sayesinde Senfonik Pop bir şarkı. Tabi buna ülkemiz dinleyicileri yabancıdır. Oysa Batı'da Senfonik Pop diye bir şey var. Aynı 45'liğin diğer şarkısı "Canım Yandı" ise bir Pop şarkısının nasıl olması, düzenlenmesi gerektiğinin en güzel örneği. Benim de en çok sevdiğim Nükhet Duru şarkılarından biri.

Off, off! Şu "Cambaz" ne güzel bir şarkıdır. Nükhet Duru'nun kendinin de benim gibi "Anılar"la beraber en çok sevdiği iki şarkıdan birisi. Çok modernize bir düzenleme. Gereksiz gürültülerden uzak ne kadar modernize bir şarkı. En önemlisi bir de insana hayat veriyor, ruhunu çocuklaştırıyor, şımartıyor. "Haydi Hayat" şarkısında şarkının ruhuna çok uygun bir ses tonuyla yorumlama çok dikkat çekici. Özgüveni öyle güçlü hissediyorsun ki, kendine çeki-düzen veriyorsun.

Müzik dünyasında, üstelik çıkış yıllarında kendini kabul ettirmek gibi kaygısı olmadan "Harp ve Sulh" diye bir şarkı söyleme cesaretini kim gösterebilir, gösterebilmiştir acaba Nükhet Duru'dan başka. Bu cesaret barışa olan samimiyetinden olsa gerek. İnanın Pink Floyd'un "The Wall"u halt etmiş. Söz, müzik, düzenleme, orkestrasyon, ses, yorum dört beşlik. Bu şarkıyı dinleyen zaten Nükhet Duru'nun eşsiz ve benzersiz olduğun anlayacaktır. Bu şarkı üzerine yorum yapmak bile lüzumsuz. Susacak ve sadece dinleyeceksin barışa duyarlılık adına. Ve "Bir İnsan Doğdu". Dolu-dolu, insanın kulaklarını dolduran, ruhunu sarıp sarmalayan kütlesel bir şarkı. Nükhet Duru'nun sesi çok kocaman bu şarkıda.

Nükhet Duru'nun tabiki de çok daha güzel şarkıları var ama "Anılar" şarkısı benim için en değerli şarkısı desem yeridir. şarkıya bir girer, hiç duraksamadan anılarla muhakemesini yapar ve şarkıyı bitirir. Anılarla yüzleşirken ajitasyon yapmaz, dik durur, belki de bu yüzden çok seviyorum bu şarkıyı. Çünkü insan hayatta borçlu değil alacaklı olunca, kendini yerden yere atma ihtiyacı hissetmiyor artık daha sağlam olgunlaştırdığı için. 45'liğin diğer şarkısıysa "Güneş". Nükhet Duru'nun müzikalite dışında şarkılarına bakarsanız hayata, tabiata dair şarkılar olduğunu da görürsünüz. Hep bir sorgulama, didikleme, bir şeyleri anlatma kaygısı taşı. O kadar çoktur ki dersem ayıp olur- belki tamamına yakını öyledir. İsimleri bile çok cesurdur şarkıların. "Palto", "Şadırvan", "Yıldızlar", "Kulis", "Deprem", "Çakır", "Gözler", "Ressam", "Tay"... Şarkıları dinleyince o tek kelimelerin altında birer yaşam, hayat vardır, çıkarılacak ders vardır.

"Yıldızlar" da Nükhet Duru'nun çok güzel düzenlenmiş şarkılarından biridir. Gümbür-gümbür bir senfoni. Melodisi de çok harika. Dinledikçe bıkmak bir yana, insanı sürükleyen çok güzel bir şarkı.

Modern Folk Üçlüsü'yle yaptığı 45'likten "Takalar" Türkülerimizin, Folklörümüzün nasıl icra edilmesi gerektiğinin modernize, çok güzel bir örneği. Genellikle sanatçıların aynı tonda şarkı söylemesi birbirine karışıp algılanmasını güçleştirir. Ama burada herkesin sesi öyle güzel anlaşılıyor ki, gerçekten vokaller de çok sesli gibi olmuş. Zaten Nükhet Duru ile MFÜ'nün ses olarak tonaj farkı olacaktır ama çok güzel uymuş eler birbirine. "Dostluğa Davet" de olağan üstü çağdaş bir düzenleme örneği. Operet gibi bir şey olmuş. Sanki bir müzikalin sonunda coşkuyu zirveye taşıyor. Gerçekten Modern Folk Üçlüsü'nün değeri de anlaşılamamış bu ülkede.

Nükhet Duru 45'lik dönemini öyle güzel şarkılarla bitirmiş ki. "Ne Oldu Bize" derken, gerçekten öyle güzel sorguluyor ki biten bir aşkı, insanın yüreği dayanmıyor o sesin duygusuna. Şarkı söyleme dersi değil, hayatı yorumlama dersi de veriyor ayrıca. Bizim Klasik Müziğimiz Adnan Saygun'larla sınırlı kalmış ama Nükhet Duru müziği ve de vokaliyle sanki bunun  modern, popüler devamı olmuş. Kocaman bir saygı. Bu şarkı Nükhet Duu'nun en güzel şarkısı galiba. Nükhet Duru ayrılığı ve aşk acısını "Neden?" diye sorgularken şarkının bitişi kemanlarla yükseliyor da yükseliyor. Nasıl en güzel şarkısı olabilir ki. Plağın diğer yüzünde de "Al Gönlümü Diyar Diyar Sürükle" var. Bu şarkı da yorumsuz sadece saygıyla dinlenmesi gereken Nükhet Duru şarkılarından. Teslimiyetçilik değil, çok sevmekle ilgili bir anlatım şekli.

Not: Şarkılar üzerine düşünülmeden dinlenme süresi boyunca hissettirdikleri dahilinde yorum yapılmıştır.
Not 2: Ali Kocatepe telif haklarını elinde bulundurduğu Nükhet Duru 33'lüklerini orjinal halleriyle, 45'liklerini bir albümde olmak üzere Kültür Bakanlığı engelini aşabilirse CD formatında basacağını söylemişti ama nasıl bir engeldir ki, bazı sanatçıların albümleri basılabiliyorken, Nükhet Duru'nunkiler basılamıyor anlamadım. Bir Nükhet Duru hayranı da Ali Kocatepe'nin bu sözüne, "Onu bir geçeceksin!" demişti.

Nükhet Duru - Pasha Dergisi 1999

17 Ocak 2012 Salı

Pop Müziğin Arabeske Yenildiği Seksenler ve Nükhet Duru'nun Arayış Yılları


80'li yıllarda Pop Müziğimiz öldü gibi bir şeydi. Zerrin tamamen Arabesk'e yöneldi, Nilüfer bir yüzü Pop, bir yüzü Arabesk ve Sanat Müziği olan albümler yaptı ama bu işin en iyisini yaptı, Ajda Pekkan 80'lerin ortasından itibaren durağan döneme geçti, çünkü Süperstar IV tam anlamıyla bir fiyaskoydu, Sezen Aksu ise "Sen Ağlama"yı yaparak Pop Arabesk'le hedefi 12'den vurmuştu ve o yıl Bergen'in "Acıların Kadını"yla  en çok satan kaset olmuştu. Pop Müzik sanatçısı denilince 70'lerden gelen çok sanatçı vardı ama özellikle 80'lerin ortasından sonra Pop adına pek bir şey üretilmediğinden ilk akla Ajda Pekkan, Sezen Aksu, Nilüfer, Zerrin Özer ve Nükhet Duru geliyordu. Erkek sanatçı olarak Barış Manço ve Kayahan vardı sadece. Erol Evgin inişe geçmişti artık.

Naim Dilmener Nükhet Duru'yu Pop Müziği bitiren kişi ilan etse de, Sezen Aksu Nükhet Duru'yu Nükhet Duru bile bitiremedi dese de, Nükhet Duru Arabesk döneminde kendini yoz müzikten soyutlamasını bilmişti. Tamam yaptığı bir filmde Arabesk şarkı söylemiştir ama onu da tiz sesiyle operavari kendi yapısına uygun özgün bir şekilde söylemiştir.

1984 yılında Timur Selçuk'la çalışması, Klasik Müzikle Latin Müzik arasında gidip gelen ruhu ve Sanat Müziği'ne göz kırptığı "Her Şey Yeni" albümü Nükhet Duru'nun arayış döneminin ilk meyvesidir. Bu albüm ne kadar beklenen ilgiyi göremese de Nükhet Duru'nun yorum olarak her zamanki gibi zirvelerde dolaştığı "Güneşten Bir Parça", "Beni Kör Kuyularda", "İspanyol Meyhanesi", "Ne Yazık" ve "Yalan Sözlerle" gibi çok üst seviyeden kaliteli klasikler barındırmaktadır.

1985 yılındaysa "Sevda" albümü Nükhet Duru'yu yenilikçiliğinin inadı doğrultusunda olabildiğince parlatmıştır. İki şarkı tam anlamıyla Sanat Müziği ama diğer şarkılarda Sanat Müziği tadı olsa da tam anlamıyla Klasik Pop kalitesinde şarkılardır. "Nerdesin" ve "Şadırvan" olağan üstü şarkılar, "Çok Uzak", "Ali" ve "Destan" da albümün en iyilerindendir.

1986 yılında Nükhet Duru "Nadide" isimli tamamen Sanat Müziğinden oluşan Garo Mafyan aranjörlüğünde bir albüm yapmıştır, iyiki de yapmıştır. Çünkü Nükhet Duru'nun sesini her türde dinlemek çok keyif verici. "Endülüste Raks" Nükhet Duru'nun sesine, ruhuna çok uygun bir şarkıdır ve bu şarkıyı onun kadar kimse güzel söyleyememiştir.

1987 yılında "Çek Halatı Gönlüm" albümünü yapmıştır. Bu albüm Nükhet Duru'nun soyadı gibi insanın ruhunu dinlendiren, rehabilite eden, insanın kendisiyle hesaplaşmasına fırsat tanıyan, şarkılar müzik ve anlam olarak birbiriyle çok bağlantılı olduğu için en kompozisyonel albümü olmuştur. Orkestrasyon da çok yalındır. Albümü müzikçalara koyuyorsun ve albüm bittikten sonra sanki bir masaldan dingin bir şekilde uyanıyorsun. Ve Murathan Mungan'ın sözleriyle "Bir Tek Sevgili" bu albümdedir. Bu albüm bütün olarak sanki tek bir şarkı gibi olduğu için hit albüm diyebiliriz bu albüme.

1988 yılnda "Benim Şarkılarım" albümüyle değişik müzisyenlerle arayışını sürdürmüştür Nükhet Duru ama kendi özgün tarzından da ödün vermemiştir asla. Bu albümde yeni şarkılarındaki arayışıyla, geldiği nokta olan Nükhet Duru'yu Nükhet Duru yapan şarkılarla kıyaslama imkanı var yarısı eski yarısı yeni şarkılardan oluştuğu için. "Tay" bu arayışa ve doğru yola en güzel örnek şarkıdır.

80'li yıllara veda ederken, yanılmıyorsam '89 yılının son haftasında Nükhet Duru müzikal yolculuğundaki arayışını "Benim Yolum" albümüyle taçlandırmıştır. O bilindik anlamda bir pop şarkıcısı asla olmamıştır. O Klasik, Opera, Caz ve Senfoni'yi, kısaca gerçek ve kaliteli müziği dinleyiciye ulaştırmak gibi bir misyon üstlenmiştir. Bunu da alnının akıyla başarmıştır. Anlaşılabilmiş midir? Zoru anlamak ve başarmak o kadar kolay olsaydı, mükemmelliyetçilik olmazdı ve basitliğe, kalitesizliğe mahkum olurduk. Nükhet Duru işte bunu başarmaya çalışmıştır. Yapılan işin uzun soluklu, uzun ömürlü olması ve sonraki nesillere keşfedilecek eser bırakabilmektir gerçek başarı. Çabuk tüketilen bir iş başarıdan sayılmaz. Emek ister kalite, başarı ve gerçek güzellik. "Gel de Yola Düşme", "Dağınık Yatak", "Bir Yaşam", "Ya Seni Ya Gençliğimi" gibi şarkılar Nükhet Duru hayranlarını mest eden şarkılardır bu albümden.

Nükhet Duru'nun arayışı Pop Müziğimizin "patladı" denilen 90'larda da devam etmiştir ve 1991 yılında Folk Müziğimizi en çağdaş şekilde yorumlamıştır. İlk dinleyişte sanki folklorümüzle alakası yok sanılabilir ama folkla pop müziği öyle güzel harmanlanmış ki, sanki hiçbir türe benzemeyen bir iş çıkmıştır. Ben bu albümü tiyatral bulurum. Sanki Nükhet Duru Folk bir sahne yapmaktadır. "Mahmure" den alınacak çok ders var anlayacağınız.

1992 yılında onun müziğinin alt yapısı da "Aman Tanrım" albümüyle teknolojinin tek sesliliği synthesizer'a teslim olmuştur.

Devam Edecek;
74'ten 94'e Senfoniyle başlayan ve senfoniyle devam eden müzikal arayışta müziğe vurulan damga "94" albümü

Nükhet Duru'nun Altın Plak Çağı


Nükhet Duru müzik dünyasına 1974 yılında "Aklımda Sen Fikrimde Sen" 45'liğiyle merhaba demiş.

1975 yılında da bir 45'lik yapmış ama pir yapmış. "Beni Benimle Bırak" zirveden giriş yapmış, aynı plağın B yüzüyle de sanki değerlerine "Gerisi Vız Gelir Bana" demiş.

'77 altın yılı olmuş Nükhet Duru'nun. Üç 45'lik ve bu üç 45'liğin de "Bir İnsan Doğdu" şarkısı hariç içinde yer aldığı aranjmansız bizden söz ve bestelerle, çağdaş düzenlemesiyle müzik dünyamız için dönüm noktası olan "Bir Nefes Gibi" albümünü yapmış.

Hızını kesmeyip 1978 yılında "Anılar" ve Modern Folk Üçlüsü'yle "Dostluğa Davet" 45'liklerini, adını müzik dünyamıza pırlanta harflerle yazdırdıran içinde müziğimizin zirve şarkısı "Ben Gene Sana Vurgunumun" da olduğu "Melankoli" albümünü yapmış.

'79 yılında bir yüzünde "Yıldızlar"ın bulunduğu "Portofino" 45'liğini, içinde masalların da bulunduğu "Sevgili Çocuklara" ve "IV" albümlerini çıkarmış. O yıllarda Nükhet Duru her yıl bir albüm yani o günlerin deyimiyle LP-Long Play çıkarmış. Günümüzde en çok "Melankoli" ve "Ben Gene Sana Vurgunum" hatırlanıyor ama, "Benimsin Diyemediğim", "Çakır" ve "İyi Oldu Gelmediğin" gibi muhteşem şarkılar bu albümde yer almaktadır. O yıl bir de o güne kadar çıkardığı albüm ve 45'liklerin en sevilen şarkılarından oluşan içinde bir reklam cıngılının da olduğu "E Sevilen Şarkılarıyla" LP'sini çıkarmış.

'80 yılında karma bir albümde "Malaguena" ve "Nereden Sevdim O Zalim Kadını" isimli şarkıları söylemiş.

'81 yılında çok hit barındırmıyor gibi görünse de komple kompozisyonel şekilde hit olan "1981" albümünü yapmış. Tabi herkesin bildiği "Seninle" bu albümdedir. Ama çocukluğumda hatırladığım kadarıyla "Papatya Falı", "Gözler", "İstanbul İstanbul" ve tabiki de "Deli Diyorlar Bana" radyoda sık çalınan şarkılarındandır bu albümün. Albümü sonradan keşfedince "Aldım Veda Mektubunu", "Gidiyorum", "Kaldırımlar", "Gözlerin Bulutlu" ve "Hep O Kışı Hatırlarım" dahil olmak üzere baştan sona süpper bir albüm olduğunu anladım.

'82 yılındaysa şarkıların şarkısı "Oysa Şimdi"nin de olduğu "Aşıksam Ne Farkeder" albümünü yapmış. Televizyon ve radyoda "Şüphe Ediyorsun" şarkısını çok duyuyordum çocukluğumda ve de "Kazandım" şarkısını. Albümü yetişkin dönemimde keşfedince, "Gökyüzünden Birer Birer İndi Yıldızlar" favorim oldu. "Ressam" ı keşfedemeyenler hala çoğunluktadır değil mi? Disko alt yapısıyla "Her Şey Senin İçin" de en özel şarkılardandır benim için.

'83 yılındaysa plak satışlarının azalmaya başladığı dönemde yaptığı maxi 45'lik "Ne Oldu Bize / Al Gönlümü Diyar Diyar Sürükle"yle yine zirvedeydi Nükhet Duru. Di diyorum, çünkü o yılları ucundan bucağından hatırlıyorum artık. Hey Dergisinin listesinde görmüştüm plağı ama o yıllarda niye maxi dendiğini çözememiştim.

Nükhet Duru ile kulaklarımın ilk tanışması ben 9 yaşındayken oldu ve "Ben Gene Sana Vurgunum" u "Dön Gene Sana Vurgun" olarak söylemeye çalışıyordum tek oktavlık sesimle. Bir de "Çakır"ı çok severdim. Şüphe Ediyorsun" da dilime dolanan şarkılarındandı.

16 Ocak 2012 Pazartesi

Nükhet Duru

Nükhet Duru

Dört Dörtlük Albüm Nükhet Duru "IV"


Nükhet Duru'nun "94", "Benim Yolum", "Bir Nefes Gibi", "Melankoli", "81" ve "Aşıksam Ne Fark Eder" albümleri bir tarafa, "IV" bir tarafadır benim için.

Bu albümde anlatmaya gerek olmayan muhteşem ötesi "Benimsin Diyemediğim" ve "Çakır", kimsenin bilmediği ama ruhumuzu darmadağın eden "Deprem", belki de müziğimizin en iyisi, bir numarası-tek numarası "İyi Oldu Gelmediğin", değişik bir tat "Nerede O Eski Şarkılar", dünyanın sorumsuzluğuna, duyarsızlığına karşı büyümemeyi öğütleyen "Büyüme Çocuk", benim de yeni keşfettiğim ve çarpıldığım "Sanki Değişmiş Gibi", herkesin bildiği ilginç vokal teknikleriyle 80'lerin dans ruhunu içinde barındıran hit şarkı "Şüphe Ediyorsun", kadını anlatan "Ben Bir Kadınım", şarkının nasıl olması gerektiğine dair bir referans "İsyan Ettim Hayata" var.

Aslında Nükhet Duru'nun neredeyse bütün şarkıları hit olmayı hak eden "Ben Gene Sana Vurgunum" ve "Melankoli" kalitesinde. Tüm zamanların en iyi 100, hatta 200 şarkısını belirlesen ilk 200'e Nükhet Duru'nun şarkılarını koymak gerekir. Mesela bu albümü baz alırsak, ses, yorum, söz, müzik, aranje kısaca müzikalite olarak, bu albümdeki şarkılardan daha iyi bir şarkı var mı başka sanatçıya ait ? Yok! Örnek veririrken kişisellikten tamamen uzak duracaksın ama. Çünkü insanlar gönlünü tamir eden arabesk bir şarkıyı, düğünlerde göbek attıran oynak bir şarkıyı iyi şarkı zannediyor.

Bu albümün benim için özelliği tabi ki "Benimsin Diyemediğim", "Çakır", "İyi Oldu Gelmediğin" gibi en sevdiğim Nükhet Duru şarkılarının bu albümde olması. CD formatındaki toplama albüm "Nükhet Duru Klasikleri"nde bu albümden bir çok şarkının yer almaması da değerli kılıyor bu albümü benim için. Pikabım olmadığından dinleyemeyecek olmamam rağmen bu albümün ikinci el LP'sine ilk defa bir Nükhet Duru LP'si olarak geçen yıl sahip oldum.

Yapanlar yapmış ama, albümü yapan ve LP olarak basanların bile CD formatında basılmasının şart olduğunu bilemeyecek kadar müziğe saygıları yok sanırım. Ne kıytırık albümlerin bile CD olarak basıldığını düşünürsek, bu albümün, Nükhet Duru albümlerinin CD olarak basılmama sebepleri ya kazanılamayacak olan paralardır, ya da kafa yormaya değmeyecek bahaneler. Sezen Aksu'nun albümlerinin tekmili birden CD olarak basılabiliyorsa, Nükhet Duru'nun albümlerinin basılmaması için Devlet yasağı mı var acaba? Kimse bana Sezen Aksu'nu yaptıklarının Nükhet Duru'nun yaptıklarından daha iyi olduğunu iddia edemez. Her şey para demek olmasın lütfen. "Çok satar" iyi müzik demek değildir. Müzik yapanların da müzikten anladığını zannetmiyorum. Hepsinin işi ticaret yapmak.

 "IV" albümü Nükhet Duru'nun en dört dörtlük albümü bence.

13 Ocak 2012 Cuma

Nükhet Duru Müziğin Starı

70'lerden Günümüze Starlık Kavramı ve Nükhet Duru

70'li yıllara, aranjman yani Türkçe sözlü hafif müzik dönemine baktığımızda star ayrımcılığı yapılmıyordu anladığım kadarıyla. Çünkü herkes birbirine denk işler yapıyor, herkes yaptığı işe göre bir numara olabiliyordu. Müzik tekelleşmemişti. Günümüzde star olarak görülenlerin o dönemde diğerlerinden üstün görülmesi bir tarafa, bazıları onlardan daha rağbet görüyordu bile. Kim Gökben, Seyyal Taner, Nil Burak, Sibel Egemen, Esmeray, Nur Yoldaş, Banu, Ayla Dikmen ve diğerlerini günümüzün starlarından eksik görebilir ki? Çünkü onlar da sevilmişler, onların da iyi ses ve yorumları var, onlar da çok satıp-bir numara olup ticari olarak iş yapmışlar, adlarını müzik dünyasına yazdırmışlar. Belki az albüm yapmışlar ama bunda onların mı suçu vardır, yoksa müzik piyasasının mı? Çocukluğumda hatırlıyorum da Nazan Şoray "Hal Hal" ile ortalığı yıkmıştı. Gülistan Okan "Alışmak Sevmekten Zor", "Düğüm Düğüm", "Kanım Kaynadı Sana" ile bir stardı. O dönemler "isim"le değil yaptığın "iş"inle star oluyordun. Çünkü plak yapabilmek ve de bunu TRT denetiminden geçebilmek gerekiyordu halka ulaştırabilmek için. Sezer Güvenirgil'in, Aylin Urgal'ın da birer star olduğunu nasıl görmezlikten gelebilirsin ki tek kanallı televizyon döneminde. Asu Maralman'ı, Yeşim'i, Hümeyra'yı...

Tamam kabul ediyorum Ajda Pekkan'ın diğerlerinden daha fazla sükse yaptığını işin içine görselliği de katarak ama Ajda Pekkan'ın sesinin diğerlerinden daha iyi olduğunu kimse söyleyemez bana. Yaptığı şarkılar da neredeyse tamamen adaptasyon. Niliüfer 70'lerde "Dünya Dönüyor" ile çıktığında bomba etkisi yapıp çıkar-çıkmaz starlarımızın ilki ama sonraki yıllarda diğer aranjmancılarla eşitlenmiş. Ama yaptığı işlere geriye dönüp baktığımda çok iyiymiş, hatta en iyisiymiş gerçekten. Sezen Aksu'nun farkıysa aranjman yerine kendi ve başka bestecilerin yerli besteleriyle varolmaya çalışması ama diğerlerinin önüne geçmek ve star olmak için 80'lerin ortalarına gelmesi gerekiyordu. Pop müziğimizin en durağan olduğu 80'ler "Sen Ağlama" ile Ajda Pekkan'dan sonra, hem de aranjmansız özgün bir starlarımızdan biri olmuştu ve o günden sonra da bulunduğu noktadan hiç inmedi. Nilüfer'se Kayahan'la yaptığı ortaklık neticesinde "Geceler" ile ikinci çıkışını yaparak ve devamını getirerek hem çok satar, hem de kitlesel bir star olmuştu. 70'lerden 90'lara taşınan bir sanatçı da Seyyal Taner'di "Alladı Pulladı" ile ama devamını getiremedi. Getirebilmiş olsaydı diğer starlarımızdan bir farkı olmazdı. Keza Gökben'de öyle. Fantezizme yenilmeseydi ve devam ettirebilseydi o da starlarımızdan biriydi. Hele Nur Yoldaş'ları, Asu Maralman'ları hiç saymıyorum gümbür-gümbür sesleriyle. Zerrin Özer'de "Gönül" ile yaptığı çıkışı 90'larda taçlandırıp çok satan ve sesinin gücünü kitlelere kabul ettiren starlardandı. 80'lerde arabeske ve de çok ağdalı bir yapıya yenilmeseydi "Dört Yapraklı Yonca" meselesinde tereddüt edilmezdi onun için.

Evet geriye bir Nükhet Duru kaldı bilerek en sona bıraktığım. Onun farkı, şansı demeyelim de, sonraki yıllarda deneyselliği istikrasızlık olarak algılansa da ne yapmak istediğini bilmesi, çağdaş senfonik aranjesiyle, sözüyle, bestesiyle, ekip çalışmasıyla, tabiki de eşi-benzeri bulunmaz sesi ve yorumuyla yaptığı ilk albüm özgünlüğüyle müziğimizin dönüm noktasıydı. Star vardır, bir de içini doldurarak, hakkını vererek gerçek bir star olmak vardır. Herkesin hayran olduğu, kitlelerin afyonu olmuş kahramanlar gerçek ve müzikal anlamda star değildir. Ona bakacak  olursak ülke stardan geçilmez. Çünkü yaptıkları iş para kazandırmış ve kitleleri eğlendirmiş. Ne eğlendirenler stardır, ne de eğlencelik şeyler starlık kavramını hak eder.

Nükhet Duru'nun 80'lerin ortalarına kadar yaptığı işlerin müzikal yapısı çok sağlam olduğu için, sonraki yaptığı işler beklenilenin altında kalmış olabilir ama yaptığı her işte müziğimize iz bırakacak şarkılar vardır. "İz bırakacak" diyorum, çünkü gerçek müzik ortamı ve gerçek müzikseverler oluştuğu zaman anlaşılacaktır bu şarkılar. Yoksa Nükhet Duru'nun en kötü işi bile diğerlerinin yaptığı en iyi işten daha iyidir.

Sanatın ilerleyebilmesi için deneysellik baş şarttır, tekdüzelikten kurtulmak mecburidir. Nükhet Duru'da bunu yapmaya çalışmıştır ama müzik piyasasının yeknesaklığı yaptığı işleri kısır bırakmıştır. 80'lerin sonlarına doğru ve 90'ların başındaki teknolojik gelişme müziği geliştirmek yerine, aranjelerin tek kişinin elinden çıkıp tek sesli düğün eğlencesi haline getirmiştir. Nükhet Duru'da arada yaptığı bir-iki güzel altyapılı iş dışında nasibini almıştır bu tek seslilikten. Şarkılar, sözler, müzikler güzel ama alt yapıları kötü olan albümler-i var ne yazık ki. Ama gene de "BenimYolum" gibi, "94" albümü gibi çağdaş senfonik albümleri var kimsenin yaptığıyla kıyaslanamayacak düzeyde kaliteli olan.

Star-mıtar diyorduk ya, Nükhet Duru'nun starlığını ben de yetişkin bir müzik dinleyicisi olmaya başladığım 20'li yaşlarımın başında fark ettim. Çünkü insanın kaliteli müziği algılayabilmesi için belli bir müzikal olgunluğa gelmesi şart. O olgunluğa getirmezsen kendini, zaten hayatın boyunca müziği duygularına, hüznüne, neşene eğlence yaparsın sadece. O an sana ne sunulduysa, duygularını sunulanla tatmin edesin.

"94" albümünü bile çıktığı sene tam anlamıyla çözme anlamında keşfedemedim. Nükhet Duru'nun bu ülkeye gelmiş-geçmiş en iyi ses ve yorum sanatçısı olduğunu anlamıştım ama yaptığı işleri hep geriye dönüşler yaparak anlayabildim. Çünkü yaptığı işler hiç de öyle kolay anlaşılabilecek basit işler değil. Yoksa müzik otoriteleri Nükhet Duru'yu müziğin zirvesine yerleştirirken bırakın dinleyicileri, müzikle uğraşan diğerleri keşfederdi en azından. Nükhet Duru'nun şarkılarının dillere düşmemesinin sebebi sıradan müzikseverlere ve müzisyenlere fazla gelmesinden. Niye şarkıları cover'lanmiyor. Kötü olduklarından mı? Söylemek yürek ister! Söyleyenleri de gördük. Ellerine yüzlerine bulaştırmışlar. Onları görenler de cesaret edemiyor zaten. Etmesinler de. Çünkü herkes gerçek star, gerçek ses ve yorumcu olamaz. Dinleyerek feyz almaksa müzisyenler için de bir erdemdir.

Lafı bağlamak gerekirse, isteyen kendini süperstar ilan etsin, isterse ana kralice, isterse Janis Joplin, isterse yoncanın birinci yaprağı. Nabza göre şerbet vererek starlık, divalık olmaz, olmaz olsun. Örnek vermek gerekirse baş süperstarımız "Arada Sırada" diye bir şarkı söylüyor ve müzik dünyasını sallıyor, en çok satıyor, yıl sonu değerlendirmesinde en iyi şarkı ve şarkıcı seçiliyor. Olsun star ama sizin starınız olabilir o en fazla, benim değil.

Gerçek starlık iyi bir iş, iyi bir ses ve iyi bir yorumla, canlı performansla olur. İyi, senfonik bir düzenlemeyse olmazsa olmazlardandır veya en azından kitlelerin gözünü boyamak için teknolojiden faydalanarak ilköğretim seviyesinde gürültü kirliliği yapmak yerine akustik bir şeyler tercih edilmelidir. Ajda Pekkan star ama albüm ilk beş şarkıdan sonra "Arada Sırada"nın yabancı müziklerden apartılan ve kulakları sağır eden klakson seslerinden oluşan versiyonlarıyla tamamlanmış. Bu gürültüleri duyunca insan "Bu ne ya?" durumuna düşüyor. Günümüz starlığı bu işte ülkemizde.

Sonra Nükhet Duru'nun yeni çıkaracağı albümden Selim Atakan bestesi "İki Hayat" ı piyano eşliğinde canlı dinliyoruz, TEGV gecesinde yeniden yazılan alt yapısıyla "Beni Benimle Bırak" ı dinliyoruz ve Nükhet Duru'yla diğerleri arasındaki farkı görebiliyoruz. Görenler görüyor, göremeyenler gördüklerine inanmaya devam ediyor tabii.

Türk Pop Müziği'nin en iyi şarkısından ve şarkılarından çoğunun daha haberdar olmadığı, olanlarınsa Nükhet Duru'ya ait olduğunu bilmediği bir ülkede belki de kendi haline bırakmak gerekiyor bir şeyleri. Yoksa yaptığın işi reklamını yapıyor zannedebilirler.

(Yazının devamı 90'lar ve 2000'lerin star-cık-larıyla gelebilir.)

9 Ocak 2012 Pazartesi

Nükhet Duru En Çağdaş Klasik

Nükhet Duru Kategoriler Üstü Bir Senfonidir

Nükhet Duru seslerle beraber duyguların da birbiriyle mükemmel uyum içinde olduğu adına yakışır bir senfoni sanatçısıdır.

İnternette Nükhet Duru ile ilgili her şeyi toplamaya çalışırken önceki yıllara ait kaçırdığım haberlerle de karşılaşıyorum. Vakti zamanında gene birisi müzikte dört yapraklı yoncanın kıstaslarını sorgulamış kendince. Kıdemse, görüntüyse Ajda Pekkan'mış, sesse Sezen Aksu, Nilüfer ve Zerrin Özer'miş. Nükhet Duru ancak yoncanın sapı olabilirmiş. Sen ve senin gibi düşünenler kaale alınsaydı, şu anda Nükhet Duru, Nükhet Duru olmazdı. Olmayan bir şey birilerinin iteklemesiyle ne olabilir, ne kadar olabilir? Birileri elinden tuttuysa da ne ala. Demek bir şey varmış ki Nükhet Duru'da, 38 yıldır hala Nükhet Duru. Şimdi müziği teknik olarak hiç bilmeyenler, kendisine görsel veya işitsel hitap eden bir şeyi en iyi, kendisine ters geleni kötü ilan ediyor. E koskoca TRT kurumu bile caz, rock ve klasik müziği dinlenmiyor diye vericilerinden çıkartıyorsa, Nükhet Duru veya iyinin anlaşılmasını nasıl bekleyebiliriz ki? Çoğunluğun beğenisi de doğru seçim olsaydı, şu anda evrensel bir sanat anlayışımız olur, dünyadaki yerimizi alırdık.

Bu ülkede Nükhet Duru'nun sesi ve yorumundan daha iyi ne ses vardır, ne de yorum. Yılbaşı gecesi TEGV için yapılan konserde son Nükhet Duru performansını izleyenler diğer adı telaffuz edilen sanatçıların canlı performanslarıyla Nükhet Duru'yu karşılaştırsınlar, ondan sonra konuşsunlar. Show Girl'lükle şarkıcılığı, yorumculuğu birbirine karıştırmayalım lütfen. Kimisi ozan olabilir, kimisi billur gibi sese sahip olabilir, kimisi kükreyen bir aslan sesine, kimisi de sırtını görselliğe dayayıp sahnede playback yaparak star olabilir. Ama herkes iyi bir yorumcu olamaz. Üstelik Nükhet Duru bu adı geçen sanatçılardan daha iyi, daha güzel ve daha orjinal, daha özgün bir sese sahiptir. Yaptığı türse illaki adını koymak gerekirse, üstelik çıktığı ilk günden beri çağdaş, evrensel pop müziğidir. Diğerlerinin yaptığı gibi sıradan pop müziği değildir. Müziğinin senfonik, klasik alt yapısını, yorumunun operadan caza, folktan soula,bluesa, latinden klasiğe her bi' çeşidini göremeyenlere laf yetiştirmek de gereksiz aslında. Yoncanın bütün yaprakları sizin olsun! Çünkü Nükhet Duru bilindik anlamda sıradan bir pop müzik sanatçısı değildir. O yetişkin  tarzda müzik yapan bir yorumcudur, ses sanatçısıdır. Seslerle beraber duyguların da birbiriyle mükemmel uyum içinde olduğu adına yakışır bir senfoni sanatçısıdır.Yaptıklarının diğerlerinkiyle farkını, ancak niteliksel anlamda bir kıyaslama zahmetine girerseniz anlayabilirsiniz. Bu ülkede Nükhet Duru'yu bir kere en tepeye koyacaksınız, ondan sonra neyin kategorisini yapmak isterseniz yapabilirsiniz.